Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiKoron
BALKANLAR & KAFKASYA

Koron

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Koron

Yapıcısı Bundukani Venedik banıdır. Latincede ismi Gorona'dır. Gorona'dan bozma Koron derler. Rumcada Gorona Katror derler, zira bir zaman bu kalede İskender tacı goronası durmakla Rumlar Gorona Katror derler.

Koron Kalesi'nin şekli

Akdeniz sahilinde Koron Burnu'nda bir kırmızı kaya üzere alçak bir minare boyu kadar yüksek yerde kıbleye ve doğuya karşılıklı iki kaledir, ama birbiri üzere eğimlidir. Biri Koron Kalesi'dir ve biri Livadiye Kalesi'dir, ama şimdiki halde Livadiye Kalesi yıkılmış durur.

İkinci fetihte Yahya Paşazade Mehmed Bey bu Livadiye'yi kalenin zapt u rabtı mümkün olsun diye yıktı. Kale küçük idi ama sağlam Moton Koron oldu. Hala bu Koron duvarı yirmişer ayak enli ve kalın şeddadi taş yapı, İskender Seddi gibi ki her taşı temelinde fil ve camız cüssesi kadar var, rıhtım yapı sağlam bir kale olup üçgen şekilden biraz yuvarlakçadır. Doğudan batıya uzunlamasına olup bir kaya üzerinde çepçevre büyüklüğü 1.600 adet germe adımdır, ama bedenler üzere adımlamışımdır. Taşradan adımlamak zordur, zira nice tehlikeli uçurum yerleri vardır. 4 tarafı kırkar ellişer kulaç yalçın kayalar olmak ile asla hendeği yoktur.

İç hisarının şekli: Kara tarafında batı yönüne bakar bir kayalı yüksek tepe üzerinde başka bir sağlam kaleciktir, ama yine taşra büyük kaleye bitişiktir.

Bayezid-i Veli Camii önünde doğuya bakan bir demir kapısı var. Cebehane kulesi bu iç hisar içinde bir iç hisar gibi olup bir büyük ve yüksek kuledir.

Kaleye biraz eğimli olan yere bu iç kale havale olmuştur. Ve iç kalenin batı tarafında olan köşede biraz eğimli kayalar vardır. Zira bu Koron Kalesi'nin genellikle korkusu bu havale köşesi burnundandır. Ama bu köşe o kadar sağlam yalçındır ki anlatılmaz. Hatta usta mühendis bu havaleye karşı kaleyi gemi burnu gibi bir sivri ve eğimli burun etmiş ki kuşatma sırasında kale döven top dokunup kaleye zarar isabet etmeye, diye bu buruna var gücünü sarf edip bu havaleye karşı bir büyük tabya sağlam set etmiştir. Minare boyu kesme kaya üzerine yapılıp üstüne bin adam sığar büyük meydandır.

Çeşit çeşit hile ve düşüncelerle nice çeşit siperler, pusu yerleri yapılmış, mazgalların 4 tarafında havale olan yere ve karada olan etrafa bakan kirpi gibi dizilmiş 70 adet uzun balyemez, keşkekyemez, çultutmaz ve kundakkıran adlı şahane topları var, safi dolma rıhtım yapı büyük tabyadır. Başka topçuları ve başka neferleri vardır.

Burası, kalenin hepsinden yüksek yeri olmakla bir karakolhane köşkü var ki cihannüma adıyla meşhur olup tüm şehrin maarif erbabı yaranları onda toplanıp sohbet edip eğlenip denizde olan Çuka adalarını, Manya Vilayeti'ni, Zarnata Kalesi ve Kalamata Kalesi'ni seyrederler. Bir acayip ve garip fukara toplantı yeri ve zarifler yuvası yüksek köşktür.

Bu kalenin ancak batı yönüne bakar bir demir kapısı var, ama birbiri içinde eğri büğrü yollu 4 adet sarp ve sağlam yüksek kapılardır. Her kapı aralarında bekçiler, gözcüler [271b] ve kapıcılar pür-silah olup gece gündüz mevcut bulunup tavla satranç ve çeşit çeşit oyunlar oynayıp nöbet beklerler. Bu da bir kargir yapı kubbe altında bir büyük toplantı yeridir ki tüm kale ağaları burada oturup divan ederler. Tüm bu kapı aralarında olan duvarların yüzü binlerce çeşit silahlarla süslenmiştir.

Bu kalenin 4 tarafında 11 adet büyük tabya, 47 adet sağlam burç ve 1.900 adet beden dişleri var. Ama hepsinden heybetli, İskender Seddi gibi sağlam Süleyman Han asrında yapılan Yahya Paşazade Mehmed Paşa'nın yapısı Havale Tabyası sanki Ye'cüc Seddi'dir. Bey Tabyası sanki Me'cüc tepesidir ki limana nazır olup 3 kat top çeker. Doğu tarafında Süleyman Han tabyaları 2 adet Kahkaha Seddi'dir ki yıkılan Livadiye Kalesi yerine ve limana nazırdır.

Bu Livadiye Kalesi yine mamur olsa doğu tarafında deniz aşırı olan Manya kıyılarını dövüp Kalamata Körfezi limanına kafir gemileri giremezdi.

Sarı Beyoğlu'nun evi köşesinde Cağala Paşa Tabyası üzerinde çok çok uzun balyemez topları var, kırkar karıştır, güney tarafındaki limanı dövüp kuş uçurmaz. Bu büyüklükte, bu şekilde ve bu görünüşte olan benzersiz kalenin içinde,

Saraylar ve haneler: Tamamı 600 adet kat kat kafir yapısı sağlam, güzel, altlı ve üstlü bağsız ve bahçesiz mamur ve süslü evlerdir. Zira bu kale her zaman kuşatılıp top yemeden, evleri harap olmadan vere ile verildiğinden tüm haneleri, kalesinin duvarları ve tüm burçları bedenleri beyaz inci gibi durur.

Tüm çatıları kırmızı kiremit örtülü olup kapılarının üstleri baştan başa kemerlerle süslü, pencere, şahnişin ve maksurelerle bezeli bir şirin bir süslü şehir olup tüm yollan pak kaldırım döşelidir ki çer çöp mezbeleden iz yoktur.

Abıhayat çeşmeleri: Lezzetli, hoş içimli suları var, taşradan gelir ama yollan gizlidir. Ve iç kapıdan içeri kapılar arasında ibretlik balık kemikleri asılıdır.

Bu mahalde 20 adet dükkancıkları var ve Sultan Bayezid-i Veli Camii var, gayet süslü ruhaniyetli camidir ki 26 adet uzun sütunları iki kattır. Eski zamanda kiliseden çevrilmiş bir minareli sevimli camidir, ama o kadar geniş değildir. Bu kale içinde başka imaretler yoktur, zira dar diyardır. Suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbubu ve mahbübeleri gayet meşhurdur ama civanlarına aşk olsun.

Ay yüzlü gençleri ve güzelleri: Gerçi tüm halkı Cezayirli esvapları gibi daracık peşli, geçirmeli ve göğüslüklü elbise giyip bellerinde pala bıçak ve ellerinde nacak olup sırtlarında beyaz ve kırmızı ihram, siyah burnus ve kapod elbiseler giyerler. Ama gençleri beyaz Cezayir ihramlarını arkalarına alıp başlarında kırmızı fesler giyip beyaz ham gümüş gibi baldırlarını sıvayıp saf billur-misal beyaz topuklarını düşkün aşıklara seyrettirerek ihram ile salınarak mahbubanları geçtiklerinde her taraftan yahu sesleri duyulur. O kadar güzel yüzlü ve endamlı olup konuşmaları Rumşadır, ama düzgün konuşurlar. Başlarından kızıl feslerini çıkardıklarında kaküllerinin her beliği karanlık gece gibi olup aşıkların kısa akılları darmadağın olur. Her bir civanların benleri Haşimi beni, Hindu beni gibi olup her bir benleri bin kez Tatar-ı Hoten miski değer. Güzellikleri, incelikleri, zarafetleri anlatılır gibi değildir.

Kısacası, Mora Vilayeti'nde 350 pare şehir ve 24 adet kaza yerde bu Koron şehrinin mahbubu meşhur ama mahbubelerini görmedim. Şehir halkı da ehlinden başka kadınları görmezler. Kendilerinin nakilleri üzere Rabia-i Adeviye mertebesinde perde ehli, dindar güzel kadınları var.

Bütün halkı yumuşak huylu, güzel ahlaklı, dost, güzel konuşur, babayane, garipleri sever insanlardır.

Kurtuluş yeri güvenli liman

Bu kalenin limanı yıldız rüzgarı tarafında yapılmıştır, yoksa kendinden liman değildir. Kefere asrında 100-200 pare gemi alırmış, ama şimdi zamanla çöp ve toprakla dolup sığ olup çok derin yerleri iki kulaçtır, iri gemiler giremeyip limanın taşrasında demir atıp yatarlar. Koron Kalesi'ni liman tarafına dolaşırken iskandil şakulası ile 3 kulaç sudan dışarı dolaşalar, zira kale burnunda sığlar vardır. Ve döküntü kayalar vardır. Bu mahallerden taşrası 12 karış sudur. Gemilere bu kale altında gayet dikkat lazımdır. Limana girmeyip kalenin kıble tarafında demir atarlarsa kenarda yakın yerde taşlıktır. Bir mil kadar açıkta denizde yatmak gerektir. İçmek için su ihtiyacı olursa gemilerin yattığı yerin karşı bir burunda bol su çıkar. Sandallar baştankara olup su önüne varıp iki 3 adım açıktan suyu alıp zahmetsiz yine sandallara girip giderler.

Kav Galo, yani Horoz Burnu adlı burun sudan 5 mil kadar denizden ada gibi gösterir ama karaya bitişiktir. O Kav Galo Burnu'ndan gemiciler sakınmalıdır. Bu Koron Limanı'ndan Moton Kalesi limanına kadar 18 mil olup günbatısı üzere gidilir.

Koron şehri süslü varoşunun şekli

Bu Koron Limanı kenarından ta kaleye kadar bir yüksek zeminde birbiri üzere kat kat varoştur ki toplam 600 adet kargir yapılar [272b] olup baştan başa kırmızı kiremitler ile örtülüdür. Bağ ve cennet bahçeli mamur hanelerinin bütün pencereleri yıldız tarafına bakmaktadır ki o tarafı limandır.

Ve toplam Müslüman ve kafir 6 adet mahalledir. 1 camii var, (---) (---) hayratıdır. Ve 3 adet mahalle mescidi, 1 adet medrese, 2 sıbyan mektebi ve 2 adet derviş tekkesi vardır.

Ve 1 adet hamamı, 1 adet kervan hanı ve 200 adet dükkançeleri vardır.

20 yerde sebilhanesi vardır. Bunlardan çarşı içinde sebilhanenin tarihidir:

Bu Nihadi dedi tarihin se ta,
Çeşme-i pes bu resme kıldı sebil,
Pak safi çeşme-i abıhayat,
Oldu ab kevser-i ab-ı sebil. Sene 1067 [1657] .

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗