Koca Kaplan Paşa Camii (Aslan Paşa Camii)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Koca Kaplan Paşa Camii (Aslan Paşa Camii)
Hepsinden süslü, şirin ve aydınlık sanatlı bir camidir ki Rumeli diyarında dengi meğer Hersek diyarında Taşlıca şehrinde Bulehnikli Hasan Paşa Camii ola. O alçaktır, ama bu göklere yükselmiş bir yalçın kaya üzerinde Havarnak Köşkü gibi Çin nigarhanesine benzer cihannüma bir camidir ki tüm göl ve bütün ovalar ayaklar altında görünür. Bütün kubbeleri has mavi kurşun ile örtülü bir yüksek havadar yerde Arslan Paşa Camii'dir. Bu kalenin kuzey tarafında Bisütun Dağı gibi bir kaya üzerinde tüm şehre ve bütün nahiyelere havale aydınlık, iç açıcı bir camidir ki bundan üstün bir şehirde böyle bir mabetgah yoktur. 4 duvar üzerinde kubbesi göklere baş uzatmıştır. Bu camiin uzunluğu ve genişliği yüzer ayaktır. Ve 4 tarafındaki pencereleri cam, billur, necef ve morandır.
Tüm döşenmiş olan halılar nakışlı ibrişim olup bir sanatlı minberi var. Bir kemer üzre üstad mühendis yapmış ki sanki o sanatlı minber asılı durur. Altında birkaç adam sığınıp ibadet ederler. Minaresi bir uzun şeşhane güzel ezan mahallidir ki aşağı kapısından ta yukarı şerefe tabakasına kadar 85 ayaktır. Hakir buna çıkıp şehrin şeklini olduğu gibi bir tabak kağıda çizdim. Bu minare şerefesinden yukarı külaha kadar 15 kademe daha vardır. Kısacası gayet sanatlı minare ve camidir.
Kıble kapısı üzere iri yazı ile yazılan tarihi budur:
Hoş saadet ana ki oldu mücahid hayrete,
Ede ta anı Huda devlet-i dareyne seza,
Göricek itmamını hatif dedi tarihini,
Paydar ola bu bünyad-ı şerifi a 'la. Sene 1027 [1618].
Taşra kubbelerinin 3 tarafı çepçevre mermer sütunlar üzere selatin camii gibi küçük kubbeleri üzerinde tamamen altın ile kaplı uzun alemlerdir. Avlusunun ortası mermer döşeli olmayıp yeşil kadife gibi çemenzardır. Ve avlunun kuzey ve yıldız taraflarında göle nazır sofalar var ki aşağısı 100 arşından fazla göldür. Bu sofalar da cihannüma mesiregah olup bütün ahbap, sadık dostlar ve maarif erbabı bu sofalarda toplanıp acayip ve garip ilimleri müzakere ederler.
Bu avluda Şahin Bey, Pehlivan Paşa ehli, Bebr Paşa ehli ve nice Arslan Paşa evlat ve akrabaları kıble önündeki 5 adet yüksek kubbelerde, bizzat hayrat sahibi Arslan Paşa da bu kubbelerde yatmaktadır.
Büyük avludan aşağı küçük avluda Arslan Paşa Medresesi, 40 adet baştan başa kiremit örtülü odaları ve dershane kubbesi vardır.
Bu odaların batı tarafında kayalar üzere göle nazır Bebr Paşa'yı Girit'e memur etmeye gelen Defterdarzade Kapucubaşı Mustafa Beyefendimiz bir cihannüma yüksek köşk yaptığında hakirin o nüzhetgah köşke kırık dökük tarihidir:
Kasr-ı Havarnak dediler ihvan,
Evliya dedi el-kasru hubtin. Sene 1081.
Diğer tarih:
Evliya gördükde tarihin dedi,
Ey beğim kasr-ı bülend oldu tamam. Sene 1081.
Gerçekten de cihannüma yüksek köşklerdir ki [347b] aşağı göl içinde yüzen nice kere yüz bin çeşit balıklar rahatlıkla seyredilir.
Sonra bu avlunun yine göle nazır bir köşesinde koca Gazi Arslan Paşa bir aşevi ziyafet yurdu yapmış ki bütün yaşlı, muğan, Hıristiyan ve putpereste, zengin ve yoksula, “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah 'a ait olmasın,, [Kur'an, Hud, 6] nassı üzere bütün gelen geçenlere nimeti bolca dağıtılır. Her Cuma gecesi 40-50 yere nefis yemeklerle Muhammedi sofra serilip açlıklarını giderenler yedikten sonra Arslan Paşa'ya hayr dua ile Fatiha okurlar, zira büyük evkaftır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗