Ana sayfaEvliya Çelebi Seyahatnâmesiİnebahtı (Naupaktos)
BALKANLAR & KAFKASYA

İnebahtı (Naupaktos)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de İnebahtı (Naupaktos)

Rumeli tarafında deniz kıyısında (---) dağı burnunda bir topraklı ve kayalı bir tepe üzerinde üçgen şekilli bir şeddadi yontma taş, savaşa hazır sağlam ve dayanıklı kale ve büyük bir surdur ki yüksek yapı ve halkı şanlı kimselerdir.

Büyüklüğü çepçevre tam 3 bin adımdır, bin adını da deniz tarafıdır. Ve iki tarafı karası tanı 3.500 adımdır. Bu hesap üzere tamamı fırdolayı 4.500 adımdır. Bu adımlar kale duvarları üzerindedir, yoksa hendek kenarınca adımlansa daha geniştir. Ama taşlık yerde bulunmakla hendeği o kadar derin değildir, ama geniştir. Ve iç kalesinin semtinde biraz havalesi olmakla bu taraflarının hendekleri cehennem çukuru gibi derbenddir. Ve kara tarafları dereli ve tepeli yerlerdir. Ama tamamı yalın kat duvardır, ancak iç kale tarafları onar arşın enli duvarlardır. Ve gayet sağlam ve dayanıklı dirsekleri, burçları var ki tamamı 77 adet kuledir.

Batı tarafı eğri büğrü yapı olunup çevresinde toplam 5 adet kale kapıları var. İkisi batı tarafa bakmaktadır, biri aşağı kalededir ki kastele gider. Ve biri orta kalede olup o da kastel tarafına bakar. [338b] Bir kapı da iskele kapısıdır ki Salona Kapısı derler, Salona kasabasına gider. Ve bir kapı da iç kale kapısıdır. Bu kale gerçi üçgen şekillidir, ama sanki papuççu muştası gibi beli incedir. Mesela bu şekildedir.

Ve 7 kat bölme bölme hisardır. Her bölmelerin duvarlarında bir kapıları vardır. Ve dahi ta dağ başında dağlara havale iç kaledir ama gayet sağlamdır. Ve iç hisardan aşağı ta Yalı Kapısı'na gelince 6 kat hisar duvarını geçince tam bin adımdır. Limanı hisar içinde bina ile yapılmış bir küçük limandır ki ığrıb kayıkları ve firkateleri burada yatarlar. Kadırgalar taşra büyük liman içinde demir bırakıp yatarlar, ama büyük barça kalyonları limana karşı körfez denizinde yatarlar. Ve limanının kenarında bir yerli kaya içinde bir abıhayat su akar. Ama liman tarafında kale duvarları alçaktır, ancak enlidir. Ve burçları çoktur. Bu cirmde olan kalenin içinde,

Osmanlı sultanları ve müminlerin diğer ibadet yerlerinin sayısı: Tamamı 8 adet camidir. Bunlardan kalabalık cemaate sahip eski hisarda liman yakınında Sultan Bayezid-i Veli'nin Fethiye Camii, bir minareli, eski yapı büyük bir mabettir. Sonra Durak Bey Sarayı yakınında olmakla bir camii tamir ettiğinden Durak Paşa Camii derler, ama Mehmed Efendi Tekkesi Camii'dir. Sonra Yenikapı'da Büyükkapı Camii, Küçükkapı Camii, Pigadya Camii, orta hisarda Mehmed Efendi Camii, yukarı hisarda Baba Çavuş Camii, yukarı hisarda yine cebehaneye bitişik Bayezid-i Veli Han Camii ve büyük kapıdan dışarı Ömer Efendi Camii.

Medreseleri: 3 adet medrese vardır. (---) (---) (---)

Sıbyan mektepleri: (---) adet çocukların öğrenim gördüğü sıbyan mektebi vardır. Bunlardan Müftü Mesud Efendi Mektebi, büyük vakıf olup her sene başında çocuklara giysi dağıtılır.

Derviş hankahları: Tamamı 6 adet fukara tekkesi vardır. Bunlardan cami sahibi Mehmed Efendi Tekkesi bakımlı ve süslüdür ki liman yakınında Karabaş Mehmed Efendi Tekkesi adıyla bilinen bir Halveti hankahıdır. Ve bölme hisarda Aziz Mehmed Efendi Tekkesi, sırrı aziz olsun, büyük tekkedir. Yüzden fazla fakr ü faka sahibi hırkalı erenleri var. Salina Kapısı'nın dışında Şeyh Ömer Efendi Tekkesi ve Şeyh Küçük Mehmed Efendi Tekkesi.

MahaUe mescitlerinin adedi: Tamamı 11 adet mahalle mescitleridir. Bunlardan donanımlı, cami olmaya müsait kalede Parmaksız Hacı Mescidi, Ebusssuud Efendi Mescidi (---) (---) (---) (---) (---).

İhtiyaç sahipleri için hamamlar: 3 adet hamamları vardır. Biri çarşı içinde (---) hamamı, çiftedir. Birine daima kadınlar girerler. Ve biri liman yakınında (---) hamamı, gayet hoş ve geniştir. Ve biri yukarı Pigadya Hamamı, hoştur. Ama 200'den fazla saray hamamları vardır

Meslek sahibi tüccar hanları: Hepsi aşağı kalede 2 adet sağlam kargir yapı hanlardır. (---) (---) (---)

Kazanç ehli dükkanlarının adedi: Tamamı 200 adet dükkandır, ama bedesteni yoktur. Lakin Salona Kapısı'nın dışında, çaylar başında deniz kenarında bir tabakhanesi var ki bir diyarda benzeri yoktur. İki başlan başka kapılı bir büyük kale gibi tabakhanedir ki içinde bir tuhaf mescidi, havuzları, pek çok misafir odaları ve tekkeleri var ki bir diyarda böyle Ah-i Evran ocağı yoktur. Kanlı olan kimseler bu tekkeye girse ustalar onu hakime vermezler ve dışarı çıkarmazlar. Onu debbağlık ile pak edip tövbe ettirip temizleyip tam usta ederler. Bu işyerinin bağ bahçeleri ve nice abıhayat arkları akıp denize karışır, pak büyük bir debbağhanedir. Ama Salona Kapısı'nın dışında bu tabakhane yakınındaki varoşta da mükellef dükkanlar vardır ama saymadım. Gayet bakımlı ve süslü büyük evler var ki hepsi bağlı bahçeli ve akarsulu güzel hanelerdir.

Ağa ve ileri gelenlerin saraylarının sayısı: Bu hisar içinde ve dışında 3 bin adet altlı ve üstlü, kargir yapı, donanımlı, mükemmel, bakımlı, süslü, şirin şeddadi yapılı ve baştan başa kiremitler ile örtülü, genellikle kafirden kalma haneler vardır. Tüm evleri körfez içine birbiri üzere kat kat kıbleye bakar, aşağı deniz kıyısından ta yukarı ve iç kaleye kadar tabaka tabaka evleri çeşit çeşit pencereler ile süslenmiş ve renk renk maksure, şahnişin ve kameriyeler ile bezenmiş olup meliklerin hasret çektiği şirin bir şehirdir. Bütün sokakları iniş ve yokuş pak taş kaldırım döşelidir.

Abıhayat çeşmelerinin sayısı: 45 adet çeşmelerden başka her hanede birer abıhayat çeşmeler akmaktadır. Zira bütün bu şehrin içinde ve dışında 245 adet hayat pınarı gibi kayalardan kaynayıp çıkar kaynak suları var ki Temmuz ayında bir insan rahatlıkla 3 yudum tatlı suyundan huzur ile içemez ve bir adam suya ellerini bir an sokamaz. Ta bu derece soğuk, duru ve berrak temiz sulardır ki sanki turnagözüdür. Bu akarsular bütün evlerden akar. [339a] Ama yukarı kale hanelerinde bu sular yoktur, zira sarp yerler olmakla kalenin kastel tarafının iç yüzlerinde bazı boş yerler vardır. Gayet taşlık mahaller olup inip çıkması zor olduğundan evleri yoktur, zira büyük geniş kaledir. Ve iç kale tarafında (---) (---) dağı iç kaleye havale olmakla gayet sarp yapı olup evleri de sarptır.

Şehir halkının konuşmaları: Tüm halkı fasih ve beliğ Türkçe konuştuklarından başka Rumca ve Arnavutça konuşurlar. Halkı gayet cesur, yiğit, uzun boylu ve hünerli firkateci gazileri vardır ve gayet garip dostlarıdır.

Meydan erlerinin giysileri: İleri gelenler muhteşemane samur lipaçeler, kamha, atlas ve haralar giyerler. Ve alimleri, salihleri çukalar ve helali giysiler giyerler. Taze gençleri tamamen Cezayirli esvapları giyip kırmızı fes, bağır yelekleri, göğüslükler ve siyah fillarlar giyerler. Bellerinde üçü bir yerde pala bıçak ve muhattem kuşak kuşanıp arkalarında birer Cezayir ihramları giyip gezerler. Kadınlarının dışarıda ne giydiklerini görmedim.

Bağlarının sayısı: Suyu ve havasının hoşluğundan kastel tarafında ve Salina tarafında toplam 27 bin bağ dönüm hakkı verirler diye muhtesib ve bacdar naklettiler, ama zeytiniyle dut ağacı ve servi ağaçları cihanı süslemiştir.

Ay yüzlü gençleri: Gayet mahbube, pak levendane taze yiğit civanları olur, zira bu vilayet Cezayir gibi yiğit ocağıdır.

Yiyecek ve içeceklerinin beğenilenlerinden beyaz ekmeği, çöreği, keklik ve bıldırcın böreği, sulu yemesi hoş üzümü ve haram şarabı meşhurdur. Ve limarında kefal ve levrek balıkları beğenilir. (---) (---) (---)

Mesire yerleri: Toplam 40 yerde dinlenme ve gezinti yerleri vardır, ama Salona Kapısı'ndan dışarı deniz kıyısında geniş bir alanda nice yüz adet çınar ve salkımsöğüt ağaçları sıralı olarak geçmişin kralları zamanında dikilmiştir. Halen günümüzde göklere doğru baş uzatmış olup her bir ağacın yapraklarının ve dallarının gölgesinde onar bin koyun gölgelenip asla zemine dünyayı aydınlatan güneşin ışığı düşmez. İşte böyle Acem hıyabanı gibi bir mesiregah yerdir ki Osmanlı, Arap ve Acem gezginleri içinde İnebahtı'nın Subaşı dinlenme yeri meşhurdur. Bu mahalle 300 adım yakınlıkta su değirmenleri var ki bu da bir geniş dinlenme ve gezinti yeridir. Şehrin bütün abıhayat suları bu mahalde kayalardan çıkıp nice yüz değirmenlere dağıldıktan sonra şehrin imaretlerine gider, gayet hazmı kolay tatlı sulardır.

Her bir gölgeli ağacın gölgelerinde nice küçük köşkler ve nice oturacak sofalar var imiş ama zamanın geçmesiyle bunlar harap olmuştur. Ancak kargir yapı havuzları, Keykavus mutfakları ve ara ara mastabaları kalmış. Hala şehir halkının ikindiden sonra gezinti yeridir. Kısacası görülmeye değer bir mesire yeridir.

1077 tarihinde bu şehre gelip bir gün oturup bu mesiregahda zevk ü safalar ettiğimiz bir ziyade tarih düşmüştür:

İnebahtı. Sene 1077.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗