Kariş
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Kariş
Alman Denizi kenarında bir düz geniş ovada yeryüzünü süslemiş bağ ve bahçeli süslü şehirdir ki bütün manastırlarının altın ile yaldızlanmış haçlarının parıltısından gözlerimiz kamaştı.
Bu büyük belde 6. iklimin sonunda Fiyameng kralı hükmündedir ve başka bir kraldır ki tine ve pine sikke, guruş, dövme ve yuvarlak mümessek filori sebüke sahibi bir büyük kraldır ki Alman Denizi'nde 3.000 parça galyona, barçaya ve karaka gemilere sahiptir. Hindistan'a, Yenidünya'ya ve Çin'e işler gemileri vardır.
Bunlar da Hıristiyan milletindendir, ama İngiliz küffarı gibi bunlar da ateş-perest Mecusîlerdir, ancak kitapları İncildir. Nemse Kızılyumurtanın oruçları şeklindeki perhizlerinde yağlı yemeyip balık yumurtası yerler. Bu Felemenk ve İsveç kavmi Nemse'ye rağmen tavuk yumurtası ve koyun ciğeri yerler. Mezhepleri aykırı olup Felemenk kitabı yine İncil'dir, ancak Felemenk diline tercüme etmişlerdir.
Cengci Felemenk dilini bildirir
................(2.5 satır boş)....................
Nice çeşit kelimeleri vardır, ama esirlerimizden duyduğumuz yazılı olan kelimelerdir.
Ama bu şehrin sahrasında bir gün konup küffardan asla bir hareket yok ve şehrin çevresinde de burçları ve kuleleri sağlam hisarı da yok, hemen bir geniş ovaya döşenmiş bir büyük şehir, süslü varoştur. Ama çevresinde gayyâ kuyusu gibi hendekli ve yalın kat çitten duvarlı palankası var.
Allah'ın hikmeti bizim Tatarlarımızdan olan Mehmed Ağa kişilerinden 5-10 batır yiğitler 6 nefer kâfirleri esir edip getirdiler. Onların birini kati edince öbürleri:
"Kalenin deniz kenarında harap yeri var, oradan şehre girin, feth edersin" dediler.
Bu kere hemen tüm Tatar atlanıp oklarının temrenlerine birer yanmış kibritler bağlayıp kaleye yürüyüş edip şast ber-kabza ok yağdırdılar. Hemen şehir alev alev olup yanmaya başlayınca hemen hisar içinden küffar şehrin kıblesi tarafındaki dağlara kaçınca göz açıp kapayıncaya kadar Tatar bu kâfirlere yetişip birkaç binine ok yağdırıp katlettiler ve 10.000 kadar kâfiri zincire bağlı ettiler. Diğer gaziler kılavuz kâfirinin dediği yerlerden şehre girdiler ve o kadar ganimet malına sahip oldular ki anlatılır gibi değil.
Ama bu şehrin büyüklüğüne göre esirimiz azdır, zira biz tâ Bahr-i Muhit kenarlarına dek gidip nice bin köyleri ve nice şehirleri yakarak gittiğimizi bu şehir küffarları duyup gemileriyle ve kimi atlarıyla dağlara kaçmışlar. Onun için bu şehirde esir az idi, ama ganimet malı çok idi. Gerçi dağlarındaki becenelerinde ve taburlarında esirlerinin çok idiğini Tatar askerleri biliyordu, ama dağları gayetle sarp ormanlık, çalılık ve ağaçlık dağlar olduğundan Tatar kavmi kurşun korkusundan ve at işlemediğinden dağlara girmeyip esirler az alındı.
Bu şehrin dışındaki ovada bir gün korkusuzca konaklayıp atlarımızı otlatıp nice ganimet malları alıp bu şehrin doğu tarafındaki karlı yaylalar dibindeki şenlikli köylerinden 10.000 [128a] adet Felemenk diyarı atları yağmalanıp henüz Tatar'ın canları ve imanları yerine geldi, zira esirlerimiz çok ve esirler binecek atlar yok idi.
Sonra bu şehirden bu kadar ganimet mallan ile ve hesapsız esirler ile kıbleye doğru 2 gün at sürüp nice bin köyleri yakmadan bulunan esirlerini alıp,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗