Ana sayfaEvliya Çelebi Seyahatnâmesiİskenderiyye (İskenderiye)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

İskenderiyye (İskenderiye)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de İskenderiyye (İskenderiye)

Bu İskenderiyye Kalesi'nin Kıpti dilinde ismi Secencel idi. Daha sonra Büyük İskender ve Yunan İskender burada sakin olup taht edindiği için İskenderiyye dediler. Ama Rum taifesi Makdonya-i İskender derler. Frenkçe'de Golonya derler. Akdeniz kıyısında Mısır Adası'nın kuzeyinde ada gibi bir burunda vaki olmuş iki yanı biner parça barça kalyon alır limanların ortasında bir köşe ucunda on köşeli şeddadi yapı, sağlam İskender Seddi yüzük gibi dayanıklı bir kaledir. Kuzeyi ve yıldız tarafı, batısı ve güneyi tamamen Akdeniz'dir, ama doğu tarafı, kıble tarafı ve imbat rüzgarı tarafı tamamen karadır. Nasırıyye Arkı kenarları tamamen gül gülistan, bostan, cennet bağı gibi bahçelerdir.

İskenderiyye Kalesi'nin çepçevre büyüklüğünü bildirir

Evvela Reşid Kapısı, kalenin doğu tarafında bir köşede vaki olmuş iki kat demir kapıdır ki sanki Demavend Dağı kapısıdır. Bu kapıdan içeri girerken 2 adam boyu yüksek, kalenin sol tarafında dört köşe beyaz ham mermer üzerinde iri yazıyla bu tarih yazılmıştır:

Bismillahi'r-rahmani'r-rahim. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ve sellem, "Oraya emniyet ve selametle girin" [Kur'an, Hicr, 46] Emera bi-te'ammüli hazihi'l-atebeti'l-mübfireketi vaza 'aha ve te'allaka bfibe'r-Reşid hzfzan ve imarete'l-mahruse fi eyyam mevlana es-sultan el-melikü 'l-memalik at-Tahir Ebu Sa 'id, halledellahu mülkehu ve ce'ale'l-arza masen1ha melikehu, fi eyyami el-Mu 'iz elEşraf et-Takf fi am hams ve sittimi'e. [6osl

Bu Reşid Kapısı'ndan içeri girmeyip hendeğin kenarınca kıble tarafına şeşhane burca kadar 500 germe adımdır. Doğuya bakar sanatlı düzgün bir kuledir. İki menzilden beri Nasırıyye Arkı'ndan gelen mübarek Nil, İskenderiyye şehri içinde bu burcun dibinden hendek altındaki şebekeden içeri girip şehrin içinde yeraltında sokak sokak akıp bütün şehri sular.

Sonra bu şeşhane kuleden yine hendek kenarınca imbat rüzgarı üzere Gavriyye Burcu'na kadar tam 2.200 adımdır. Bu taraf, kalenin biraz suru tarafına düşer. Yani dışarı çıkmış iki yanını korur bir şekildir.

Ardından yine imbat rüzgarı üzere hendek kenarınca gidip tam 600 adımda Sidre Kapısı'na varılır, lodosa bakar 2 kat yüksek demir kapıdır. Ama iç kat demir kapının iç yüzünde Kapucular Safası üzere birkaç parça dört köşe beyaz mermerler üzerinde bazı kirişmeli karışık eski yazılar vardır, gayet yüksek olup okunması zor olduğundan yazılmadı. Ama bir dört köşe beyaz mermer üzerinde, ''Amener'Resulü bima ünzile ileyhi min rabbihi ve'l-mü'minun" [Kur'an, Bakara, 285] kısmına kadar yazılmıştır. Bu ayetten aşağıda sene hamsin ve hamsimi'e Is sol yazılıdır.

Sidre Kapısı'ndan taşra yine hendek kenarınca kalenin sağlam yapısını seyrederek yine imbat rüzgarı tarafına 1.500 adım gidip Burc-ı Kebir denen bir Kahkaha Seddi, İskender Seddi gibi benzersiz bir kuleye varılır, bir köşede bulunmaktadır.

Onu geçince artık hendek kenarınca batı tarafa gidilir, ta deniz kenarına kadar iç kale burnudur. 700 adımda varılır bir iç kale köşesidir. Deniz kıyısında büyük bir burçtur ki bütün İskenderiyye Kalesi'nin ruhudur. Şeşhane yapılmıştır. Usta mühendis var kuvveti pazıya getirip öyle marifet göstermiş ki hala insanlar öyle sert bir taşa keski vurmaktan acizlerdir. Denize 1 mil kadar bir burun gibi girip dört tarafını muhafaza edip korutur. Bütün temeli deniz içinde kırmızı somaki sütunlar üzerindedir. Kadırga limanını korusun diye bütün kolumburuna, şayka ve balyemez toplar bu iç kalededir.

Bu kule dibinde atlarımızı yedeğe alıp deryada yüzdürerek biz kale kenarınca geçip içeri limana girdik. Yine yaya kaleyi seyrederek deniz kıyısı ile, hendeksiz kenar ile kumsal üzere gittik. Nil'den gelen Nasırıyye Arkı'nın kale dibinde denize karıştığı yerde teferrücgah büyük havuzlar ve safalar vardır. Bazı garipler havuzlarda yıkanıp çamaşır yıkarlar. Bazı aşıklar maşuklarıyla deniz maliki gibi yüzüp vasıtasız sarmaş dolaş olacak yerdir. Bu havuzları geçip yine deniz kıyısı ile kadırga limanı kenarınca iç kale burnundan bu havuzlara kadar tam 500 adımdır. Oradan yine deniz kıyısı ile kumsal üzerinde karayel tarafına 500 adım gittik. Deniz kıyısı tarafı tamam olup Sa'd-ı Vakkas burnuna gelir. Bu da kalenin bir köşesidir, Burc-ı Ahzar (Yeşil Burç] derler. Bundan öte karayel tarafına kale yoktur, tamamen varoştur, Kadırga Limanı'dır ve Kalyon Limanı'dır, bu iki limanın ortasında İskenderiyye varoşu vardır. Günden güne mamur ve şenlikli olmadadır. Eski kale içi harap olup halkı taşra varoşta yeni yapılan yüksek saraylar ve çarşılar yapmaktadırlar.

Kalenin Kadırga Limanı köşesinde Yeşil Burç dedikleri büyük kuleden yine doğu tarafına varoş kenarınca yalın kat yüksek kale duvarıdır. Varoş ile kale duvarı arasında bir geniş alçacık hendek vardır, bu hendek içinden Nil'den gelen Nasırıyye Arkı'nın bir kolu da şehri suladıktan sonra kale İskenderiyye duvarının temelinde demir kafeslerden taşra çıkıp büyük hendek içinde akarak Yeşil Burç dibinde kadırga limanına karışır. Bütün varoş halkı suyu bu haliçten alırlar.

İskenderiyye şehrinin altı baştan başa satranç nakşı bölme bölme su yollarıdır. Şehir içinde eski zamanda bu su yolları üzerinde 7 bin kuyudur. Hala 3 bin adedi açıktadır ki her sene Buhayre kaşifi 300 adet sığırlarıyla gelip bu kuyulardan dolapları sığırlar ile çevirip 150 adet sarnıçları Nil suyu ile tamamen doldurup kadıya, paşa ağasına, bey kethüdasına, 7 bölük ağalarına ve 6 adet kale dizdarına kaşif avaidlerini verip Mısır divanına varınca İskenderiyye'yi suladığı için miri maldan 40 kese muhasebe malı gösterir.

Bu İskenderiyye'ye mübarek Nil suyu 2 konak yerde ta Rahmaniye Köyü yanında Nasıriyye'den gelip İskenderiyye şehrine arklarla gemiler gelip gider. bütün İskenderiyye halkı çadırlarını kurup içip eğlenip Nil'i İskenderiyye şehrine 3 yerden akıtırlar. Büyük seyirliktir ve büyük hayrattır ki hala bu hayratı bir padişah etmeye kadir değildir, vesselam.

Bu Yeşil Burç'tan tam 100 adım doğu tarafına gidip .Sa'd-ı Vakkas Kulesi dibinde Yeşil Burç'un kuzeyindeki varoşa açılır iki kat demir kapı vardır. Taşra kapı önünde bir göz kargir yapı köprü ile geçilir. Zira hendek içinde Nil akıp kale duvarını döver.

Bu Yeşil Burç'tan yine hendek kenarınca doğuya tam 1.100 adım gidince Babü'l-bahr'dır [Deniz Kapısı]. Kalyon Limanı tarafına bakan 2 kat yüksek demir kapılardır ki bu kapıların genişliği ve yüksekliği bir kale kapısında yoktur, gayet heybetli ve geniş kapılardır. Her kanadını sabahleyin onar adam güçlükle açarlar. Boyu yirmi beşer arşındır. Ve taşra kapı kemeri üzerinde dört köşe beyaz mermer üzere Kufi hatta yakın bir güzel yazıyla bu tarih yazılıdır:

Bismillahi'r-rahmani'r-rahim. Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve alihi ecma 'fn. Emera bi-itmami hazihi'l-kal'ati'l-azzm fişehr-i Rebf'i'l-evvel sene selase ve ışrın ve hamsimi'e. [Ra. 523]

Oradan yıldız tarafına, bir kumsal dalaşık buruna 200 adım gidincep bir büyük burç vardır, kalyon limanı tarafındadır. Oradan yine doğuya tam 1.400 adım gidip bir köşede bir büyük burçtur ki Kalyon Limanı'nda olan bütün kalyon, şayka, karamürsel ve burtunları muhafaza eder büyük bir burçtur. Bu tarafları Kalyon Limanı denizi döver. Kalenin tüm temel taşları deniz içinde yan yana döşenmiş yüksek sütunlardır.

Bu mahalde ayaklarımızı sıvayıp derya içinden geçerek kalenin deniz dalgalarından yıkılmış yerinden içeri girip kalenin burçları üzere geçerek doğu tarafına tam 500 adım gidip o mahalde İstanbul'da Atmeydanı'ndaki gibi dört köşe bir dikilitaş vardır. Nicesi de yıkılıp toprak üzerinde yatan yüksek sütunlar vardır. Bu alimet sütunlara Carudü'l-Mü'tefiki derler. Süleyman Peygamber asrında tılsım olması için yapılmış ibretlik eserlerdir. Ve bazı alametleri Ya'mer bin Şeddad yapmıştır.

Bu dikilitaş yakınında Bi'rü'l-Mubsıt [Mubsıt Kuyusu] adlı bir abıhayat kuyu vardır. Temmuz'da sanki buz parçasıdır. İçen susamışlara hayat verir. Belde halkının tabiat sahibi olan zarifleri genellikle Bi'rü'l-Mubsıt'tan içerler. Yumuşak ve berrak sudur.

Sözün özü, bu dikilitaşları geçip kıble tarafına 400 adım gidip oradan yine kale duvarı üzerine çıkıp kıble tarafına tam bin adım gidip bedenlerden aşağı derya bir minare boyudur, yarısı karadır. Sonra yine Reşid Kapısı'na gelip İskenderiyye Kalesi'ni tamamen yaya olarak dolaştık.

Bu hesap üzere İskenderiyye Kalesi çepçevre 11.700 adımdır, ama gayet süratle (---) saatte germe adımlanmıştır. Dış kat kalesi baştan başa küçük büyük toplam 175 kuledir. 70 burcu birer kale gibidir. Eski zamanda bu kuleler üzerinde 70 bin bekçi gözcülük edip çan, kebürge ve hakani köslerini çalıp muhafaza ederlermiş. Hala 70 burç üzerinde saraylar ve divanhaneler vardır.

Bu 70 burçtan başka kalenin 10 köşesinde 10 adet İskender Seddi büyük burç vardır. Hala içinde insanlar sakindir. Bu yazılan taşra kat kaleden içerideki katı da toplam 170 musanna, şeşhane ve mukarnaslı ve birbiri içinde çeşit çeşit yuvarlak, düzgün, yüksek ibretlik kulelerdir. Yapı ustası bir kuleye gösterdiği ustalığı bir kuleye etmemiştir.

Sözün özü, İskenderiyye Kalesi'nin kara yanı iki kat duvarı ve derya tarafının bir kat duvarında toplam 366 kule vardır ki gün başına birer burç vardır. Yeryüzünün seyyahları ve tarihçileri arasında böyle meşhurdur. Gerçekten de gözümüzle gördüğümüz de böyledir. Her kule arasında yirmi beşer bedendir. Bu hesap üzere İskenderiyye'nin iki kat kale duvarında toplam (---) beden vardır. Her bedende her gece birer bekçi gözcülük edermiş.

Bu kalenin duvarları o kadar beyazdır ki sanki beyaz incidir. Karadan ve denizden 100 mil yerden ve 2 menzil yerden ateş saçan güneşte parlar. Hala bir yanında duvarının rengine toz konup bozulmamıştır. Ancak deniz kıyısında duvarın temeline zarar gelip yıkılmıştır, o da 50 Mekke arşını kadar yerdir. Ama 80 seneden beri kale içindeki hanedanlar harap olup kalenin kuzeye tarafında iki liman arasında yeni süslü bir şehir kurulmaktadır.

Bu kalenin şekli ve konumu poyrazdan lodosa uzunlamasınadır. Boyu Reşid Kapısı'ndan iç kaleye doğru upuzun yapılmıştır.

Ama Hazret-i Ömer zamanında Amr ibnü'l-As fethettiği sırada, Emeviler, Abbasiler ve Eyyubller zamanında o kadar mamur ve şenlikli belde imiş ki 2.060 mihrap ve 77 bin hane var imiş. Kaleden taşra olan yapıları anlatmak mümkün değil imiş. İskenderiyye'den Reşid'e 12 saat yerdir, kat kat saraylar, bağlar ve bahçeler varmış. Deniz kıyısında bir karış boş yer yok imiş. Batı tarafı yine 12 saat eski İskenderiyye'ye kadar damdan dama, duvardan duvara horoz sıçrayarak tuzağa yakalanırmış.

Kıble tarafı yine 12 saat Demenhuur'a kadar Nasıriyye Arkı kıyısında kat kat saraylar ve cennet bahçeleri imiş, hala yapı kalıntıları bellidir.

Kale içinde 20 bin dükkan ve 2 bin sarnıç Nil suyu ile doluymuş ve 3 bin su kuyusu var imiş. Ve 170 hamam, 200 tekke, 150 han, 7 yerde bedesten, 3 yerde oyun meydanı ve 7 yerde çarşı meydanı var imiş ki Amr ibnü'l-As fethinde Hazret-i Ömer'e bu şekilde arz olunup gaza malından bin deve yükü saf altın ve kıymetli kumaşlar hediye gönderildi.

Halen kale içinde kalan yapılan bildirir

Reşid Kapısı'ndan içeri 800 hane, Sidre Kapısı dahilinde 300 hane, kale içinde 200 hane, Deniz Kapısı'ndan içeri 700 hane, 380 dükkan, 7 han, 1 bedesten ve biraz da çevresinde kimse kalmadığı halde atalarından miras olarak kendine intikal ettiği için mülkünden vazgeçmeyen hanedan sahiplerinden 300 miktarı hane daha vardır.

Bu kale içinde 6 hamam vardır. Taşra varoşta hamam yoktur. Evvela Nebi Hamamı, Altın Hamamı, Bey Hamamı ve Eski Hamam. Ama bunlardan Sinan Paşa Hamamı geniş, suyu ve havası hoş aydınlık hamamdır.

Bu kale içinde 130 su sarnıcı vardır. Her sene Buhayre kaşifi 300 sığırları ile gelip tam bir ayda bütün sarnıçları padişah malından 30 Mısır kesesi harcayıp Nasırıyye Arkı'yla doldurur, harcadığı muhasebesine mahsup olur. Bu sarnıçlar dolduktan sonra İskenderiyye şehri taze can bulur. Zira İskenderiyye'de bundan başka akarsu yoktur. Ama kale içinde dikilitaş yakınında bir abıhayat kuyucuk vardır, gayet lezzetli berrak sudur, lakin böyle bir büyük ve iskele şehre yetmez. Buhayre kaşifi İskenderiyye'yi suladıktan sonra İskenderiyye'nin işbaşında olan 12 adet ağalarına iki kese haliye [bahşiş, hediye] verir.

Onlar da "Kaşif ağa İskenderiyye'yi suladı" diye paşaya şükran üzere arz ederler. Eğer kaşif haliyelerini vermese derhal bütün vilayet ayanı kaşifi Mısır vezirine aykırı şekilde arz ederler. Hala vilayet ayanı günlük nice bin deve yükü su satarlar, kaşife gayet zulümdür.

Kale içinde Sinaniye Çarşısı, yol üzerinde 50 dükkan, ondan içeri Mağaribe Çarşısı'nda 300 dükkan ve bedesteni var. Sinan Paşa ve Ali Paşa hanlarında Venedik, Fransa, İngiliz ve Ceneviz balyozları sakindir. Davudiye Hanı'nda ihramcı Mağripliler sakin olur. Bab-ı Reşid'in iç yüzünde 100 dükkan ve Bab-ı Sidre'de 50 dükkan. Bunlardan başka mamur yerler tamamen taşra varoştadır.

Bu varoş 2 limanın tam ortasına bulunan burunda mamur ve şenlikli yeni bir şehirdir. 80 yıl önce yapılmaya başlandı derler. Henüz saraylar, han ve camiler yapılmaktadır. Tamamı 3.025 küçük büyük evlerdir, ancak çoğu tek katlı binalardır.

Bu varoşun kadırga limanı kenarı tarafı tam 1.700 adım ve tersane dibinden kalyon limanı önüne kadar 2 bin adım varoştur. Bu hesap üzere bu varoş 3.799 adımdır. Bu varoşta deniz kıyısında gümrük, mahzenler, Mendilzade Mustafa Ağa Hanı, Sinan Paşa Hanı, Mustafa Paşa Hanı, Hüseyin Paşa Hanı, Veys Paşa Hanı ve Hace Mehmed Ham vardır, gayet mamur ve sağlam hanlardır.

Ve 7 tekke vardır. Bunlardan Kara Kadırga sahibi Kasım Paşa'nın Hazret-i Abdülkadir el-Cilani Tekkesi ulu asitanedir. 70 adet derviş hücresi, semahane meydanı ve Keykavus mutfağı var, gelen gidenlere nimeti boldur, zira vakfı sağlamdır.

Bir de kalyon limanı kıyısında Hazret-i Şeyh İbrahim Gülşeni Tekkesi vardır. Hint, Yemen, Arap ve Acem'in seyyahları orada minnetsiz hanedir diye kalırlar. Nice hezarfen gönlü yaralı dervişleri vardır.

Bir tekke de mahkeme yakınında Sıddıki Tekkesi derler, Hacegan tekkesi demektir, Arapça'da Sıddıki tarikatı derler. Bir ulu nazargahtır. Bunlardan başka tekkeler kale içindedir, ama bu zikrolunanlar varoştadır. Birkaç tekkeler daha ziyaretgah sırasında yazılacaktır.

Bu varoş içinde 700 dükkan ve 300 mahzen vardır. Zira derbenci iskele olmakla bütün ülkelerin gemileri geldiğinde tüccarlar mallarını mahzenlere korlar. Onun için mahzenler gayet çoktur. Ve 12 mükellef kahvehanesi var ki her biri beşer yüz adam alır, hanende ve sazende mutrıplar gece gündüz Hüseyin Baykara faslı ederler. Çarşısı baştan başa taş kaldırım döşelidir, başka yolları kumsal çorak toprak olduğundan kaldırımı yoktur. Hala mamur olmada bir varoştur, ama bağsız, bahçesiz, susuz ve hamamsız bir varoştur, suyu deve ve katıdar ile kaledeki sarnıçlardan gelir.

Bu varoş 2 liman deryası ortasında bir alçak yerde bulunmakla yerleri tuzludur, asla ağaç bitmez. Bazı zaman yağmurdan ve deniz dalgasından derya varoşa girip büyük batak olur, ancak yeri tuzlu olmakla azıcık havalanınca kurur. Bu varoşun batısı İncir Limanı Burnu adlı yer deniz kıyısıdır ve hayli yüksek yerdir, sarı toprağı vardır, o tarafta baştan başa incir bağları vardır, gayet hoş ve güzel inciri olur.

Bu varoşun dört tarafında asla kale duvarı yoktur, hemen herkes Allah'ın geniş toprakları deyip evler yapmışlardır. Ama gayet yanlış yerdedir, kafirler ansızın gemilerle baskın yapsa bütün halkını esir eder. Ancak öyle değildir, Cenab-ı Bari bu şehre bir ihsanda bulunmuştur ki her tarafı küçük küçük döküntülü taşlardır, bir şekilde düşmanın kenara yanaşması mümkün değildir ki bu şehre zafer bula.

Bu İskenderiyye halkı genellikle kısa sıkma Mağripli esvabı giyerler. Zira kısa esvap hakkında hadis vardır, övülmüştür: "Elbisenin iyisi (eteği) kısa (yerde sürünmeyeni) olanıdır" buyurmuşlardır. Mısırlı gibi bol şapşal esvap giymezler. Ve gelenekleri hep Cezayirli, Tunus ve Trabluslu gelenekleridir.

Suyu ve havası Rum havası olduğundan mahbub ve mahbubesi beğenilir.

İmal ettikleri ve yetiştirdiklerinden beğenilenleri, gömleklik temiz keten bezi, pamuktan ince kız dimisi, beyaz kuskusi havlu nazik ihramları ve kırmızı sahtiyanı bir diyarda olmaz, meğer Edirne kırmızısı ola. Ve has beyaz ekmeği, çeşit çeşit balığı, Bostan Adası kavunu ve çeşitli inciri olur. Kebbari, yani kebere turşusu, nabıkası ve Cabir Ensari ovalarında nice bin çeşit renkte çiçeklerinin kokusundan insanı dimağı kokulanır. Ve lezzetli ve beyaz tuzu olur. Deniz içinde ibretlik yapılar var ki akıllar hayran olur.

Havasının güzelliği meşhurdur. Mısır'dan bazı hastayı getirirler, hava alıp Allah'ın emriyle 3 günde şifa bulur. Gerçi bağ ve bahçelerinde hurma ve inciri, limon, turunç, nar ve başka sahil meyveleri yetişir. Gayet soğuğu olur ve yağmuru çok yağar. İbrahim Paşa asrında hakir orada iken kar yağdı, ama tez kalktı. Zira üçüncü iklimin evvelidir. Mısır üçüncü iklim sonudur.

Bu İskenderiyye'nin bütün halkı 2 bölüktür, bir bölüğü askeri taifesidir, bir sınıfı tamamen tüccardır. Mısır'ın baş iskelesidir, tüm kafiristan ve Türkistan gemilerinin dinlenme yeridir.

Bu şehrin dört tarafı derya olmakla ekin mahsulatı olmaz, tüm hububat Buhayre toprağından gelir.

Bağ ve bahçeleri Nasıriyye Arkı'nın sağında ve solundadır, baştan başa meyveli bahçeleri vardır.

Bu şehir gayetle tehlikeli derbenddir. Doğusu, kuzeyi, güneşi ve lodos tarafları tamamen Akdeniz'dir. Güneyi ve kıblesi Buhayre vilayetinin gölleridir. Ancak doğusunda Reşid'e ve Remle bağlarına gidecek bir kumsal yol vardır, 5 saatlik yol ta Ebuhur Kalesi'ne kadar Remle bağlarıdır. Tüm İskenderiyyelinin mahsullü bağları oradadır. Bu İskenderiyye Kalesi bu yazdığımız şekildedir, vesselam.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗