İskenderiye (İşkodra)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de İskenderiye (İşkodra)
İlk defa İskender-i Zülkarneyn yapısı olduğu için İskenderiye derler. Sonra İspanya hâkimi eline girip daha genişletilmiştir. Sonra Pulya Kral elinden Venedik Pirinc-pirimleri bu kaleye sahip olup Üsküp, Priştine ve Vuçitrin taraflarını yağmalamaya başladılar. Bu kötü haber Fatih'e gelince hemen gaza niyetine deyip İskenderiye üzerine büyük bir ordu ile gelip 40 gün 40 gece kuşatıp 883 tarihinde Fatih Sultan Mehmed Gazi Venedik elinden zorla feth edip Rumeli Eyaletinde başka sancakbeyi tahtı etti. İlk fetihde hâlâ [33b] sancak hâkimi olan Mehmed Paşa'nın atası Yusuf Bey sancakbeyi olup ocaklık ihsan olunduğundan hâlâ hâkimlerine Yusuf Bey oğulları derler.
…
Osmanoğlu devletinde İskenderun 3 adettir, biri budur ki buna Arnavut İskenderiyesi derler; biri Akdeniz kenarında Haleb'e ara yatı Haleb iskelesidir, ona İskenderun derler; biri Mısır İskenderiyesi'dir, ama Yunan dilinde buna Aleksandire Purgaz derler. Purgaz Rumca kale demektir; yani İskender Kalesi derler.
Hâlâ beyinin Süleyman Han kanunu üzere hâss-ı hümâyûnu 459.200 akçedir, zeameti 19 ve cümle timarı 205. Kanun üzere üçer bin akçede bir cebelüleri ile alaybeyi, çeribaşı, subaşısı ve paşasının askeriyle toplam 4.000 adet seçkin yarar askeri vardır. Memur oldukları sefere Rumeli veziriyle veya sancakbeyleriyle sefer eşerler. Hatta tüm gazileri bizimle Erdel gazalarında bile idiler, gerçekten de cesur ve yiğit askerdir. Bu sancaktan paşasına 40 kese gelir olup 1.000 adet yiğit ile bu sancağı korur. Şeyhülislâmı, nakibüleşrafı, ayanı eşrafı ve 150 akçe payesiyle kadısı, sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, kale dizdarı, kale erleri, muhtesibi, voyvodası, bâcdârı, mimarı, şehir kethüdası ve haraç emini vardır.
İskenderiye Kalesi'nin şekli: Boyana adlı bir büyük gölün kıyısında bir sarp yüksek kaya üzerinde 4 köşeden uzunlamasına ve eğrice kurulmuş şeddadi kesme taş bir savaş kalesidir ki asla havalesi yok eğimsiz ve tehlikesiz bir kaledir, küçüktür, ama sarp ve sağlam bedelsiz bir hisardır. Boyana Gölü tarafında ve başka yerde hendeği yoktur, burçları ve bedenleri çoktur. İki kapısı vardır, biri gün doğusu tarafına, biri Küçük Ova'ya bakmaktadır, bu kapı içinde Muyo Baba Sultan medfundur ve ziyaret yeridir.
Hisar içinde evler azdır, ancak Sultan Mehmed Camii kiremit ile örtülü eski tarz aydınlık bir camidir. Ve 7-8 sarnıçları var, yağmur suyu ile doludur. Kaleden Boyana Gölü'ne inecek su yolları vardır ki kale halkı bilir, dışarıda düşman göremez gizli su yollarıdır, kuşatma sırasında onlardan su alırlar. Bu kalede dükkânlar yoktur, ancak 100 adet neferat hanecikleri ve buğday ambarları vardır. Cebehanesi ve şahane topları vardır. Boyana Gölü aşırı Torondoş Dağı'ndan bu kaleyi dövdüğü dağ biraz bu kaleye eğimlidir, ama kırkar karış uzun kale döver toplar lâzımdır; eğer küçük toplar ise bu kaleye o havaleden zarar yoktur, zira arada göl vardır. Kale dibinde kayalar kenarında Boyana Gölü içinde çam direkleri üzere balık dalyanları var. Başka eminliktir ki kale kulu aklâmıdır.
................(1 satır boş)...................
İskenderiye Kalesi varoşunun özellikleri
Tamamı 1.800 adet tek ve iki katlı cennet bahçesi gibi bağlı bahçeli, kiremit ve kayağan örtülü kârgir sağlam yapılı Müslüman haneleri vardır. Hepsi 15 mahalledir. Evvelâ Bayezid Han Mahallesi, Ali Bey Mahallesi, Hüseyin Bey Mahallesi, İskelebaşı Mahallesi, Müftü Mahallesi, Kara Haşan Mahallesi, varoşda Pazar başında Mahkeme Mahallesi ve (—) (—) (—) (—) (—)
Camilerinin anlatılması
Tamamı 11 mihraptır. Evvelâ çarşı başında Sultan Bayezid-i Velî Camii, önünde bir kuyusu âbıhayattır ki demir zinciri var, diğer camiler buna göre değil, kiremitli ve kalabalık cemaate sahip aydınlık bir camidir. Ali Bey Mahallesinde Hüseyin Bey Camii; İskelebaşında Müftü Camii; ve Kara Hasan Camii meşhur, mamur ve kiremit ile örtülü nurlu camilerdir.
Bunlardan başka 70 adet mescit vardır. Evvelâ (—) (—) (—) (—) [34a]
Ve hepsi 7 adet medresedir, her camide birer medrese bulunmaktadır, ama özel dârülkurrâ ve dârülhadis yoktur.
Ve (—) adet sıbyan mektebi vardır. (—) (—) (—)
Tamamı 6 adet tarikat ehli derviş tekkeleridir. (—) (—) (—)
Ve tamamı (—) adet tüccar hanı vardır. Bunlardan Ulama Paşa Hanı sağlam ve dayanıklı handır ki tüm kıymetli eşyalar bu handa bulunur.
Ve ancak bir adet mükellef hamamdır, ama gayet geniş, hoş havalı ve güzel yapılı aydınlık bir hamamdır. Suyu dolap ile Boyana Gölü'nden çekilir.
Ve hepsi 500 adet çarşı bedestendir, tüm sanat ehli mevcuttur, ama göl tarafında balık pazarı bakımlıdır.
Erkeklerinin giysileri: Hepsi çuka esvaplar giyip sıkma kopçalı çakşır, teybend ipek kuşak, kubâdî pabuç ve başlarında samur Arnavut kalpakları giyerler; ulemâsı ve levendleri kortela bıçak taşıyıp yiğitleri kılıç ve kalkan ile daim gezerler.
Kadınlarının giysileri: Tüm kadınları çuka feraceler giyip başlarına bostancı külâhı gibi bir acayip görünüşlü takke giyip üzerlerine beyaz car ve tülbent örtünüp sarı iç edik ve pabuç giyerler, ama gayet edeplice gezerler. (—) (—)
Erkeklerinin isimleri:
............... (2/3 satır boş)...................
Kadınlarının isimleri:
............... (2/3 satır boş)...................
Mahbûbe ve mahbûbları: Kız ve oğlanları o kadar gümüş endam ve gül dudaklı mahbûbu mahbûbeleri olur ki hepsi gülçehrelerdir.
Can bağışlayan havası: Suyu ve havası o kadar hoştur ki tüm halkı yetmişe seksene yetmiş, daha kuvvetleri henüz gitmemiş.
Abıhayat suları: Bir tarafında Drin Nehri ki sanki Kevser suyudur, bir yanındaki Boyana Gölü suyudur ki sanki şarâben tahûrdur.
…
Vilâyet halkını işleri ve kazançları
Bir sınıfı gölünde balık avcılarıdır; bir bölüğü askerî taifesidir; bir zümresi kara deniz tüccarlarıdır; ve bir fırkası sanat ehlidir; bir kısmı suhte ulemâlarıdır; ve bir kavmi bağcıdır, zira 23,000 adet bağları vardır. Çok iyi rencberlik edip işlerine ve kazançlarına mukayyet cesur ve yiğit Arnavut gazileri var. Başka millet bu şehirde yoktur.
Hepsinin dilleri Arnavutçadır ki bir dile benzemez, zira bu Arnavut kavminin ilk asılları ve çıkışları Mekke-i Mükerreme Kureyşlilerinden Arap kavmidir. Onun için Arnavut dilinde bazı Arapça kelimeleri vardır ki hâlâ aralarında kullanılır. Ve bu Arnavut kavminin bu İskender ve Avlonya dağlarından doğup Freng Talyanı dili ile karışarak Arapça ile Freng dilleri arasında Arnavut dilini Hazret-i Ömer zamanında bulduklarının sebebi ve Arnavut kavminin asıllarını inşaallah yeri geldiğinde yazarız. Ama şimdi,
Arnavut dili
Ve "Arnâbüd" diye Acem kavmi lakap demişler. Ve nice tarihçiler Ârnâbûd kavmi yazmışlar, ama tatlı dildir, birbirlerine izzet ikram ile alçak gönüllü ve yumuşakça sözler söylerler. Gerçi kefereleri Hıristiyan geçinirler, ama o da İspanya ve Venedik keferelerinin zorlamalarıdır, yoksa Mecûsî gibi ne kitap, ne haşir ve neşirden bir şey bilmezler, bir alay kitapsız kefere ve fecerelerdir ki dilleri budur.
…
İskenderiye şehri şehrengizinin tamamlanması: Varoşu içinde Drinaz Nehri üzere iki adet köprüleri var, biri Hüseyin Bey Köprüsüdür ve biri Ali Politina Köprüsü'dür.
...............(4.5 satır boş)...................
İskenderiye ziyaret yerleri: Evvelâ kale kapısının iç yüzünde Gazi Muyo Baba ziyareti sırrı aziz olsun.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗