Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiKaşan
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Kaşan

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Kaşan

Bu eski şehri ve büyük ülkeyi Arap, Acem ve Yunan tarihçilerinin tamamı türlü türlü tariflerle Kâşân Şehri'ni yazmışlar. Ama Ermeni Tarihçi Mıkdisî bu Acem Irak ülkesinde çok gezmesi dolayısıyla öyle yazmıştır ki, ilk defa bu Kınmân Şehri'nin kurucusu Menûçehr'dir. Depremden biraz harap olup nice sene olduğu gibi kalıp akrep ve çıyan yuvası olur.

Daha sonra suyu ve havasının tatlılığı hoşa gittiğinden Irak topraklarında böyle büyük bir şehrin harap ve yıkık bir şekilde kalması makul görülmeyip 243 [857-8] tarihinde Abbasî Halifesi Harun Reşid'in hatunu Zübeyde Hanım Kârûn malı Harun hâzinesi harcayıp bu şehri öyle imar eder ki sanki Lûristan Şehri olup üstad kâhinler toplayıp akrebinin çokluğunu ve çıyanlarının bolluğunu defetmek için kırk tür tılsım yaparlar. Hâlâ bu tılsımların temellerinin niceleri durmaktadır.

Sonra Kâşân Şehri bu dünya vakfı içinde nice bin melikten melike geçip kâh imar ve kâh harap olup (—) tarihinde Bağdad Halifesi el-Mustansır Billah üzerine Moğol kavmi gelip Bağdadı ele geçirdikten sonra bu Kâşâni da Aka Çay adlı veziri hâkim olup öyle imar eder ki sanki cennet kokulu Şam eder.

Sonunda Moğol padişahı olan İnçul Şah Bağdad'dan bu Kâşân’a gelip İnçuliyan taht merkezi olup daha bakımlı olur. Moğol kavmi şahlara İnçuliyan derler ama bütün Moğol inçuliyanı 3 kişidir, üçü de bu Kâşân'dan inçul olup üçünü de bu Kâşân'da katleylemişlerdir. Hâlâ Kâşân dışında yüksek bir türbede gömülüdürler ki İnçuliyan-ı Moğol Meşhedi diye bilinir.

Ama nice tarihde bu Moğol kavmi diliyle bu şehre Kışvân derler.

Kürtler Keşâv derler.

Hind dilinde Kejdimân yani akrep diyarı.

Arap dilinde Kâsibân yani kâr ediciler derler.

Çağatay dilinde Küşân-bür derler.

Fars dilinde Kâşân ve Kaşan derler. Zirâ kaf ve kâfin birbirlerine çıkış yakınlıkları vardır. Ama halk dilinde Kâşiyân ve Kasıyân derler. Ama doğrusu Kaşan’dır. Zira eski ismi Kın-mân Şehri'dir.

Sonra Harun Reşid hanımı Zübeyde Hanım 452 haftada tamamladığından Kâşân kelimesi 452 sayıldığından isim sebebi odur ki Kâşân dediler.

Daha sonra 791 [1389] tarihinde zorba Timur Han Irak meliki olunca, Timur Han alışkanlığı o idi ki her diyarı harap ederdi, ama bu Kâşân'a yazığı gelip oğlu Yakub Şah'a bağışlayıp taht merkezi oldu. Ama 954 [1547] tarihinde Süleyman Han fermanıyla Şah İsmail oğlu Elkas Mirza bu Kâşân Şehri'ni ve Kum-ı Hemedan'ı harap eder. O zamandan beri o kadar mamur olmuştur ki [322a] denizde damla ve güneşte zerre kadar yazalım.

Büyük Kîn Kâşân Şehri Kalesi'nin şeklini bildirir

İlk defa bu şehri imar eden Menûçehr’in yapısı Kîn Kalesi'dir. Kâşân Şehri'nin açığında geniş bir ovada kıble yönü Kîn Kapan Dağı'dır ki göklere baş çekmiş bir yüksek dağ olan Kîn Kapan'ın eteğinde 2 fersah uzaklıkta bir çemenzâr, lâlezâr, gül-i gülistanlı, bağ ve bostanlı ovada dörtgen şeklinden uzunlamasına konmuş bir tür pâk çamur ile yapılmış güzel bir kaledir ki kesme taş ile yapılmış kalelerden sağlam bir çeşit dayanıklı ve pusu şeddi Kîn Kalesi'dir ki sanki Kıbrıs Mağusa Kalesi'dir. Fırdolayı çevresini büyüklüğü 13.700 adımdır. Ama bu hesap kale duvarı üzerinden sayılmıştır ama taşra hendek kenarınca tam 18.000 adımdır ve gayet derin hendeği vardır. Hendek içi öyle pâkdir ki çer çöp, ot ve bitkilerden bir tek kök ve dal mevcut değildir.

Bütün duvar yüzü yağmurdan ve güneşten bozulmasın diye baştan başa Horasanî, kireç ve alçı ile sıvanmış beyaz inci gibi parlak bir kaledir.

Duvarının boyu temelinden 80 melik arşınıdır ve genişliği 20 arşındır. Üstünde nice süvariler çevgân oyunu oynarlar. Tamamı (—) adet kapıdır.

..................... (1.5 satır boş)......................

Kale içinde toplam (—) adet pâk toprak ile örtülü mamur haneler vardır ve şirin ve süslü hanelerdir.

İç varoşunun özelliği: Tamamı (—) adet hane vardır ama Kum Şehri’nden küçüktür.

....................(1 satır boş)....................

Hayat veren akarsuları: Bu Kâşân'ın bütün akarsuları Kîn Kapan Dağı'ndan gelip Dünyâsir(?) Nehri ile bir olup şehrin bütün imaretlerini sulayıp bütün bağlarım ve İrem gülistanlarını sulayıp iner, (—) (—) Nehrine (—) (—)

Kibar ve ayanları: Bütün halkı Şafiî mezhebindedir ama ama hepsi Şiî ve Sünnî ve Hanedân muhibbidirler. Kemal Akay.

Beldenin iklimi: Eski bilgin Batlamyus'a göre bu Kâşân Şehri 19. örfî iklimde bulunmuştur. Arz-ı beledi (—) (—) (—) ve uzun günü (—) saat ve (—) derece ve (—) dakikadır.

Yapılarının talii: Bu Kâşân Şehri'nin imareti talii Molla Kulga Şah'a göre akrep burcunda bulunup evi merih-i mâî olduğundan akrebi çoktur ve merih sıfatlı halkı kan dökücü ve cengâverlerdir.

Kiliseleri:

...................(1.5 satır boş)...................

Sanayiinin beğenilenleri: Bütün halkı dükkânlarında imalat yaparlar ki Kâşân'da işlenen savaşa dair silâh ve âletleri Diyarbakır'da ve Cıska Şehri'nde işlenmek mümkün değildir. Bu şehir halkı ustalıklarını göstermişlerdir.

Erkeklerinin işleri ve kazançları:

.....................(1.5 satır boş)....................

Tahıl ürünleri:

.................... (1.5 satır boş).....................

Yiyecekleri:

.....................(1.5 satır boş).....................

Meyvelerinin övgüsü: Bütün meyveleri beğenilir, ancak buhara eriği kaz yumurtası kadardır. Meleçe ve abbasî armudu Irak ülkesinde beğenilir, kamerî kayısısı gayet sulu ve lezzetli kaysıdır ki sanki Şam Hamevîsi'dir. (—)

İçeceklerinin türleri:

.....................(1.5 satır boş).....................

Aşevi imaretleri:

.....................(1.5 satır boş).....................

İrem Bağı mesire yerleri:

......................(1.5 satır boş)................................

Cennet bağlarının adedi:

....................(1.5 satır boş).....................

Külliyatının tamamlanması: Evvelâ bu Kâşân'da kejdüm [akrep] çok olduğundan bazı Acem tarihçileri Kejdüm Şehri adıyla bu şehri anarlar. Öyle akrep olur ki her biri sanki Rum'un denizinde olan yengeç hayvanı kadar olur. Kuyruğunu eğriltip zeminde olan haşeratları avlamaya gidince kertenkele gibi seğirdip avlar. Katırı tırnağından ve deveyi tabanından soksa aman ve zaman vermez öldürür.

Yaratıcının hikmeti, Harun Reşid hatunu bu şehri mamur ettiğinde bir ünlü kâhin bulup bu akrep için bir tılsım edip Navan adlı kiliseye gömüp o tılsım üzerine vefk ilmi [tılsım] ile "Müsâferem müsâferem [misafirim]" yazısı yazılmıştır. Hâlâ bir belde halkı ve yurdundan ayrı bir garip insan bu şehre girince 3 kere misafirim diye seslense Allah'ın emriyle kendisine bir zarar gelmez, böyle bir tılsımdır.

Hatta Horasanlı Baba Abdı [323b] yoldaşımız Anadolu diyarında Balıkesri Şehri'nde pire derdinden bıktığında pire için bir şikâyet eden Nâme-i Bergûs [Bergûsnâme] yazıp bu Kâşiyân'ın akreplerini beytleri içinde yâd eylemiştir. Bergûs beytleri:

Ne pire her biri bir zerk edici dîv-i hücûm
Ne pire bilmez aman, vermez âmân cana kıyar
Pire bir heybet ile halka hücûm eyledi kim
Dîv bu yerde eğer bağlasalar ede firâr
Kaşiyânlı diyeler akrebe rahmet her bâr
Olsalar muhbir eğer bu pireden ehl-i bihâr
Balıkesri'de Hudâ lydiyye kılmazsa meded
Pireler anı şehîd eyleyeler zar [u] nizâr.

.....................(5 satır boş)......................

Kâşân'da yatmakta olan eski sultanların, meliklerin ve velîlerin ziyaret yerleri

Allah hepsinden razı olsun ve sırlarını aziz eylesin

Evvelâ Hazret-i Ömer Allah ondan razı olsun Basra'yı bizzat Hâricîler elinden fethedince bütün Ashâb-ı kirâm ile Hâlid b. Velid bu Kâşân üzere geldiklerinde büyük savaş edip, nice yüz Sahâbe-i kirâm, Muhâcirîn ve Ensâr bu Kâşân altında şehit olmuşlardır. Sonunda Kâşân'ın fethi Esved b. Mikdâd eliyle olup nice sene Ashâb-ı güzin elinde olduğundan imar olup binlerce Ashâb ve binlerce Ashâb evladı Karâfe-i Arab [Arap Mezarlığı] adlı bir yerde medfunlardır ki bütün türbeleri ve mezar taşlarıyla nurlu mezarları bellidir ve gönül erbabının ziyaret yerleridir. Sonra (—) ziyâreti,

....................(2.5 satır boş)....................

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗