Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiKays (Al Qays)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Kays (Al Qays)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Kays (Al Qays)

Orada konakladık, zira gayet şiddetli sıcak oldu. Beni Seyf sınırında Nil'den uzak 100 haneli iltizamdır. Suları lezzetli kuyulardır. Misafirhanesi harap olduğundan şeyhülbeled evinde konuk olduk. Gayet mahsuldar köydür.

Bu köyün kuzey tarafı yanında Şeyh İbrahim hazretleri nurlu bir kubbede yatmaktadır. Tabakat-ı Şa'ravf'de çok menkıbeleri yazılı ulu sultandır. Kubbesi sahasında, geniş bir yerde Cenab-ı Hak kuvvet kudret büyüklüğünü göstermek için bu mahalde acayip ve garip bir çeşit ağaç yaratmış ki adetullaha aykırı benzersiz bir ağaçtır. Bütün gelen geçenler, ziyaretçiler, tüccarlar gelip dikkatle incelerler. Nasıl bir ağaç olduğunu anlamayıp parmaklarını ısırıp hayretler içinde kalırlar.

Acayip ve garip ağacın şekli

Mesela bu güzel ağaç yerden 5 adam boyu yüksek ve 3 adam kucaklar iri ve büyük ağaçtır. Ağacın gövdesinin dört tarafı dilim dilim, pare paredir. Öte tarafından, gezen adamlar görünür. Yaprakları ve meyvelerinin dünya ağaçları yaprağına ve meyvesine benzerliği yoktur. Yaprağını sara tutan hastalara tütsü ederler Allah'ın emriyle kurtulur. Ayda bir kere küçük pelit gibi kabuklu ve içi çekirdekli bir ekşi sulu meyvedir, ishal rahatsızlığına dermandır. Ay başında olgunlaşınca yağma ederler. İhtiyaç sahipleri alıp giderler. Bir ay bekler isteklileri çoktur. İshali ve zahiri keskin kılıç gibi kesip insanın yüzüne kan gelir. Böyle bir denenmiş şifa ağacıdır ki Hakim-i Mutlak kulları için yaratmıştır.

Bu ağacın tam ortasında büyük bir santa ağacı bitmiştir. Arabistan'a mahsus bir çeşit meyvesiz ağaçtır. Ama o ibretlik ağaçtan bu santa ağacı yüksektir, gayet mahbub dallı ağaçtır. Ama büyük ağacın binden fazla kökleri insan beli kalınlığı Arap saçı gibi birbirine sarılmıştır. Bütün kökleri yeryüzünde durur, sanki gökyüzünde Tuba Ağacı gibi baş aşağıdır. Bu köklerin altı tamamen boştur, ağaç asılı durur. Bazı çocuklar ve bazı ziyaretçiler köklerin altından beriye öteye geçerler. Ama yüzden fazla insan gövdesi kalınlığında yapraklı dallarının uçları yere saplıdır. Sanki büyük bir çadır gibi olup altına bin adam sığar, gölgelik olmuştur. Acayip hikmettir ki yukarıdan baş aşağı olmuş dallardan mı sulanır, bir tek kimsenin aklı ermemiştir. Hala bütün kökleri zeminden dışarıda durup ağacın gövdesi asılı durur.

Yaşlı kimseler, "Baba ve dedelerimizden beri bu ağacı böyle gördük, böyle biliriz" diye anlatırlar. Ama bin yaşından fazla olması kesindir. Dalları aşağı eğilmiştir. Sözün kısası akıl ermez bir seyirlik ve bir İlahi sanattır. "Allah her şeye kadirdir" [Kur'em, Bakara, 20]. "Allah dilediğini yapar" [Kur'an, İbrahim, 27]. Allah dilediği gibi hükmeder, Fail-i Muhtar'dır, işlediği işleri yine kendi bilir, zira "[Allah] yaptığından sorumlu tutulamaz." [Kur'an, Enbiya, 23].

Ama bazı ihtiyarlar orada gömülü olan Şeyh İbrahim'in nazarı taalluk edip onun keşif ve kerametini görmek için belde halkı bir çeşit ağaç istediler. Derhal bu ağaç yetiştiği yerde secde edip bu güzel ağacı Rabbü'l-İzzet yarattı ve secde ettiği yerde kökleri bitmeyip asılı durdu, sonra bütün inkarcılar imana geldiler diye Tarih-i Süyutl'de görüp anlattılar.

Ancak bu hakir Tarih-i Hıtat-ı Makrisi'de okudum ki Mısır-ı Kahire'nin güneyinde Said-i ali Vilayeti'nde bir havada asılı ağaç vardır. Alemlerin Yaratıcısı yeryüzünde öyle bir ağaç yaratmamıştır. Beni İsrail zamanında o ağaç bin sene yaşamıştır. Gölgesinde 7 peygamber ibadet ederken Beni İsrail Yahudileri yedisini de o ağacın gölgesinde şehit edip orada defnederlerken Allah'ın emriyle o ağacın kökleri yerden çıkıp dalları yere inip katil Yahudileri dalları bürüyüp dallar vura vura Yahudileri helak eder. Ağacın gövdesi peygamberlerin ahlarından ve inlernesinden parça parça, dilim dilim olur. Bu peygamberler ağacın gölgesinde yatmaktadırlar. Hala bütün insanların ziyaretgahıdır diye yazmış. Doğru ola; zira Tarih-i Hıtat güvenilir bir tarihtir. Ancak hakir gördüğümde o ağacın gölgesinde gömülü olan peygamberlerden herhangi bir iz yok, ancak Şeyh İbrahim yatmaktadır, vesselam.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗