Kalabak Manastırı (Meteora)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Kalabak Manastırı (Meteora)
Leka oğlu Kalabak Kral'ın yapısıdır. Gayet eski manastırdır. Bütün papazlar bizi karşılamaya çıkıp manastırlarını seyrettirdiler. Acayip sanatlı, eski yapı bir ibretlik manastırdır. Binası sanki büyük bir kale olup gayet mükelleftir.
Bütün avizeleri, askıları ve tüm kandilleri yaldızlı ve cevahirlidir. Bunda olan "Vedd'i, Süva'ı, Yağus 'ı..." [Kur'an, Nuh, 23] gibi putları Alman diyarında, Amsterdam'da, Loncat şehrinde ve Daniska şehrinde görmedim.
Burada 300 kadar palas kuşanan rahip, patrik ve kıssis var, her biri perhiz ile nice çeşit bilgilere ulaşmışlardır.
Ve burada o kadar mahbub, müğpiçe, güneş parçası oğlanlar var ki hepsi İsa Nebi uğruna kendilerini vakfedip her misafirin önüne durup bel bağlayıp hizmet ederler. Bütün yolcular, çevredekiler ve gezmeye gelenlere izzet ikram edip yemek yedirir, çeşit çeşit tatlılar, turunç, erik ve Buhara eriği reçelleri, tereyağları ve kaymaklar ile ziyafetler ederler.
Kısacası kuş sütü ve arslan sütüyle büyük ziyafetler edip gece konuk olanlara çeşit çeşit diba, şib, zerbaf gecelikler giydirip o kadar izzet ikram ederler ki bir vecih ile anlatılmaz, zira bu kiliseye bütün kafiristan ve dip Frengistan' dan adaklar gelir. Burada 40 yıl başpapaz olan kefereler kanuna göre Cebel-i Tür papazı olur. Sonra Rimpapa olur yahut İstanbul'da patrik papaz olup bütün dünya keferesine hükmü geçerli olur.
Sözün kısası bu kayanın ve bu kilisenin özellikleri dillerle anlatılıp kalemlerle yazılmaz. Bu dünyada bu yüksek dağ da bir temaşagahtır, ama çıkıp inmesi gayet tehlikelidir.
Burada bir gün rahiplerle sohbetler edip nice muğ-piçe oğlanlar ile konuştuk. Sonra başpapazdan hediyeler alıp akşama yakın Bakacak adlı kayaya çıktık. Bu kayanın etrafındaki birer, ikişer, üçer konak yerlerde olan kale, şehir ve kasabaları seyrettik. Evvela kuzey tarafında Demirhisar, Siroz, Vardar Yenicesi, Vodina, Karaferye, Oştrova, Serfice, Alasonya, Sidirkapsi, Lankaza ve Selanik şehirleri gözükür.
Doğusunda Akdeniz bir göl gibi görünüp sahilinde Koloz Kalesi, Kesendire Kalesi, Ermiye Kalesi, Çatalca kasabası, Fener Kalesi ve Tırhala şehri görünür.
Batısında Yanya Iskırapar, Margılıç, Delvinye, Avlonya şehirleri ve Tomor Dağı ardında Görice şehri, Aydonat ve Parga Kalesi, Venedik Körfezi içinde Venedik'in Körfez Adası, Julad Kalesi dağları, Dukat dağları, Kuryeleş dağları, Kardik Kalesi, Ergiri Kasrı Kalesi, kısacası bu tarafta 40 pare kale ve dağları toprak altında gibi belli idi.
Kıblesinde Kardiçse kasabası, Maşkolor kasabası panayırı, Cuma-abad kasabası, Domoko Kalesi, İzdin Kalesi, Badracık kasabası, Modoniç Kalesi ve Livadiye Kalesi dağları görünür. Ta bu derece yüksek Kalabak Kayası bir ibretlik bir tepedir.
Oradan yine Allah'a sığınıp ecel torbası adlı sepet içine girip gözlerimizi yumup can kuşunu Allah'a ısmarlayıp "Ben işimi Allah 'a ısmarladım" [Kur’an, Mü'min, 44] ayetini okuyarak zemine selametle uçup konduk. Yine o gece Kalabak Köyü'nde konuk olduk. Sanki gönül kuşumuz ecel avcısından kurtuldu.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗