Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHüsnabad (al-Husn)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Hüsnabad (al-Husn)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hüsnabad (al-Husn)

Eski zamanda Şeddad yapısıdır. Sonra Hazret-i İsa asrında İspanya eline girmiştir. Daha sonra 54 tarihinde Emevîlerden Muaviye fethedip yine Frenklerin eline geçip nice seneler öylece kalmıştır. Sonra, (—) tarihinde Melik Tahir yedi ayda var kuvveti pazuya getirip fethetmiştir.

921 tarihinde Selim Han, Şam'ı fethedince Şam hâkimi Melik Senyal'in kardeşi Temres Bey bu kalenin anahtarlarını padişaha teslim edip Şam-ı Trablus'a eyalet kaydolunmuştur. Hâlâ paşa hâssı olup voyvodalıktır. 150 akçe şerif kadılıktır ve 7 nahiyedir. Kadıya senede 3 bin guruş hâsıl olur. 70 adet Arap köyleridir.

Yeniçeri serdarı ve kethüdayeri yoktur, ama dizdarı ve hisar eri 70 adettir. 11 topu ve yetecek kadar cebehanesi vardır. (—) tarihinde Maanoğlu asi iken 7 bin yeniçeri ve 10 bin başka eyalet askeri muhafız asker tayin olunmuştu. Eğer Maanoğlu eline girse kıyamete kadar Dürzî elinden alınmak mümkün değil idi.

Kalesi, bir ovanın doğusunda göklere baş uzatmış topraklı ve yalçın kayalı bir yüksek tepe üzerinde üç kat Yecüc Şeddi duvarlı bir kaledir. Her kat duvarı kırkar arşın yüksek ve 12 arşın enli şeddadi kalın ve rıhtım duvarlardır. Bu kalenin her taşının büyüklüğü birer hamam kubbesi kadar vardır. Gerçekten şeddadi yapıdır, zira bu yakın zamanların halkının işleri değildir.

Bu kale çepçevre hendek kenarınca dışarıdan 3 bin adımdır. Doğuya doğru uzunlamasına yapılmıştır. Üç kat kalesinde 105 kule vardır. Her kat kale duvarında birer demir kapı muhakkaktır. Ama taşra kapısı Tartus tarafına açıktır. Bu kapının hendeği önünde aşağı varoşa ve sahraya bakar bir lonca köşkü var, cihannümadır. Bütün gelen gidenler ve kale neferleri orada dünyayı seyrederler, bir dinlenme ve seyir yeridir.

Bu kapıdan içeri girip yokuş yukarı 300 adım bir karanlık kemerler altı vardır, üstü kat kat kulelerdir. Bu karanlık mahalli geçip bir kat demir kapı daha vardır, ondan içeri bir kat demir kapı daha var, onu da geçince kale içinde o mahalde bir cami var, ondan içeri iç kalede Selim Han Camii var. Ve dış kat kalede de bir cami var, minareleri eski tarzdır.

Tamamı 300 mamur ve mükellef, toprak ve kireç örtülü hanelerdir. Hamam, han, dükkân, bedesten, medrese ve imaret, bu kale içinde hiçbiri yoktur. Bu kaleyi çepçevre hendek kuşatmıştır. Bazı yerinde yağmur suyu doludur, bazı yerleri kurudur ve derin olan yerlerinde çeşit çeşit balıklar yüzerler. Kale halkı bu suyundan su ihtiyaçlarını karşılarlar. Bundan başka kale içinde büyük sarnıçlar vardır, yağmur suyuyla doludur, yaz kış suları eksik değildir.

Kısacası Trablusşam Eyaleti'nde değil, belki Van Kalesi, Mardin Kalesi, Şebin Karahisar Kalesi, Acem'de Kahkaha ve Kırım'da Menkub Kalesi böyle sarp değildir. Gerçi onlar da Yed-i Kudret kalesidir, ama her birinin birer eksiği vardır. Bunun dengi Moton Kalesi, Koron Kalesi, Yanık Kalesi ve Beç Kalesi ve Kandiye Kalesi'dir. Yine onların her birine Osmanlı zafer bulup fethetmiştir. Ama bu Hüsnâbâd Kalesi ya kuşatma veya hile ve aman ile fethedilmiştir. Zira kendine mavi bulut, güneş ve aydan başka havalesi yoktur. Meğer kâf ilmine malik bir padişah fethede, diye yazmışlar.

Bu kaleden doğu tarafına aşağı bin adımda inilince varoşu vardır. Kalesi yalın kattır, ama bu da gayet sağlamdır. Toplam 100 adet neferat hanesi vardır.

1 camii, 1 mescidi, 1 sıbyan mektebi, 1 hamamı, 2 han ve 40-50 kadar dükkânı var. 2 can bağışlayan çeşmesi var, biri Trablus yolu üzerinde ve biri şehirden uzak hamam yolu üzerindedir. Yine şehrin batısında büyük bir su kuyusu var, yağmur suyundan birikir berrak sudur, bütün kale halkı eşeklerle ondan su taşırlar.

Suyu ve havası hoştur, ama bağ ve bahçesi azdır. Genellikle mahsulü ipek olduğundan dut ağacı bahçeleri ve zeytin ağaçları çoktur. Hurma, limon ve turunç yoktur, zira yaylak yerdir.

Mahbûb ve mahbûbesine nihayet yoktur. Tatlı dilleri Arapça konuşur. Alışverişleri Frenk gemileri ve Dürzîler iledir. Bu kale denizden 2 saat uzak olduğundan metalarını at ve katırlar ile iskeleye götürüp satarlar, gayet zengin bezirgân adamları vardır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗