Köstendil
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Köstendil
Latin tarihçilerine göre bu eski şehir tâ Hazret-i Yahya Nebî asrında Sırp kralları yapısıdır. Latince'de ismi (—) dır, ama 773 [1371/2] tarihinde sulhla Gazi Hudâvendigâr feth ederken ılıca ve kavzalarını görüp "Kösten imiş", yani Yörüklerin dilinde kösten ılıcaya derler, yani "Köstendil", "Gönül ılıca"sı demektir.
Daha sonra halk arasında o güzel isimle anılıp Köstendil derler. Sonra küffâr sulhu bozup yine istilâ edince Gazi Turhan ve Gazi Lala Şahinler bu şehir üzerine gelip yine fethettiklerinde bir daha küffâra rahat yeri olmasın için kalesini yıkmışlardır. Hâlâ dağlar üzerinde yapının temelleri bellidir.
Süleyman Han yazımı üzere Rumeli Eyaleti'nde başka sancakbeyinin tahtıdır ve beyinin padişah tarafından hâss-ı hümâyûnu (—) akçedir ve timar (—) ve zeametleri (—) adettir, çeribaşı, yüzbaşı ve alaybeyi vardır. Tüm timar ve zeamet sahiplerinin 300 akçede bir cebelüleriyle ve beyinin askeriyle toplam 3.000 asker olup memur oldukları sefere giderler, Silâhlı Köstendil askeri meşhurdur ki samur kabaniçseli, samur taçlı, kaplan ve bebr postlu "Tuna geçti kayalı" dedikleri eyle bir heybetli askerdir ki bir seferde Sirem, Semendire ve Köstendil askeri kâfirden yüz çevirmemişlerdir. Allah'a hamd olsun üç kere savaşlarında bulunduğumdan cesurlukları ve yiğitlikleri yazıldı. [174a]
Bu Köstendil şehrinde şeyhülislâm, nakibüleşraf, 300 pâyesiyle kadısı, sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, şehir voyvodası, şehir kethüdası, muhtesibi, bâcdârı ve haraç emini gibi hâkimleri vardır, ancak dizdarı yoktur.
şehrin zemini, kıble tarafı uçsuz bucaksız ovadır. Kuzey ve batı tarafı bir hayli uzak mesafe yerde Dıragovişta Yaylağıdır ki ondan Karasu adlı bir âbıhayat çıkıp sahradan akarak Boboşova kasabasında Cermata adlı köy dibinde Cermat Nehri'ne katılır. Cermat, Dobniçse’den gelir, (—) nehrine karışır. Köstendil Ovası gayet verimlidir ama şehri o kadar mamur değildir. Tamamı 11 mahalleciktir. Durhanzâde Mahallesi, Eski Mahalle ve Bana Mahallesi. (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) Meşhur mahalleler bunlardır.
Ve tamamı 1.100 adet kiremitli tek katlı ve iki katlı evlerdir. Bunlardan Turhanzâde Sarayı, Paşa Sarayı, İbrahim Paşa Mühürdarı Sarayı ve vilâyet hâkimi Şemsî Paşazâde kethüdasına bir sanatlı saray inşa etmede idi. (—) (—) (—) (—) Bilinen saraylar bunlardır.
Ve tamamı (—) adet mihraptır. Evvelâ Turhanzâde Camii ve çarşı içinde Eski Sultan Murad Camii eski tarzdır ki o kadar geniş ve sanatlı değildir. Hatta haremi yoktur, yol aşırı bir abdest havuzu var. Kösten Ilıcasıyla abdest alınır. Ve Alaybeyi Camii (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) Bunlardan başka mescitlerdir.
Ve 3 adet medrese, 6 adet sıbyan mektebi, 5 adet şanlı derviş tekkesi ve 3 adet tüccar hanı var, ama Eski Cami önünde çarşı içinde Koca Murad Han Hanı gelen gidenler için hasbî konuk evidir. Diğerlerinin vakıf tarafından kiraları alınır tüccar hanlarıdır.
Ve 200 adet dükkânları vardır. Her esnaftan bulunur, ama bedesteni yoktur ve hamamı da yoktur, zira hamama muhtaç değildir.
...
Ama şehrin suyu ve havası o kadar hoş değildir, ancak halkı gayet garip dostu adamlardır ki nimetleri zengin ve yoksula boldur. Hatta bu şehirde gündüz gözüne kapısını kapayıp evinde oturmak gayet ayıptır. Bolluk ve bereketli şehir olduğundan bir adam atıyla bir handa bir ay otursa kimse hiçbir şey demezler. (—)
Beğenilenlerinden; her meyvesi çoktur, ama Köstendil elması yeryüzünde yoktur. Hatta Malatya'nın narinli elması ve Kefe'nin Sudak Bağı elmasından bunun elması daha hoştur, zira misk ve ham amber kokuları içinde çekirdeği çıkır çıkır eder, kaz yumurtası kadar sürahi sarı ve beyaz, şekerden lezzetli elması olup her zaman pamuklar içinde kutulara koyup padişaha [174h] ve ileri gelenlere vilâyet vilâyet gider, henüz tazeliği ve güzelliği yerinde kalıp uzun zamanda elma meyvesinde asla bir değişiklik olmaz.
Hatta "Elma gibi faydası boldur. Utanacak şeyden Allah'a sığın" sözü bu Köstendil elması hakkında ola, demişler.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗