Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiKoz Vadisi (Qoz Rajab)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Koz Vadisi (Qoz Rajab)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Koz Vadisi (Qoz Rajab)

Nil'in doğusunda, ovalar içinde bir mahsullü vadidir. Habeş tarafında Sudan meliki hükmündedir, Habeş, Donkola, Dumbiye ve Zenciye hükmünde değildir. Bizzat Funcistan hudududur. Hakimine Koz derler.

Bu diyarda vezire koz derler. Nil'in batı taraflarında vezire kan derler, onlar sultanın sol vezirleridir.

Bu Nil'in doğusunda Koz vezirleri sağ kol veziridir ki koz derler. 300 bin askere ve 1 milyon Koz reayasına maliktir. Hepsi mümin, muvahhid, Maliki mezhepli kavimdirler. Vezirlerine koz dedikleri için reaya da o isim ile adlandırılıp Koz kavmi derler. Cesur ve yiğit kavimdir. Hepsi çıplaktır, ancak avret yerleri ceylan, arslan, kaplan ve bebr postları ile örtülüdür.

Bu ovada 40 bin kadar kamıştan ve çalaştan evleri ve camileri vardır. Ama hakimleri kozun sarayı taştan ve ağaçtan yapılmadır, gayet sağlamdır, kalesi bu saraydır. Bütün evleri devekuşu telekleri ve yumurtaları ile süslerler.

Dağlarında yer yer o diyara mahsus meyveleri vardır. Mahsullerinin çoğu darıdır; buğday, arpa ve bersim ekmezler. Dağlarında somaki kayaları gördük. Kurşun, kükürt, altın ve gümüş madenleri kendi biter kendi yiter, bir kimse üretip mahsul almasını bilmez.

Bu ovanın dört tarafında boğaz boğaz dereler vardır. Temmuz'da Nil taşınca batıdaki boğazdan gelip bu ovayı 3 ay basıp ta ovanın ortasında bir göl kalıp tüm bölge halkı o gölden sulanırlar. Dört tarafı 10 konak gelir büyük bir göldür. İçinde kabaktan kelek gemileri vardır ve türlü balıkları avlanıp yenir.

Bu gölün dört tarafında bu Koz kavmi sakinlerdir. Hakir Koz hakimine bir makrama hediye verip bize 3 deve, 1 köle verdi ve 100 adam yoldaş verdi.

Ertesi gün yine kuzeye çöl içinde giderken göklere yükselmiş kara bir bulut belirdi. "Aya bu ne ola?" diye ileri vardık. Meğer bir ukab kuşu bir fil yavrusunu avlayıp yerken filin anası gelip ukab ile cenk edermiş, tozun havaya yükselmesinin sebebi o imiş. Açıktan sessiz sedasız seyrederken zalim ukab büyük fili de zebun edip başına kondu. Zavallı fil yavrusunu korumak ve kuştan kurtulmak için hortumuyla çırpındı, korundu, ama fayda etmeyip çaresiz kaldı.

Hemen tüm yoldaşlarımız merhamet edip bir uğurdan Allah Allah diye bağırıp tüfenkler atarak üzerlerine at bırakınca hemen ukab göklere yükseldi, kanatlarının gölgesini yere salıp güneşin ışığı kayboldu, sanki havada bir kara buluttu. O sırada fil de fırsat bulup kaçtı.

Fil yavrusunun yanına vardık. Zalim ukab bu fil yavrusunun gözlerini oyup bir hayli yerinden yemiş. O da can havliyle orada serseri gezip kaldı. Biz yine yolumuza devam ettik. Bir miktar açılınca hemen ukab süzülüp filin yavrusunu gagasına alıp havaya çıkarıp yere bıraktı. Fil yavrusu parça parça olup üzerine konup yemeye başladı.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗