Kefe (Feodosya)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Kefe (Feodosya)
Karadeniz kıyısında bir körfez büyük limanın batı tarafı ve güneyi arasında, deniz kıyısından ta Yapraklı Dağı adlı yüksek dağın zirvesine kadar yay şeklinde bir şeddadi yontma taş, bir hazır kale, savaş hisarı, sığınak yeridir.
Fırdolayı büyüklüğü tam 8 bin adımdır. Hatta Selanik Kalesi'yle adımda ve insan ile dolu olmada birdir. Bu Kefe'nin kara tarafı 6 bin adımdır, deniz tarafı tam 2 bin adımdır. Hatta 3 kere kendi adımımla adımlamışımdır.
Kara tarafı birbiri ardında iki kat İskender Şeddi gibi sağlam hisardır. İç kat hisarı 50 arşın yüksek ve 5 arşın enli duvardır. Önündeki duvar 30 arşın yüksek ve 7 arşın enli Yecuc Şeddi gibi fil cüssesi kadar iri taşları var. Daha önünde çok derin, 20 arşın derin kesme kaya hendeği 50 arşın enli hendektir. Kapıları önünde ağaç köprüleri var, kuşatma sırasında ve herhangi bir tehlike anında köprüleri kaldırıp kalenin demir kapılarına dayarlar.
Bu kara tarafının iki kat duvarında 117 adet çeşit çeşit burçlar var ve iki katında 2.600 adet beden dirsekleri var, ama deniz kıyısında ancak bir yalın kat duvarı var, boyu, 20 arşındır ve 5 adım enli duvardır. Deniz kıyısı olmakla bu taraftan asla hendeği yoktur, ancak kuleleri ve beden dirsekleri çoktur. Fakat ne kadar kule ve bedenleri olduğu malumum değildir.
Bu anlatılan kalenin çepçevre etraflarında 12 adet büyük, sağlam ve dayanıklı demir kapı vardır, ama 4 adet sağlam demir kapısı kara tarafındadır.
Evvelâ Kule Kapısı yıldız tarafına bakmaktadır.
Ondan yukarıda Yakub Ata Kapısı güney tarafa açılır.
Sonra kıble tarafına Yusuf Han Kapısı açılır.
Yine kıble yanaşma açılır Arslan Kapısı'dır.
Bu anılan kapılar ikişer kat demir kapılardır ki bekçileri ve gümrükçü kolcuları daima gözcülük edip akşam vakti kapıları kapatarak anahtarlarını her gece yeniçeri ağasına teslim ederler. Sabahleyin yine alıp dua ve sena ve gülbâng ile kapıları açarlar. Şehzade Selim ve Şehzâde Süleyman Han bu Kefe'de hâkim iken her sabah her kapıda dua ile birer kurban kesilip kapıları açarlarmış, ama şimdi bir tavuk bile boğazlamazlar. Bu haberi 200 yaşında kart Tatarlardan dinleyip kurban durumunu yazmışım.
Deniz kenarındaki duvarda 8 adet kapı vardır. İkisi liman kapısıdır ki gayet sanatlı hoş kapılardır.
Biri İskele Kapısı'dır, tüm gemiler buraya yanaşırlar. Ve gümrük emini bu kapı dışında büyük gümrükhanede oturur, deniz kıyısına bakan şahnişin ve pencereleri var bir mükellef emin hanedir. Ve Kefe paşalarının kat kat cihannüma sarayı bu iskele kapısı üzerindedir. Tüm divanhane ve odalarının şahnişin ve pencereleri limana bakar.
Bu iskele kapısının dışında kapıdan içeri girerken sağ tarafta kale duvarında yere yakın 3 adet insan pazusu kalınlığında demir halkalar vardır ki içlerinden insan geçmek mümkündür. Limanda demir atan gemiler, kıçlarını bu demir halkalara bağlarlar.
Balıkpazarı Kapısı, bu yalın kat demir kapıdır.
Sonra Boyacı Kapısı, bu da yalın kat küçük demir kapıdır.
Orta Kapı, bu da küçük demir kapıdır.
Küçük Kapı, bu da demir kapıdır.
Lonca Kapısı'na Uğrun Kapı da derler, daima kapalı durup gerektiğinde açılır.
Bu yazılan 8 adet kapının hepsi limana açılır işlek kapılardır. Güney tarafa bakan [140a] denizde önleri kumsal yerlerdir. Tamamı 117 adet yüksek kule vardır.
Bu kalenin içinde ve dışında kaleye bitişik yapı cinsinden bir şey yoktur. Ancak mîrî gümrük ve paşa sarayı vardır. Hepsi kaleden açıkta yapılardır. Gerçi deniz tarafı duvarı alçaktır, ama kuleleri, bedenleri ve karakolhaneleri sık sıktır ve ara sıra kale duvarlarını deniz dalgaları döver. Onun için deniz kıyısında hendeği yoktur.
Kefe İç Hisarı'nın özellikleri: Bu iç kaleye vilâyet halkı Frenk Hisarı derler. Bu da o dış kalenin doğu tarafı köşesi içinde bir kat bölme kale duvarlı sağlam kaledir. Ancak dış büyük kale gibi ilgilenilmez, zira şehrin içinde kalmıştır. Bütün duvarı 2 bin germe adım hendeksiz bölme şeddadi taş yapılı duvardır. Lâkin bu kalenin deniz tarafı taşra kale duvarındandır. Bu Frenk Duvarı şehir içinden bölünmüş bir kat enli ve yüksek duvardır.
Bu duvarın 5 adet kapısı vardır. Beşi de şehir içlerine açılır ahşap kapılardır. Eski zamanda tamamen demir kaplı imiş.
Evvelâ aşağı çarşı yolunda Dede Fırını dibinde Atlı Kapısı demenin sebebi odur ki bu kapının kemeri altında bir beyaz mermerden bir taş at üzerinde yine bir taş adam ata binmiş. Atının ayağı altında bir ejderhanın yine taştan resmi var. Onun için bu kapıya Atlı Kapısı derler. Gerçekten de mermer ustası acayip ve tuhaf bir at resmi kazmış, sanki canlı durur.
Ondan öte Hamam Kapısı, sonra (—) (— ) (— )
Ve bu Frenk Hisarı’ndan yukarıda,
Narin Hisar: Bu kale dış büyük hisarın doğu tarafı köşesinde bir sarp kayalı tepe üzerinde bir buruna yapılmış olup denize eğimli heybetli kaya üzerinde İskender Seddi narin kaledir. Bütün şehre eğimli olduğundan şehrin her yapısı ve evleri bu yüksek kaleden gözükür. Selim Han, Süleyman Han ve gayri şehzâdeler burada hâkimler iken sarayları, darphaneleri ve türbeleri buradadır.
Bu kalenin etrafı yalçın kayalar olmakla hendeği yoktur ve hendek olmak da imkânsızdır. Ancak Frenk Hisarı’na açılır bir kapısı var. Ve 40-50 kadar evleri, 1 camii, tahıl ambarı, cebehane odaları ve dizdar hanesi var, gayet sağlam ve dayanıklı hisardır. (---) (— ) (---)
…
Cana can katan güzel suyu ve havası: Havası gayet hoş ve ılımandır, zira deniz kıyısında bulunmaktadır. Ama suları biraz acıdır. Bağ ve bahçeleri azdır. Sudak dağlarındaki bütün bağları bu Kefelilerindir.
Büyük nimet yiyecek ve meyveleri: Evvelâ Kefe'nin tereyağı ve sarı mayak yağı misk ve ham amber kokulu yağlardır. Yâsemen, Kefe lâlesi, limanında tirkiz balığı, levrek ve tekir balığı yahut uskumru balıklarının çeşitleri 12 adet denizde olmaz. Hatta Bahr-i Muhit, Malgayan Denizi, Okyanus Denizi, Hazar Denizi, Umman Denizi ve Kızıldeniz'de de Kefe balığı gibi bir balıklar görmedim. Hatta tirkiz adındaki balığı Hamsın günlerinde avlayıp tuzlayıp nice yüz gemilere korlar ve tüm ülkelerin bezirgânları götürürler. Bir garip balık eminliğidir ki başka mukataadır. Eminin rızası olmadan tek bir fert bile balık avlayamaz. Ama gece karanlığında oğlancıklar kalaklı kefal balığı tutup yerler. Balık emini anlara bir şey demez, ama şehir subaşısı duyarsa oğlanları cezalandırır.
Beyaz ekmeği ve semin eti birer okkası birer akçe, bir buçuk okka sığır eti ve deve eti bir akçeyedir, ama at etinin okkası iki akçedir. Şehir içre kara dut ağaçlarından çok ağaç yoktur. (___) (_ ) (___)
…
Mahbûbe ve mahbûbları: Havasının hoşluğundan oğlan ve kızları gayet güzel ve düzgün yapılı olup konuşmaları düzgün ve dişleri sanki iri inci gibi seçkin genç erkek ve kızları olur ki sanki misk kokulu saçlarını sarkıttıklarında âşıkların gönüllerini kendilerine can u dil ile akıtırlar. Yıldız gibi parlak genç kızları var ki hakkâk eli değmemiş bir yekta incilerdir ve eteklerine diken ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Hepsi Çerkez, Abaza, Gürcü ve Leh vilâyetlerinden gelme güneş ve ay parçası köleleri, sim-beden, nazik, ter ü taze kulak memesi gibi yumuşak, nazik endamlı ay parçası köleleri olur ki mahbûb-dost oğlancı biraderlerimiz bu mehpareleri gördüklerinde parça parça olurlar. Hatta Kavaflar Pazarı yanında her sabah esir pazarı durur, burada olan dilber cemiyeti İstanbul'da Oğlan Şeyhi Tekkesi'nde olmazdır. Nice züğürt ve müflis mendebur âşıklar göz cizircikiyle, yani göz zinasıyla geçinip yalnızlık köşelerine içten ah çekerek gider. (— ) (— ) (---)
Usta sanatkârların işleri ve kazançları: 167 çeşit sanat ehli gayet yetişkin ustaları vardır: Terzisi, kuyumcusu, pabuççusu ve keçe seccade yapıcıları gayet ustalardır. Genellikle halkı zengin tüccarlardır ki bal, yağ ve esir alıp satarlar bir alay bezirgân adamları çoktur.
Kıssis rahip kiliseleri: Rum ve Ermeni keferelerinin 3 adet kilisesi var, ayin icra ederler, ama Yahudilerin bir sinagogları vardır.
................(1 satır boş)..................
Kefe şehri külliyatının tamamlanması: Bu eski şehir âlim yatağı ve fazıl kaynağı olup acayip ve garip iklim olduğundan âlimleri de garip ilimlere ve fenlere maliklerdir. Hatta usta hekimleri ve becerikli cerrahları da çoktur.
Şehrinin çevresinde olan amber kokulu toprağı gayet verimlidir ki buğdayı, çeşit çeşit arpası, yulafı, çavdarı, baklası ve nohudu gayet çok olur. Gerçi bağ ve bahçeleri azdır, ama şebekeli bostanları çoktur. Zemini çok verimli arazi ve geniş topraklardır ki Kırım bölgesinde asla benzeri yoktur. [142a]
Bu şehrin kış gecelerinde oda sohbetlerinde olan nefis nimetleri ve 10 çeşit miskli hoşaflarına aşk olsun.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗