Latikıye (Lazkiye) (Latakya)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Latikıye (Lazkiye) (Latakya)
Daha önce Hazret-i Ömer halifeliğinde Antakya Kalesi fethinden önce Hâlid ibn Velid ve Esved ibn Miktad bu Lazkiye Kalesi'nin İspanya kâfiri elinden kuvvet zoruyla fethetmişti. Küfe hâdiseleri sırasında yine kâfirler işgal ettiler. Devlet (—) Melik Tâhir'e gelince zorla fethedip İslâm beldelerine ekleyerek Muhammedi âyin başladı.
Daha sonra (—) tarihinde Yavuz Sultan Selim Mısır fethine giderken Çerkez kavmi çaresiz kalmakla anahtarları Ayas Ağa eliyle Selim Han'a teslim edildi. Trablusşam Eyaleti'nde iltizam ile yönetilir sancakbeyi tahtıdır. Hâss-ı hümâyûnu, alaybeyisi, çeribaşısı, zeamet ve timarı yoktur.
Bütün (—) yüz köyleri mîrîdir ve 300 kese hâsıl olur mukataadır. Ama köyleri tüm köyleri dağlarda olmakla beyi 40-50 bayrak sekban ve sarıca askeri besler.
150 ve 300 akçe ile ihsan olunur şerif kadılıktır ve nahiyesi (—) köydür. Adaletle senede 20 kese hâsıl olur.
Kethüdayeri, serdarı, 4 mezhep müftüsü, nakibüleşrafı ve ayanı eşrafları vardır.
Kalesi deniz kıyısında liman ağzında dört köşe bir küçük kaledir. Büyüklüğü 300 adımdır. Dört tarafını deniz döver, hendeği yoktur. Ve kuzeye bakan bir demir kapısı var.
Kaleden dışarı iskele başına gitmek için 15 göz kârgir yapı uzun bir köprü ile geçilir. Gerçi büyük kale değildir, ancak limanı korumaya gayet elverişli kaledir. Dizdarı ve (—) neferi vardır.
Kale içinde 7 avlusuz küçük ev ve 1 mescidi var. Bu köprü başında bir hoş köşk vardır, gümrük eminleri oturacak bir dinlenme yeridir ve iskele başıdır. Bu mahalde 40-50 mahzen vardır ve üzerleri bezirgân odalarıdır. Nice kere yüz bin guruşa malik Mısır ve Frengistan bezirgânları kalırlar ve metaları mahzenlerinde doludur. Bu mahalde asla evli kimse olmaz.
İskele başında taş merdiven ile çıkılır bir mescidi var. Ve limanı 300 pare gemi alır bir yapma limandır. Sekiz rüzgârın şiddetinden emin, her ne tarafa demir bıraksan iyi yataklı limandır. Kalenin burçlarında kirpi gibi şahane topları liman ağzına nazırdır.
Bu limanın üç tarafı ve doğu tarafı eski şehrin harabeleri içinde baştan başa hurma bağlarıdır ve bahçelerdir.
Hâlâ mamur şehir iskeleden doğuya bin adım uzak Lazkiye şehrinin daha önce büyük şehir olduğuna Kisra kemerlerinden Havarnak köşklerinden ve Şeddad yapılarından haber verir alâmetler var ki insan görünce hayran olur.
Yıkılma sebebi, Hazret-i Ömer fethinden sonra İspanya murdar kâfiri bin pare gemiyle gelip istila eder. Sonunda Arap gazilerinden aman bulamayıp yerle bir olup kararları kalmayıp firar ederler. Hâlâ mamur şehri 900 kale gibi kârgir bina güzel hanelerdir ve hep kireç örtülü evlerdir.
Ve 9 mihraptır, üçü cumadır. Evvelâ çarşı içinde bu şehir halkının tarihçilerinin inanışına göre bizzat Hazret-i Ömer fethedip bu camii yapıp bir ay bunda imamlık etmiştir. Ve "kuşatma sırasında şehit olan Sahabe-i kirâm bu Ulu Cami’in avlusunda medfunlardır" diye rivayet ederler.
Gerçekten bir heybet ve ruhaniyet var ki orada iki rekât ibadet eden elbette mahrum kalmamıştır. Büyük ziyaretgâh ve eski ibadetgâhtır. Ömer Camii ve Ulu Cami derler hayli büyük camidir. Avlusunda hurma ağaçları vardır. Eski tarzdır, öyle süslü değildir ve bir minaresi vardır.
Çarşı içinde Tokatlı'nın Yeni Camii ve yine çarşıda Eski Cami kalabalık cemaate maliktir.
2 hamamı ve 3 hanı var. Çarşı içinde Mataracı Hanı, Derviş Beşe'nin 2 hanı, Musa Beşe Hanı, 2 medrese, 1 dârülhadis ve 3 sıbyan mektebi var. Eski Cami yakınında yeni yapı Mataracı Mektebi'nde 200 çocuğa her sene birer kat esvap, yüzer para ve her gün iki öğün çorba verilir.
Tamamı 200 dükkândır. Bedesten yoktur, ama bu hanlarda dünyanın kıymetli eşyaları mevcuttur.
Daha önce akan su yolları harap olup bütün halkı sarnıca muhtaçtır. Ve Temmuz'da soğuk zülâldir. Çarşıda ve diğer yolların yan kaldırımları vardır. Kıyı vilâyet olmakla çamur olmaz. Havası ağırdır, sıcağın şiddetinden insan kebap olur, zira dört tarafın nice kere yüz bin hurma ağaçları kaplamıştır, esecek rüzgârı kesmiştir.
Ayanları çuka esvaplar, orta hâllileri alaca abâ kerekeler ve aşağısı bellerine birer peştamal ve başlarına birer peştamal sarık ve ayaklarına zarbun giyerler. Fellaham çoktur, mahbûb ve mahbûbesi yoktur.
Yiyecek ve içeceklerinden, beyaz somunu, hurması, şeker kamışı üçü ve dördü bir kırpık Mısır parasınadır. Habbu'l-leziz hâsıl olur gayet besleyicidir. Frenk inciri garip şeydir, iki adam boyu kalın yeşil dallar üzerinde pabuç gibi yeşil yapraklarının kenarında (—) (—) gibi darısı vardır, bu da besleyicidir. Acur, kassa, kurkas, karnebit ve cümmeyz ağaçları olur, büyük ağaçlardır. Aynen incire benzer kırmızı ve beyaz cümmeyzi olur. Ama Tanrı'nın hikmeti bu ki bütün meyve ağaçlarını bir iki adam kucaklar. Kaim yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top (—) (—) olup bir adam 10-15 tanesini kullanıp üzerine birkaç yudum su içse tabiatı yumuşar.
"Ey adam! Bu murat almamış taze ağacı ne kesersin? Allah'tan korkun!" derler. Ağaç sahibi de,
"Neyleyim? Mahsulsüz bir ağaçtır, onun için keserim" deyince o adamlar rica edip,
"Lütfeyle, kesme, meyve versin" derler, fakat o adam da marangoz gibi baltalar vurur. Yine rica edip,
"Af, af! Biz kefil olalım, bu sene meyve versin" diye rica ettiklerince bu ağacın yaralanan yerlerinden kanlı gözyaşı gibi akar.
Bu hâl üzere nice bin yerden yaralandıktan sonra mahut adamların ricaları kabul olup her sene meyve vereceğine kefil olup yemin billâh inşaallah ile Fâtiha okuyup giderler.
Gariplik bunda ki o sene o kadar dalları yaprakları hâsıl olur ki salkım saçak deyimi üzere çok bol meyve verir, acayip ve garip tılsımdır.
Bu şehirde ibretlik çoktur. Ama biz kısaltarak yazdık. Bütün halkı büyük velilere inanır, ehl-i sünnet ve'l-cemaat mümin ve muvahhid kavimdir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗