Köstence
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Köstence
İsimlendirilmesinin sebebi ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) ( ---) dir. Eskiden Kalesi'ni Dobruca kralı oğlu Filvara yapmıştır. Heybetli, sarp ve sağlam kale imiş. (---) tarihinde Yıldırım Han feth etmede zorluk çekmiş, fethettikten sonra da kalesini yıkıp taşlarını Karadeniz'e dökmüştür. Hala deniz kıyısında yüksek bir tepe üzerinde yıkılmış surunun temelleri açık seçik bellidir. O zamanda bu kale küffarı gemilerine binip Kefe Kalesi'nde Ceneviz kralına firar ederler. Zira o zamanda Karadeniz kıyısında olan 770 parça kalelerin tamamı Ceneviz kralı hükmünde idi. Ancak İstanbul yakınında Terkoz Kalesi, Amasra Kalesi, Sinop Kalesi ve Trabzon kaleleri Kostantin Rumu elinde idi.
Daha sonra Kefe Kalesi'ni ve Azak Kalesi'ni de Sultan Bayezid-i Veli Gedik Ahmed Paşa eliyle feth edince Karadeniz çevresinde Ceneviz küffarının asla ilişkisi kalmayıp aman ile İstanbul Boğazı'ndan geçerek Sakız adalarına gidip o güzel adayı cehennem yurdu edindiler. Ta Süleyman Han zamanına dek orada oturdular.
Daha sonra barışa aykırı işler görüp gemiler ile Mısır'a giden Müslüman hacıları esir etmeleri sebebiyle Süleyman Han'ın fermanlarıyla Koca Piyale Paşa 170 parça kadırga ile Sakız Adası karşısında Çeşme adındaki Anadolu Kasabası kenarında demir bırakıp yattı.
Beri tarafta kötü işli murdar küffar durum değerlendirmesi yaparak bütün kapudanlar, kralzadeler (prensler) ve bütün kefere ve fecerenin iş erleri hediyeler ile Piyale Paşa'ya geldiler. Hediyeleri makbule geçtikten sonra Piyale Paşa bir kaç piyale (kadeh) şarap içip der,
"Bre kafirler, bu Sakız Adası Müslüman hacıların ve diğer insanların geçiş yolu ola, niçün gelen geçen tüccar ve ziyaretçi Tanrı kullarını incitir, yaralar, kırıp geçirirsiz? Tiz padişaha bu Sakız Adası'nı teslim edin. Yohsa hepinizi şimdi kılıçtan geçiririm" diye yemin edip hediyeler ile gelen 700 adet iş erlerinin tamamını bağladı. Bismillah ile "Tevekkülen alallah!" deyip salpa demir, isa seren, sebük yelken edip (demir alıp seren kaldırıp yelken yırtıp) Sakız Adası'nın Kiremitlik adlı yerinde demir atarak hemen karaya asker ve balyemez top çıkarıp bağladığı kralzadelerden ağlama ve yalvarma mektuplarıyla,
"Elbette kaleyi veresiz, yohsa sarhoş Piyale'nin piyalesi (kadehi) elde iken bizim kadehimizi de doldurup ecel şarabını bize içirir ve sizlere Sakız Kalesi içinde dünya zevklerini unutturur" diye esir kafirlerden bu gibi mektuplar alarak mutad üzere elçi ile Sakız Kalesi'ne gönderdi.
Murdar kafirler bu hali duyunca hey prenslerimiz ve devletimizin bütün ileri gelenleri kılıçtan geçer, korkusuyla Ceneviz kafirleri toplandılar ve vere ile barışa karar verdiler.
Sakız Kalesi'ni Piyale Paşa'ya bütün cebehanesi ve hazineleriyle teslim edip kendileri Malta hükmünde olan Rodos Adası'na gemileriyle yıkılıp cehennem yurtlarında karar edip kaldılar.
Sakız'ın fethi tarihi (---) (---) (---) (---) (---) .
Daha sonra Piyale Paşa fetih haberiyle Süleyman Han'ın payıtahtını öptü. Sakız generali padişah huzurunda yer öpüp İslam ile şereflendiğinde,
"Padişahım, atanız Yıldırım Bayezid Han zamanında Karadeniz'in Rumeli tarafında Babadağı şehri yakınında Köstence Kalesi bizim Ceneviz kralının idi. Yıldırım Han atan bilek zoruyla o kaleyi zorla ve kahren elimizden alıp bütün kılıç artıklarımız gemilerle Kefe'ye kaçtılar. Köstence Kalesi harabesinde liman kapısı eşiği altında yedi küp altın ve cevher gömülüdür. Onları çıkarmaya bu hakiri görevlendirdi. Öyle bol bir hazine padişaha nasip ola" deyince derhal Süleyman Han Ceneviz kapudanlığından İslam ile şereflenen şahsa dergah-ı ali kapıcıbaşılığı bağışladı.
300 adamıyla Köstence şehrine varıp o hazine yerinden eliyle komuş gibi defineyi çıkardı. 7 adet iri küp ağzına kadar dolu Takyanusi filoriden başka nice bin adet silahlar, nice bin parça la'l, yakut, elmas ve zümrüt çıkar ki hesabını Yüce Yaratıcı bilir. [126a]
Bu kadar hazine mallarıyla adı geçen kapıcıbaşı padişah huzuruna gelince alemin sığınağı padişah kapıcıbaşıya bağışlarda bulundu. Süleymaniye Camii ve Şehzade Camii bu Köstence Kalesi'nden çıkan helal mal ile yapılmıştır.
Daha sonra o define malı ile Süleyman Han Köstence şehrini imar etti, ama deniz kıyısında kalesiz olduğundan nice kere vahşi Kazak yağmalayıp ateşlerde yakmıştır. Hala o kadar bakımlı değildir.
Silistre eyaletinde Karadeniz kenarında Karasu hükmünde 150 akçe kazadır. (---) parça köyleri vardır. Kadısına senelik üç kese hasıl olur. Tamamı 150 kadar kiremitli ve şindire tahta örtülü evleri vardır. Ancak bir mahalle, iskele başında ufak, tefek bir cami, bir han, iskele başında 40-50 adet han gibi anbarlar ve bir kaç adet dükkanları var. Başka imaret, hamam, medrese, bağ ve bostan yoktur. Ancak bir kaç bekar odaları vardır.
Eski zamanlarda kafirler İstanbul tekfuru korkusundan ve düşman kıran Tatar derdinden bu Köstence'den ta Karasu yakınında Tuna nehri azmağından büyük bir hendek kesip Tuna Nehri'ni Karaharman'a akıtıp Babadağı ve Tulca Kalesi ve Beştepe adlı yer ada halinde kalmış idi. Hala insanların geçit yeri üzerinde hendek kenarında olan yapı kalıntıları kuleler bellidir. Bu taraflarda olan köylerin yapıları anılan hendeğin taşlarıyla imar olmuştur.
Bu Köstence'ye Karadeniz Köstencesi derler. Sofya yakınındakine Bana Köstencesi derler. Rumeli'de iki Köstence'dir. Biri karada ve biri deniz kıyısındadır. Bu deniz kıyısındaki Köstence'nin kefere zamanında büyük bir limanı var imiş ki hala yapı kalıntıları belli olup limanına bin parça gemi rahat girer. Ancak zamanın geçmesiyle liman çer çöp ve toz toprak ile dolup deniz dalgasından amansız liman olmuştur. Bazı sene nice gemiler helak olur. Tanrı imar eyleye, amin.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗