Malatya
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Malatya
Acem dilinde Aspuzan derler, Türkmenler Malatya derler, Kürtler de Marâtıya derler.
Arapça’da Maltiyye derler. Zira kayserler zamanında bu Malatya Ermenileri Araplara ihanet edip esirlerine işkence ettiklerinden Maltiyye derlerdi.
Yunan dilinde Rukbe derlerdi. Onun için Rum tarihçileri arasında bu şehre Dâr-ı Rukbe (Rukbe Yurdu) derler. Zira ilk yapıcısı Yunus Nebî öğretmesiyle ümmetinden Rukbe adındaki kayserdir. Daha sonra kızı Aspuza adındaki melike imar ettiği için Acem ülkesinde Aspuzan derler. Adı geçen melike, Aspuz adındaki Meram bağında babası kayser Rukbe ile bir mağarada gömülüdürler. Ancak Anadolu'nun belagat sahipleri Malatıyye derler. Ama şehrin ileri gelenleri, şehrimizin ismi Mâl-ı âtiye'dir derler. Zira Efrâsiyâb mezarı bu Aspuzan Dağları'nda bulunup Efrâsiyâb'a "mal âtiye" dediler, yani mal geliyor" dediler. Efrâsiyâb bu şehre "Mal âtiye" der idi. Ondan meşhur galat daha uygun olduğundan defter-i padişahîde Malatıyye derler.
Malatya Kalesi'nin şekli: Bu şehrin dört tarafını yüksek dağlar ve sıradağlar kuşatmış olup kıble tarafı Aspuzan Dağları'dır. Nice yüz tatlı sular akar. Ve (—) tarafı...
.................... (1.5 satır boş).....................
Bu adı geçen dağların arasında biraz dereli ve tepeli geniş ova içinde Deyr-i Mesih Nehri ve Pül Nehri kenarında beşgen şekilli Şeddâdî kesme taş ile yapılmış sağlam bir kaledir. Adı geçen akarsu kale duvarını kuzey yönünde akıp beş saat aşağıda Fırat Nehrine karışır. Ama şehrin güneyinde Aspuzan Dağları'ndan kaynayıp çıkan küçük bir akarsudur. Kale içinden, bu nehre kayalar arasından inilir su yolu vardır. Kuşatma sırasında buraya sığınanlar ondan susuzluklarım giderirler. Ancak kalesi yüksek bir tepe üzerinde değildir, alçak bir tepe üzerine yapılmıştır.
…
Bunların bu diyarda bolluk içinde yaşadıklarını Mâhân diyarındaki diğer boylar duyunca binlerce adam Mâhân'dan gelip bu Caber Kalesi, Ane, Selme, Balis, Bomboç, Rakka, Urfa ve Birecik kaleleri etrafında yüzlerce yerleri talan edip küffârlarını ağlatmaya başladılar. Sonunda kendilerine bir güvenli yurt ve bir sığınak yeri olması için 583 [1187] tarihinde adı geçen Dânişmend oğlu Muhammed bu Malatya Kalesi'ni yeniden yaptı. Hâlâ eski bir kaledir. Ama kesme taşları gayet iridir. Duvarının boyu 26 arşındır. Tamamı (—) adet kuledir ve hepsi (—) adet bedendir.
Buranın (—) adet yeni demir kapıları vardır. Evvelâ Alaca Kapı, Süpürge Kapısı, Meşak Kapısı, Pazar Kapısı, bunlar ana kapılardır. Kuzeyi deredir. Çevresinde hendeği (—). Fırdolayı büyüklüğü tam 5.100 adımdır. O kadar geniş değildir.
Kale içinde (—) camii ve mescitleri, cebehanesi ve tahıl ambarları, 300 kadar haneleri, dizdarı ve iç il olması [194a] dolayısıyla 70 adet neferi vardır. Başka yapı ve bedesten yoktur. Bütün çarşı dışarıdadır. (—) (—)
Malatya'nın hanelerinin sayısı ve anlatılması: Tamamı 5.265 adet altlı üstlü kârgir yapı eşrafın, ileri gelenlerin ve diğer halkın evleri vardır. Bunların tamamı bağlı, bahçeli ve baştan başa toprak ile örtülü eski evlerdir ki büyük varoşu süslemiştir. Ancak bu varoşun çevresinde kale duvarı yoktur, ama köşe başlarında tedribe kapıları vardır. Her gece kapıları kapatılır.
…
Derviş tekkelerinin anlatılması: Tamamı (—) adet Halveti, Celvetî, Gülşenî, Rûşenî, Nakşibendî, Kâdirî, Râ'î, Rufâ'î ve Bektaşî tekkeleridir. Ama bunlardan Aspuzu Bağı içinde Hazret-i Seyyid Battal Gazi Tekkesi; bizzat kendileri burada doğmuş ve nazargâh olmuştur. Sonra Melek Ahmed Paşa bakım ve onarımını yapmış ve Bektaşî tekkesi olmuştur. (—) (—) (—).
Akarsu çeşmelerinin övülmesi: Hepsi (—) adet hayat suyu kaynaklarıdır. Her akan çeşmenin tatlı sularının kaynakları tamamen Ahker Dağı bağlarından yani Kömür Dağlarından ve Deyr-i Mesih gözünden gelir.
.................... (1.5 satır boş).....................
Cana can katan sebilleri: Tamamı (—) adet sebilhanelerdir. Ama büyük şehirlerin selsebilleri gibi donanımlı yedi adet saf su sebilhanesi vardır. Bunlardan biri Silahdar Mustafa Paşa sebilidir.
.................... (1.5 satır boş).....................
İleri gelen sarayları: Hepsi hepsi 11 adet eşraf haneleri vardır. Bunlardan donanımlı olanları Paşa Sarayı ve Emir Sarayı ve (—) [194b]
Kervansarayların adedi: Burada (—) adet kervansaray vardır, ama bunlar içinde donanımlı ve mükemmel kale gibi olan Sultan IV. Murad Han'ın makbul silahdarı Mustafa Paşa Hanı, 170 odalı ve demir kapılı kârgir kubbeler ile süslenmiş minnetsiz hane, kervansaraydır. Kapısı üzerindeki son mısrası tarihidir:
Oldu bu hân-ı cedîd ârâmgâh-ı bî-bedel.
(—) (—)(—) (—) (—) (—) (—) Sene 1047[1637/8]
Bedesten çarşısının özelliği: Hepsi (—) adet mamur bakımlı sultan çarşısıdır. Ancak Şam ve Haleb gibi kârgir kurşunlu dükkânlar değildir. Ama yine bütün değerli şeylerin hepsi bolca bulunur. (—) (—) (—) (—) (—) (—)
Yaşlı ve genç insanların yüzlerinin rengi: Havasının tatlılığından erkekleri sağlam yapılı olup ömür müddetleri yetmişe altmışa ermişken dişleri parlak inci gibi tane tanedir ve son derece yaşlanmışlarken yüzlerinin renkleri biraz kırmızıca dinç ve zinde adamlardır.
Kadın erkek gençlerinin anlatılması: Suyu ve havası hoş, gençleri sevimli, güzel yüzlü, hoş görünüşlülerdir. Ama dağlık Kürt bölgesi olduğundan dilberleri meşhur değildir ve Kürt nesli olduğundan on seneye ulaştıklarında geçkin (geçmiş) olurlar.
…
İnsan giyeceklerinin özellikleri: Seçkinleri samur kürk ve renkli soflar giyerler. Orta hâlli olanları renk renk çuka, Malatya bezi mavi kaftan giyerler. En yoksulları şal ve şapik giyerler. Zengin kadınları muhayyer ferace ve yassıbaşı ile gezerler. Ancak genellikle yoksul kadınları beyaz car ve burka bürünüp sivri takke giyerler. Elbette ayaklarına sarı ve kırmızı çizme giyerler.
Bölgenin özel dili: Halkı Kürtçe ve Türkçe konuşurlar, ama bazı kendilerine özgü kelimeleri vardır. Örnek; hele met sağâyı getir, yani elbette bardağı getir, hemesi pozandadır, hepsi bağdadır, demektir.
İbret verici yapılan: Görülmeye değer yapısı ilk başta ibret verici kalesidir, sonra Paşa Hanı, ondan sonra,
.................... (1 satır boş) .....................
Güzel havasının anlatılması: Havası gayet tatlıdır. Karaları ve denizleri gezmiş seyyahlar, gönül alan Tebriz'in havasına benzerdir derler. Gerçekten de havasının tatlılığından halkı zinde ve sağlam yapılıdırlar. Hepsi hünerli erlerdir.
…
Hamamlarının özellikleri: Hepsi yedi adet havası hoş ve yapısı güzel hamamlardır. Bunlardan Alaca Hamam, Silahdar Mustafa Paşa Hamamı gayet iç açıcıdır. Yeni Hamam, Bey Hamamı, Kumacık Hamamı ve Ali Mısrî Hamamı'm bir evliyâullah yaptırdığından ziyaretgâh bir hamamdır. Cum Hamamı ve varoşta Behram Paşa hamamı. Bunlardan başka 300 adet ev hamamları vardır.
…
Tüccar hanları: Hepsi (—) adet kara ve deniz tüccarları hanlarıdır. Evvelâ,
.................... (1.5 satır boş) .....................
Garip bekâr hanları: Hepsi altı adet bekâr odalarıdır ki her birinde biner adam vardır. Genellikle pabuççu bekârları ve Trabzon'un bez dokuyucu Lazları kalırlar. Her gece akşamdan sonra davul çalınıp kapıları kapatılır. Bu hanlara hâkim kapıcıdır.
Yoksul aşevleri: Önceleri Eskicami'in imareti mamur imiş. Şimdi kapalıdır.
.................... (1 satır boş).....................
Hastahaneleri:
.................... (1.5 satır boş).....................
Yolcuların geçtiği köprülerinin anlatılması: Malatya'dan beş mil aşağı ibret verici kırk göz büyük bir köprü var. Yapıcısı Sultan Hasan'dır. Aspuzu bağlarından akan Deyr-i Mesih'de Til Nehri Malatya içinden geçip Pınar Nehri ve Tohma Nehri ile bir olup bu köprü altından geçer.
Ruhban kiliselerinin anlatılması: Hepsi yedi adet âyin yapılacak putgede kiliselerdir, ama bunlardan Aspuzu yakınında Deyr-i Mesih derler yüksek bir dağın eteğinde kurulmuştur. O dağdan tatlı bir su doğar, sağı ve solu cennet bağları Aspuzu'dur.
Tahıl mahsullerinin bereketi: Evvelâ yedi tür taneli buğdayı olur, benzeri meğer Havranda ola. Ve arpası ve pamuğu güzel ve ovalarında yoncalıkları boldur. Baklası, nohudu ve mercimeği gayet meşhurdur, ama ovalarında pirinci olmaz, Zira kış yurdudur.
Sanayiinin övülenleri: Malatya'nın beyaz pamuk ipliği ve beyaz pamuk bezi gayet meşhurdur.
.................... (1 satır boş).....................
Tatlıların ve diğer yiyeceklerin övülmesi: Dağlarında gezengüvî adında kudret helvası Allah'ın izniyle gökten inip meşe ve pelit ağaçları yaprakları üzerine yağar lezzetli müshil helvadır. Dağlarında mazı meşe ağacı ve meyvesi, ovalarında pazı, ıspanak ve lahanası ve diğer sebzeleri boldur.
Yenen meyvelerinin anlatılması: Evvelâ yedi türlü kayısısı ve zerdalisi, seksen çeşit sulu armudu sicillerde yazılı olup yedi tür ayvası, yirmi çeşit elması, dürbili üzümü ve kirazı meşhur olup aşağıda yazılacaktır.
İçeceklerinin anlatılması: Bu Malatya Şehri'nin bir çeşit beyaz balı olur ki yeryüzünde benzeri meğer Aydos balı ola. Kırmızı cerreler [su kapları] ile İstanbul ayânına nice yüz bin kavanoz süzme bal hediye götürürler, bunun şerbetinin ve ayva perverde şerbetinin yeryüzünde benzeri yoktur. (—)
Erkeklerinin kazanç kapılarının bildirilmesi: Genellikle halkının işleri ve meslekleri bağcılıktır ki yüzlerce çeşit ürünleriyle geçimlerini sağlarlar. Bir bölüğü pamuk ipliği eğirirler ve bir kısmı da çulha, dokuyucu olup beyaz pamuk bezi dokurlar. (—) (—) (—) (—) (—) (—) Kısacası bütün meslekler bulunur.
Bağlarının sayısı: hepsi 7.800 bağdır ve 600 şebekeli bostandır. Tamamı sicillerde ve mîr-âbı defterinde yazılıdır. [195b]
…
Malatya Şehri'nin külliyatının anlatılması
Evvelâ bu şehrin dört tarafında üç günlük yol yakınında olan beldeleri bildirir: Evvelâ batı tarafında Ulaş ve Kangal yoluyla Sivas Şehri üç günlük yoldur. Doğusuyla kıblesi arasında Albostan (Elbistan) ve kuzeyinde Divriği Kalesi vardır. Divriği'den Gilan Köprüsünü geçip (—) Alacahan'dan gelen akarsuları geçip ondan Sarıçiçek'de köprüyü geçip ondan Eğin Kalesi, Fırat Nehri kenarındadır, bu da Malatya'ya tam 3 konaktır. Ama Malatya'nın güneyinde Hısn-ı Mansûr Kalesi 3 konaktır. Bunların ikisinin arasında ancak Kömürlü Dağı vardır.
Kıblesinde Dicle bölgesi vardır. Irak kavmi 'dal'ın zammesiyle "Dücle" ve bütün arklarına Düceylân arkları derler ama Anadolu kavmi 'dal'ın kesriyle ve 'cim'in sükûnuyla Dicle Nehri ve Dicle Adası derler.
Kuzey tarafıyla doğusu arasında Fırat Nehri aşırı Harput Kalesi de üç günlüktür, ama hakir iki günde rahatlıkla vardım. Bu menziller yürümeye bağlıdır.
Batı tarafında Darende Kalesi, ama Rum Kalesi güneyinde dört menzildir. Birecik Kalesi de güneyindedir. Bu adı geçen sekiz parça kalelerin tamamı üç günlük yoldadır.
Ama Aksaray Şehri uzaktır, beş günde varılır. Haleb Şehri de Malatya'nın güneyinde beş menzildir. Maraş Kalesi ve Diyarbakır doğu tarafına eğimli beş menzildir. Rûhâ yani Urfa, Ayntab ve Kayseri kaleleri de Malatya'nın güneyinde beşer günlük yollardadır. Malatya, bu sekiz adet büyük şehirlerin ortasına kurulmuş mamur ve şen bir beldedir.
Halkı genellikle Türkler ve Kürtlerdir, ama İzoli Kürdü ve Türkmeni çoktur. Levend, rençber, cesur ve yiğit kavmi vardır. Hepsi mü'min, muvahhid, pâk inançlı Şafiî ve Hanefî mezhebindedirler. Halkı garib-dostlardır, nimetleri bol ve yoksulları seven insanlardır. Nakşibendî tarikatine mensup adamları vardır. Her yabancı diyardan gelmiş, bir adamın evine doğrulup varsa elbette ona ikram ederler. Arifler yurdu, fâzıllar kaynağı, şairler yuvası ve sâlihler beldesi bir İrem Bağı'dır.
...........................(3 satır boş)....................................
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗