Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMahalle-i Kebir (Mahalletü'l-Kübra)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Mahalle-i Kebir (Mahalletü'l-Kübra)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Mahalle-i Kebir (Mahalletü'l-Kübra)

Şehri bir düz sahrada Sabuniye ve Yemeni arkları kenarında mamur şenlikli, güzel ve beğenilen bir yerdir. Ekinlikleri geniş, hayrat ve bereketleri çok, nimetleri bol Yemeni ırmakları akar şenlikli bir şehirdir ki Mısır'dan sonra bu şehirdir. Kat kat saraylı, baştan başa 16 bin kireç damlı küçük büyük eski hanelerdir. Bütün hanelerinin mamuru, süslüsü ve kibar sarayları şehir içinde akan arkın iki tarafına yapılmış olup bütün pencereleri ve maksureleri arka bakmaktadır. İki tarafı gül gülistan, bostanlı meliklerin hasret çektiği güzel yapılardır.

Mescitleri sayısızdır. 9 medrese, 7 darülhadis ve 70 tekkesi var. Zira bütün tarikatlerin şeyhleri burada mevcuttur. Tüm vilayet halkı ehl-i sünnet ve'l-cemaat tarikat ehli kimselerdir. Bu tekkelerden Şeyh Abdurrahman-ı Maliki Tekkesi, Abdullah-ı Durgam Tekkesi, 11 Seyyid Ahmed el-Bedevi tekkeleri, Burhani Tekkesi, safafi Tekkesi ve Kümeyli Tekkesi. Bu tekkeler gayet mamurdur ve bazısının hayrat sahibi hayatta olduğundan nimetleri boldur. Tam 120 sıbyan mektebi var. Her sene bayramlık hil'atleri yetimlere verilir. 200 sebili var. Bazı mektepler sebilhaneler üzerine yapılmıştır, Mısır kanunu böyledir. Ve 46 yerde abıhayata benzer su sarnıçları vardır.

5 hamamı vardır. Şehrinin büyüklüğüne göre hamamları azdır ve basıktır. Seruci Hamamı, Yahya Çelebi Hamamı ve Nasara Hamamı, buraya asla Müslüman girmez. Ve Balı Bey Hamamı, hoştur.

Ve 7 hamamı da kapalıdır. Ama Vefa Hamamı ziyaretgahtır, suyu, havası ve yapısı diğerlerinden hoştur. Binden fazla saray hamamları vardır. Fukaraları sabah olunca nice bin adam şehir içinden akan halice girip yıkanırlar, hamamdan uzaktırlar.

Ve 77 han vardır. 17’si buğday, arpa ve ful satılır tahıl hanlarıdır ki bu şehrin bütün hububatı bu hanlarda satılır.

Ve toplam 2.345 dükkan vardır. Bütün çarşılarının üstü örtülüdür. Bu şehrin bedesteni yoktur, ancak bütün eşya bu şehirde mevcuttur, zira liman şehirdir.

48 kahvehanesi var. Gece gündüz açık olup gelen geçenlere konuk evidir. Mutrıplar, sazendeler, hanendeler ve meddalılar ile donanmış kahvehanelerdir ki sabah akşam Hüseyin Baykara sohbetleri olup bütün maarif erbabı birbirleriyle orada haşrolurlar, öyle ariflerin toplantı yeri kahvelerdir.

Ve 200 yağ değirmeni, 380 at değirmeni ve 10 adet ekmek fırını var. Bütün hanelerde birer fırın bulunur, çarşıya ihtiyaçları yoktur. Ancak garip misafirler için 10 fırın vardır, has ekmeği olur. Bütün çarşı yolları geniş ve paktır. Zira şehir içinden Nil akıp her gün sakalar yolları sulayıp çarşı Bağdad serdabı gibi olur.

Genellikle güzel haneleri ve sarayları haliç kıyısında olup çeşit çeşit şahnişinlerden vilayet ayanı birbirlerine aşinalık edip pencerelerden balıkları avlarlar. Bütün halkı Nil'de balık gibi insan mahbubları ile yüzüp birbirlerini muhabbet ağlarıyla aviayıp güreşçiler gibi alt üst olup kucak kucağa ve sarmaş dolaş olurlar.

Bu şehrin bütün binaları baştan başa tuğla kargir yapıdır, taş yapı nadirdir. Ama çok düzgün, sanatlı ve süslü duvarları vardır. Ve kapıları ikişer kanatlı yüksek kapılardır. Kapıların iç yüzünde birer hizmetkar sofaları bulunur. Ve bu hanelerin damları umumen kireç sıvalıdır.

Mısır şehrinden aşağı bu taraflar tamamen tuğla binalardır, taş madeni yoktur. Eğer taş lazım olursa Mısır'dan gemilerle Nil taşkınında getirirler. Zira Nil taşkınında Mısır iklimini su basıp uğramadık şehir komaz, bütün Mısır diyarını su basıp köy, kasaba ve beldeleri Nil içinde 3 ay ada ada olur.

Yukarıda zikrolunan mehterhane çalınan köprünün iki tarafı da dükkanlardır, pencereleri Nil'e nazırdır. Ve yine şehir içinde 3 göz bir köprü daha Süku'l-hubüb yakınındadır. Bunun da iki tarafı mamur dükkanlardır, pencereleri halice nazırdır. Bu mahalde iskele vardır, kayıklar ve gemiler yanaşıp tahıl ve başka mal götürüp getirirler. Bazı insanlar bundan kayığa binip şehir içinde istediği yere gider. Bir köprü de şehrin kıblesi dışında Sabuniye Arkı üzerinde Cafer Ağa Köprüsü derler 3 göz büyük köprü tamamen taş yapıdır. Bu köprünün ortasında dört köşe mermer üzere celi güzel yazıyla yazılan tarihtir:

Te'eınmel tera ma şadehu 'n-nedne (?) Caferu
Hüve'l-kasimi mate ile'l-hayri yuksadu
Li-kantaratin fiha bi-kavli müverrihin
Sena'ün lehu fahrun ve 'izzün yü 'eyyedu. Sene 1074

Bu şehrin suyu ve havasının hoşluğundan mahbub ve mahbube kadınları güzel yüzlü, endamlı, hoş görünüşlü, peri yüzlü, haddinden fazla hoş ve güzellik sahipleridirler.

Bu şehrin askeri taifesi gayet süslü kimselerdir, çeşit çeşit değerli kumaşlar ve elvan çukalar giyerler. Orta halli erkekleri boğası ve Mısır alacası giyerler. Fukaraları haline uygun giysi giyerler, dünya hali böyledir. Kadınları saf altından ve beyaz gümüşten takke, beyaz ve siyah ipek çarşaf bürünüp gezerler.

Bu şehrin yiyecek ve içeceklerinin beğenilenlerinden, evvela has ve beyaz halis yağma yoğrulmuş mutabbakı, yani katmer gözlemesi bir diyara mahsus değildir, ancak Mahalle-i Kebir'e özgüdür. Beyaz ekmeği, tahinesi ve peyniri meşhurdur.

İbretlik imalatlarından, ibrişim seccadeleri yeryüzünde benzeri yoktur, meğer Acem'in Isfahan'ında işlene.

Yine nakışlı ipek otağ perdeleri, kahve makramaları, türlü türlü alacalar, çarşaflar ve futalar işlenir ki Mardin şehrinde işlenmez.

Bu şehirde asla Frenk ve Ermeni olmaz, ama 1 mahalle Yahudi ve 2 mahalle Kıpti vardır, hepsi bin hanedir.

Ve 7 kilise vardır. Ve şeyhülbeled defteriyle bu şehirde altı kere yüz bin adam vardır diye meşhurdur.

Sözün kısası Mısır diyarında bir muazzam iskele şehirdir ki senede nice bin yük pamuk astar bezi ve başka meta bağlanır. Zira bütün mahsulatından pamuğu ziyade olur.

Bu yazılan özelliklerin zikrinde faidesi ve beyanında aidesi elbette vardır, tamamen boş değildir, ama başka meşhurun zikrinde faide ve beyanında aidesi olmayıp itibarı olmayan şeyleri yazmada sıkıntı var diye bu kadarıyla yetindik ki hayru'l-kelam ma kalle ve delle buyurmuşlardır, vesselam.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗