Hemedan (Hamedan)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hemedan (Hamedan)
Bütün Arap, Acem ve Hindistan tarihçilerinin ve özellikle Yunan Yanvan Tarihi'ninin yazdığına göre bu şehrin ilk yapıcısı Şeddâd oğlu Cemşid'dir. Bîsütun Dağı'nda büyük bir hazine bulup o mal ile bu Hemedan Şehrini yapmıştır. Irak toprağında geniş bir ovaya kurulmuş büyük bir şehirdir.
Ermeni Mıkdisî Tarihi'nde bu şehre Merzcüvas derler.
Moğolca’da Kalçak Şehri derler.
Yunanca;d a Daranya derler Zira Dârâ Şah'm bir tahtı bu Hemedan idi, bir tahtı Nusaybin yakınında Karadere Dârâ tahtı olduğundan hâlâ harabelerine Karadere derler.
Kürt dilinde Hemâvdân derler. Yani sulu şehir derler.
Farsça'da Hemedan, yani (—) (—).
Kalesinin büyüklüğü tam 4.000 adımdır, altıgen şekillidir ve 70 kuledir.
Bu sağlam surda büyük taşlar vardır. Her bir taşı hamam kubbesi ve Mahmudî fili gövdesi kadar vardır. Ondan bellidir ki Cemşid-i Ad yapısıdır.
Fırdolayı çevresinde hendeği vardır, ama derin değildir. Ve duvarı o kadar yüksek değildir ama geniştir.
Dört kapısı vardır: Kum Kapısı, Bîsütun Kapısı, Dergezîn Kapısı ve Bağdad Kapısı.
Kale içinde toplam 2.000 küçük odalar vardır, asla bahçe yoktur. Cami, hamam, han ve dükkânları vardır.
Ve kifayet miktarı cebehane ve serâmed topları vardır ve bin kadar nökeri vardır. Kalenin zemini verimli bir ovada bulunmaktadır. Eyaletinde toplam 500 şenlikli ve mamur köyler vardır ki her biri birer kasabadır.
Hâkimlerini bildirir: Evvelâ pâk Irak toprağında hâlâ sınırın son noktası olup başka hanlıktır. Hanı Can Apay Han'dır ki 3.000 seçkin silâhlı dizçökene, çiğ yiyene, çörek çekene, donluk giyene ve tülüngîlere sahiptir. 3.000 de at binici, savaşçı ve yiğit askere sahiptir. Bir hâkimi Şafiî mollasıdır, bir hâkimi hâce-i enâmdır ve bir hâkimi seyyidü's-sâdâttır. Sonra dizçöken ağası, yasavul akası, kelenteri, münşî, daruğa ve şehbender ağası vardır. Kısacası her kim han çöreğini yiyip ve şah donluğunu çekerse [giyerse] silâhlı gezer.
Hemedan camilerinin anlatılması
.................... (1.5 satır boş).....................
Alim medreseleri: Tamamı 9 adet ilim öğretilen medreseleri vardır ki her birini geçmişin şahları yapmıştır. Hâlâ ders hocaları muayyen maaşlarını alırlar, odaları kapalıdır, birer kapıcıları vardır.
Çocuk mektepleri: Hepsi 40 adet ebced okuyan ufaklık sıbyanların mektepleri vardır. Hurrem-âbâd Mektebi, Cihan Şah Mektebi, Gene Yâr Mektebi ve Hümâvirân Mektebi. Bunlar göz nuru ciğer köşesi çocuklar ile dolu irfan mektepleridir. [310a]
Derviş tekkelerini bildirir: Hepsi 11 adet sadık âşıklar, şanlı dervişler tekkesidir. Evvelâ bağlar içinde Gene Yâr Tekkesi, İmam Takî Tekkesi, Arab Cebbârî Tekkesi ve Bağdad Kapısı tarafına Şahruh Tekkesi, tamamı Bektaşî fukaralarıdır.
Akarsu çeşmeleri: Tamamı 150 yerde can bahşeden çeşmeleri vardır. Her birini övüp anlatsak seyahatimize engel olur. Ancak yine Osmanlı'dan Ferhad Paşa Çeşmesi ve Ali Esen Çeşmesi sanatlı yapılardır ve bütün akarsuları Elvend Dağı'ndandır.
Cana can katan sebilleri: Şehir içinde çarşı pazarda susamışların sebilhaneleri bolca vardır. Ama sorduğumuzda sayılarım bilemediler. Yine de billûr gibi suları Elvend Dağı'ndan gelir ve Temmuz'da buz parçalı tatlı sular verirler.
İleri gelen sarayları: Hepsi 8.000 adet zemin kat ve iki katlı kârgir yapı zengin ve yoksul evleri vardır. Bunlardan Hudâverdi Han Sarayı, Hamza Sultan, Pir Budak Sultan, Elem Şah Han sarayları İrem Bağlarıdır ve pâk toprak ile örtülüdürler.
Gelen giden kervansarayları: Üç yerde kârgir yapı konukevi kervansaray vardır. Yine bunlardan donanımlı Ferhad Paşa Kervansarayı ve Levend Han Konukevi mamuru meşhurdur. Ama bu şehirde asla kurşunlu yapılar yoktur.
Tüccar hanları: 11 adet yeni han vardır ki hepsinde Hind, Sind, Rum, Arap ve Acem bezirgânları kalırlar. Her biri birer kale gibi sağlam derbend hanlardır ki hepsinin kapıları Nâhşevan demiridir.
Çarşı bedesten: Hepsi 2.000 dükkânçe şah pazarıdır, gayet pâk, mamur ve süslüdür ama Haleb, Şam ve Bursa dükkânları gibi kârgir yapı güzel dükkânlar değildir. Ama yine caddeleri üzere ahşap ile örtülülerdir.
Hamamlarının anlatılması: Ancak 7 adet hamamları vardır.
....................(1.5 satır boş)....................
Seçkinlerin hamamlarının adedi: 200 adet saray hamamları vardır, diye Hemedan'ın ileri gelenleri övünürler ve Rablerine şükrederler. Gerçekte Han hıyâbânında bir aydınlık hamama girdim ki sanki Bitlis Hanı Hamamı'dır.
Eşraf ve ayânın Övülmesi: Müşerref olup can sohbetleri ettiğimiz eşrafın seçkinleri ve söz sahiplerinin özü özeti Hebâoğlu ve Kassaroğlu, Gene Ali, Mihman Kulı, Pir Yâr ve Şah Budak, bunlar Farsça konuşmada söz ustalarıdırlar.
Usta tabipleri: O kadar tabibi yoktur. Ama hepsinden usta Can Kulı Han-ı Şirazî, Yâr Ali Bedahşânî, Hoca Nukkal-ı Tirmidî, Hoyî Haşan Meymendî ve Çenârut-ı Hemedanî, bunlar işyeri sahipleri yetkin ustadlardır.
Usta kan alıcı cerrahlar: Bu şehirden yetişmiş cerrahları yoktur. Zira o ilimde bir ebleh kavimdirler. Hatta bir kölem attan tekerlenip biraz yaralanınca zorlukla buldular. O da İmâdiye yakınında Dühükli bir adam idi.
Sâlih şeyhler: Ancak Rumiyeli bir adam var idi. Onu da Sünnidir diye sevmezler idi. Ama Molla Berzencî, Molla Hırâmî ve Şeyh Sürhbîdî, bunlar yalnızlık köşesinde halktan uzak başka diyarın adamlarıdır.
Şairleri: Hemedan şairlerinin haddi sayısı yoktur. Fars ülkesidir ama şairleri fasih ve beliğ Arapça'da ustalardır. Hatta Hemedan hakkında bu şiir denmiştir:
Beledün ekûlû bi-fazlihî
Lâkinnehu akbahül-büldânı sıbyânehu
Fi'l-kubhi misle şüyûhihi
Ve şuyûhuhu fi'l-akli ve's-sıbyâni..
Erkeklerin giyecekleri: Bütün halkı alaca kalemkârî çit giyip başlarında alaca serbend ve zurzuvile kalaklı tac, ayaklarında keçe çakşır, yeşil don, alaca câme, yeşil, cengarî, turuncî sağrı pabuç giyerler.
Kadınların türlü türlü giysileri: Bütün kadınları altın ve gümüş arakiye ve dîbâ takke giyip yüzlerinde ipek burkaları ve üzerlerinde beyaz Lekkefûrî ve Behrampûrî miskâlî bez çarşaf ve ızârlar bürünürler ve öylece caddelerde gezip dolaşırlar.
Erkeklerin isimleri: Halkının genellikle isimleri Karahan, Karacan, Karakulhan, Karapîr, Seyfedin, Şemseddin, Esmâdin, Hurremkay, Sunkurkay, Şahlevendkay, Keçebay ve Elvend Aka gibi isimleri var.
Kadınların isimleri: Kadınlarının genellikle isimleri Mercene Hanım, Hengüle Hanım, Şâdbâd Hanım, Merhabâ Hanım, Sevindik Hanım, Gülbân Hanım, Enzile, Tenzile, Gülçehre, Melekrû, Candilân ve Şahbân isimli kadınları var. [310b]
Kölelerinin isimleri: Genellikle köleleri Gürcü köleleridir ve isimleri böyledir, Kulı, Yaşar, Kendibal, Şahbende, Hudâbende, Gelgit, Çarapar, Alatlı, Pervîz, Behremân, Yâr Ali, Kutlu, Kelender ve Sıyâmî gibi kullardır.
Cariyelerinin isimleri: Câriyeleri de Gürcü ve Gîlân’dan gelmiş Rus'dur ki isimleri böyledir: Şelefe, Helece, Gelece, Hennese, Sevdâye, Mehriye, Tâbende, Gülçîn, Mehçîn, Künnese ve Emete adlı câriyelerdir.
Hemedan halkının dili: Yaka Türkmeni dili üzere, "Harada idin, pes men neylerem, men dilediğim edermen, heze telisemen"; yeminleri, 'Güzelce Şah başıyçün ve kırmızı Murtaza Ali hakkiyçün ve Düvâzdeh İmamlar ervâhiyçün" derler, Kürtçe ve Ermenice bilirler.
Gençlerin yüz renkleri: Bütün halkı esmer yüzlü, buğday benizli, uzun boylu ve yiğit adamlardır. Hepsi Şiî, Rafızî, Mutezilî, Müşebbehî ve Hurûfî mezhebinde mezhepsiz Haricî taifedirler. İçlerinde Sünnîler gayet gizlilerdir ki Sünnileri sevmezler.
Mahbûb ve mahbûbeleri: Mahbûb ve mahbûbesi esmer yüzlü olur ama hepsi cilvelilerdir, Kadınlarına rağbet vardır. Ama oğlanları aşağı derecede müptezeldirler. Zira Hemedan kavmi tamamen kadınları severler ama zennan, koğucu ve bozguncu değillerdir ve âlüftelerdir.
Can veren güzel havası: Beldeler içinde bu Hemedan Şehri'nin havası soğuktur ama yeri ve toprağı iyi olduğundan bütün halkının tüm kadını erkeği, yaşlısı genci, sürüleri hayvanları etli butlu olup sağlıklı halkı ve hayvanları vardır.
Hayat suyu tatlı nehirleri: Bu şehrin batı tarafında yüksek Elvend Dağı bulunduğundan bütün bu şehrin akarsuları ve berrak bol tatlı suları Elvend Dağından doğup şehrin cennet bahçelerini sulayıp bütün yapılara dağıtılır.
Ev su kuyuları: 9.060 adet su kuyularımız vardır, diye Hemedan halkı söylediler. Sebebi aslı odur ki kuşatma sırasında bütün mallarıyla ve çoluk çocuk aileleriyle yer altındaki kuyulara girip sığınıp haramî, isyancı ve düşmanlarla savaşırlar.
Beldenin iklimi: Molla Âhun görüşü üzere bu Hemedan Şehri 18. örfî iklimin ortasında bulunup arz-ı beledi (—) yükseliş üzredir ve uzun günü (—) saat, derece ve dakika (—) dır. Uzun gecesi de yine öyledir.
Yapılarının talii: Bu Hemedan Şehri'nin temeline yapıcı başladığında yapı talii koç burcunda bulunmuştur ki merih evi ateşe dönücüdür. Onun için 40-50 senede bir kere bu şehir üzere düşmanlar gelip merih gibi kanlar dökülüp savaş olur.
Ruhban kiliseleri: Burada 7 adet Ermeni kiliseleri vardır. Bunlardan Enûşirvân'ın Behtek Kilisesi donanımlıdır. Urum, Fireng ve Çingene yoktur, ama Yahudi çoktur. Hemedan Yahudisi meşhurdur. Zirâ, mısra:
Rafızî rûz-ı kıyamet har büved zîr-i Yâhûd
demişler.
İbret verici yapılar: İnatçı Cemşid bu Hemedan Şehri'ni imar ettiğinde gün başına birer ibret verici tılsımlı direkler dikip nice yerde kalıntıları toz toprak içinde kalmıştır. (—) (—) (—) (—)
Tahıl ürünleri: 10 çeşit buğdayı var, iri ve berrak buğdaydır. Çeşit çeşit arpası vardır, iri ve dolgundur. Börülcesi, pirinci, baklası ve diğer hububatı boldur. Otları ve türlü türlü sebzeleri çoktur.
Yiyeceklerinin övgüsü: Evvelâ ekmeği Şeyh Safî menni ile 3 men ekmek bir kazbekîyedir. Kazbekî ki 2 dirhem gelir mankırdır, men dedikleri 260 dirhemdir ve 3 men ekmek bir kazbekîye olduğu zaman 2 okka ekmek bir mankıra gelir ama ekmeği siyahçadır.
Meyveleri: Bağlan bahçeleri çok olduğundan 40 türlü elması, eriği, kayısısı, Buhara eriği ve Gîlân armudu adlı armudu güzeldir. Ama üzümü acı olur. Narı, limonu, turuncu ve inciri olur ama iyi değildir.
İçecek çeşitleri: Bunlardan Elvend Dağı'nın balından yapılan şerbeti bir diyar bal şerbetine benzer değildir. Ve kıjı şerbeti, âbşüle şerbeti, köknar şerbeti ve gülnâr şerbeti meşhur içeceklerdir. Ama bademi yoktur, ancak pirinç bozası çoktur.
Aşevi imaretleri: Üç yerde ziyafet evi imareti var ki bütün gelen geçen konuklara kişik ve herisesi, haşek pilâvı bolca dağıtılır. Bunlardan Cihan Şah imareti ve Şah Hudâbende imareti mamur ve yaz kış nimetleri devamlıdır.
Bağlarının adedi: Tamamı 46.000 bağdır. Batı tarafı Bîsütun Dağı'dır ve şebekeli bostandır. Diğer şehir halkının bağları da bu Hemedan'dadır. Her bağına adam girse hayran olur. Bütün ağaçları ve Havernak köşkleri ölçülü bir şekilde dizilip yapılmıştır. [311a]
Güzeller şehri Hemedan şehrengizinin özellikleri
Evvelâ Hemedan Şehri Irak-ı Acem'de dağ beldesinden sayılır. Yani Kürd Dağları'nın doğusunda bulunan şehirlerdendir. Eski Kum Şehri bu Hemedan’ın doğu tarafındadır ve araları 5 merhaledir ki her merhalesi yirmi dörder bin adımdır. Kasrü'l Lusûs Kalesi, Gazvin Şehri ve bu Hemedan Şehri üçü birbirlerine yakın olup sac ayağı bulunmuştur. Pâk toprakları birbirlerine komşudur. Aralarında başka şehir yoktur ve mamur köyler çoktur. Hemedan Şehri eğiminde,
Elvend Dağı Yaylağı: Arap ve Acem'de meşhur büyük yaylaktır ki yüz binlerce hayvanla binlerce Kürt ve Türkmen taifeleri yaylalanırlar. Hatta Kürt şairleri:
Elvend-i mâ [E]lvend-i mâ
Bâdâş-ı yâr-ı gâr-ı mâ
Yek câm be-dih în bâde-râ
Ferzend-i kûh-Elvend-i mâ
demişler.
Nahiyelerinde, Elvend Dağında ve başka tepelerde kale gibi büyük mağaralar var ki her ne zaman Hemedan'a bir eşkıya gelse bütün Hemedan halkı bu mağaralarda sığmak bulurlar. Buraya Zâlim Ali Sahrası bir merhale yerdir ve gayet şenliklidir. Şiir:
Sehend Sâve Lân kûh-ı Elvend
Her sî şükûh künend pîş-i Hudâvend
{Sehend Sâve Lân tu lâfme-zen
Hezârân çeşme dâred kûh-ı Elvend}
…
Hemedan Şehri'nin ziyaret yerleri
Hazret-i Ömer halifeliği sırasında Hazret-i Sariye fethettiğinde iki binden fazla sahabeden; Muhacir ve Ensâr’dan ve Soffa erbabından kimseler medfundur ki hâlâ mezar taşlarıyla bellidir.
Evvelâ; Hazret-i Cafer-i Ensârî, Halil ibn Şair Hassan, Nasıruddin ibn Eyyûb-ı Suhyânî ve Şehâb ibn Zünnûn-ı Mısrî.
Acem bilginlerinden nice yüz bin kimseler medfundur, hangi biri yazıla!
Ve çay kenarında 995 [1587] tarihinde Cığaloğlu çenginde şehit olan Ali Fakı Paşa, Deli Dızman Bey ve Sıyâmî Paşa mezarları hâlâ bellidir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗