Kumla (Kuzekonan)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Kumla (Kuzekonan)
998 tarihinde Sultan III. Murad Han zamanında başkumandan Koca Ferhad Paşa yapısıdır. Velyan Dağı eteğinde dörtgen şekilli taş yapı bir kaledir.
Fırdolayı büyüklüğü 3080 adımdır, yedi kule ve iki kapıdır. Biri batı tarafa, Anadolu tarafına açıktır, biri doğu tarafa Tebriz Kapısı'dır ki Hadım Cafer Paşa, Tebriz kumandanıyken Tebriz kulundan kaçıp bu kaleye sığınmıştı. Tebriz kulu bu Kumla Kalesi'ni kuşatınca içeriden Cafer Paşa bir gecede kalenin Tebriz tarafı duvarını yarıp yedi bin seçkin askerler dışarı çıkarlar. Bütün habersiz yatan Tebriz kullarını kılıçtan geçirirler. Kılıç artıklarını da Tebriz'e dek kovarlar. Kul, Tebriz'e vardığında görseler ki Hadım Cafer Paşa'nın kethüdası Tebriz Kalesi'ni kapayıp bunlara balyemez toplar vurur. Kaleden top ve ardlarından Hadım Cafer Paşa Kürd askeriyle kırıp gelir. Sonunda hepsi birer diyara kaçam sanıp hepsi kılıçtan geçerler. Cafer Paşa tekrar serdar olur ve bu Kumla Kalesi'nin yıktığı duvarının yerini büyük bir kapı yapar. Gedik Kapı ve Tebriz Kapısı derler, sağlam ve dayanıklı kapıdır ve güçlü kaledir.
İçinde yedi yüz hane ve bir cami vardır. Ama dış varoşu Kumla şehridir ki bağ ve bahçesine sınır ve nihayet yoktur. Kumla üzümü, Buhara alusu ve Abbasi ve meleçe armudu meşhurdur.
Şehri yetmiş mihraptır, on biri camidir. Bunlardan Ferhad Paşa Camii tatlı yapıdır, ama şehrin kenarında kalmış başka camileri, hanları, hamamları ve çarşı pazarları vardır.
Ve bu şehir, Tebriz toprağında başka sultanlıktır. Bin kadar nökere, kelentere ve darogaya sahiptir ve kadılıktır. Burada da büyük ziyafetler yenilip sultandan hediyeler alındı. Bu diyarda sultan, sancakbeyine' derler; han, beylerbeyine derler; hanlar hanı, üç tuğlu vezir payesine derler; i'timad-ı devle (---) derler. Sipehsalar-ı mu'azzam; başkumandana derler. Kapıcıbaşı (---) derler. Münşi, re'isülküttaba derler. Kelenter, alaybeyine derler. Daroga, subaşıya derler. Yasavul ağası, alay çavuşuna derler. Dizçöken ağası, yeniçeri ağasına derler. Dizçöken, yeniçeriye derler. [304b] Mihmandar, misafir kondurana derler. Bu anılan kimselerin tamamı hükümette ilişkileri olup söz sahipleridir ki İran ülkesi kanunu budur.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗