Karaharman (Vadu)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Karaharman (Vadu)
İsimlendirilmesinin sebebi odur ki; burası bir havadar verimi zemin olduğundan Sarı Saltık Sultan yani Muhammed Buhari Saltık Bay hazretleri bu yerde fukaralarıyla ziraat edip mahsulünü bu yerde harman ettiğinden ismine Kara Harman diye nefes etmişlerdir, isimlendirilmesinin sebebi budur. Ancak kefere zamanında işlek liman, eski bir şehir olup Bulgarca ismine (---) (---) derlermiş. O zamanda sapık bir kral ismiyle isimlenmiş güzel, süslü bir şehir imiş.
Cenevizlilerin elinden bunu da Yıldırım Han feth etmiştir. Daha sonra kalesini küffar yine istila etmesin için yerle beraber harap, evlerini toprak etmiştir. Daha sonra Sultan IV. Murad Han zamanında bu yerde vahşi Kazak zararını def etmek için sığınılacak bir yer lazımdır, diye ferman edince (---) tarihinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümayi'ın ile bu Karaharman limanına demir atıp vilayetin ileri gelenlerinin görüşüyle Tuna Nehri arkının Karadeniz'e katıldığı yerde dualada bu kalenin temellerini atmıştır.
Gayret edip kış vakti gelmeden denizler gibi asker, nice bin amele ve ustalar ile üç ayda kale tamamlandı. Bütün mühimmat ve levazımatını, dizdarını, 300 adet levendlerini, 7 adet balyemez toplarını ve kıble yönüne bakan bir demir kapısıyla sağlam surunu tamamladı. Anahtarlarını ve kale içinde bulunan Sultan Murad Han Camii anahtarlarını Sultan Murad Han'a gönderdi. Murad Han da mübarek olsun deyip gönlü şad oldu. Hala bakımlı bir kaledir ve kale içindeki halkı mutludur.
Karaharman Kalesi'nin şeklinin anlatılması
Tuna Nehri arkıyla Karadeniz kıyısında bir yeşillik düz yerde dörtgen şekilli taş yapı güzel bir kaledir. Fırdolayı büyüklüğü 1.100 adımdır. İçinde ancak 20 adet hanesi vardır. Her gece davut nakkare, boru ve kerenay döğüp "Allah birdir bir" sesleri göklere yükselir sarp bir serhaddir, ama deniz kıyısında olduğundan hendeği yoktur. Zemine bir ferhadi külünk vursan su çıkar.
Bu da Silistre eyaletinde Babadağı Kazası nahiyesidir. Naib yönetir. Gümrük emini vardır ama sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı ve nakibi yoktur. Tamamı 300 adet kiremitli ve şindire tahta örtülü bağsız ve bahçesiz, han ve hamamsız bir kasabacıktır. Ancak iskele başında bir camii ve 70-80 adet tüccar hanları çeşitli mallar ile doludur.
Bu ibret verici kale yapıldı yapılalı bu limana ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu bakımlı kasabanın Tuna suyudur, ama havası ağırcadır.
Bunun da kefere zamanı bir büyük limanı var imiş. Hala çer çöp ile dolu olup bütün gemiler [126b] Tuna Nehri azmağında korkmadan çekinmeden yatıp kışlarlar.
Tuna Nehri Karadeniz'e beş yerden karışır. Biri Karaharman boğazıdır, biri Sülüne boğazıdır, biri Hızır-İlyas boğazıdır, biri Tulça Kalesi boğazıdır, biri Tuna Kili Kalesi boğazıdır. Hepsinden küçük ark gibi bu Karaharman boğazıdır. Allah bilir, kefere zamanında bu Karaharman boğazı insanların toplanıp çalışması ile açılmıştır, vesselam.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗