Kayacık Kalesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Kayacık Kalesi
Eğer bu kalenin içinde düşmanı olsa gökte meleklerden başka buna zafer bulur mahluk olamaz. Dört tarafı gayyâ kuyusu gibi Hümeze ve Lümeze dereleridir. Kale kendisi zirveye baş uzatmış yüksek bir yalçın kara kaya üzerinde şahin yuvalı bir küçük kaledir. Tam 2 saatte çıkılır bir kudret kalesidir ve henüz mühendis elinden çıkmış sağlam bir yapıdır. Ama Allah bilir ne zaman yapılmıştır. İçinde eski bir kilise ve bir su sarnıcı var, insan cinsinden bir şey yoktur. Tüm Aydın Sancağı ovaları, köyleri ve kasabaları kitap sayfaları gibi görünür. Kapısı doğu tarafa açılır, kanatları yoktur. Kısacası acayip sığınak yeri yüksek kaledir.
Bunu da seyredip kalenin güneyinde 2 saat yakın bir yalçın kaya vardır. Uç konak Gediz şehrinden, Ulubor'dan, Bozdağ'dan, Aladağlardan ve Nif Şehri'nden görünür bir yalçın mavi dağdır ki öğle vaktinde zirvesi mavi bulutlar içinden ancak belli olur bir kayadır. Allah'ın emriyle Nuh Tufanı’nda öyle bir kaya hâsıl olmuş, Naldöken Kayası derler. Yolu da gerçekten atların nallarını döker bir taşlık yoldur.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗