Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMaraş (Kahramanmaraş)
TÜRKIYE

Maraş (Kahramanmaraş)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Maraş (Kahramanmaraş)

[Büyük bir ejderha] ortaya çıkıp bütün halkını o ejderha yediği için Mâr-ı îş'ten bozma Maraş derler. Bir rivayette de Sultan Dahhak'ın şehri idi. Dahhak'ın iki omuzlarına şeytan aşçıbaşı görünümünde gelip öpünce Dahhak'ın iki omuzlarında iki ejderha ortaya çıkar. Bu şehir halkının suçlu suçsuz insanlarını öldürüp beyinlerini bu ejderhalara vere vere bütün halk çaresiz olup Dahhak-ı Mârî'yi Demirci Gâve eliyle öldürürler. Halkını Dahhak'm omzundaki yılanlar yediği için Mâr-ı îş'ten bozulma Maraş derler, isminin aslı, sebebi odur.

Eski zamanda Rum kayseri hükmünde Ermen padişahları yapısı büyük bir şehir imiş, Hicret'ten sonra 40 bin asker ile Esved ibn Mikdad hazretleri gelip zorla fethedip kalesini yıktı. Daha sonra 921 [1515] tarihinde azgın halkı asi olup zapt edilmeleri mümkün olmayınca Yavuz Sultan Selim Acem seferlerine giderken halkı Müslüman gazilerin önünden arkasından yol kesicilik ettiler. Sonunda Selim Han'ın büyüklüğünden ve gücünden korkup ayaklarının tozuna yüz sürüp itaat ettiler. Yine vilâyetleri Zülkadriye evladına verildi.

Yine Süleyman Han asrında ayaklanıp büyük bir isyan çıkarıp Arabistan ve Karaman memleketlerinden nice yerleri yağmaladılar. Sonunda padişah fermanı ile eski kale yerinde bir kale yapıldı. Hâlâ kalesi bir bayır üzere dört köşe bir küçük şeddadi yapı güzel bir kaledir. Büyüklüğü 600 adımdır. Bir topraklı tepe üzerinde olmakla dört tarafında asla hendeği yoktur. Ve toplam (—) kuledir. Kıbleye bakar, şehre havale 3 kat kapısı var ve bu kapının dışındaki kulelerin iki yanında birbirine nazır siyah taştan 4 adet heybetli arslan heykeli vardır, sanki canlıdır.

Bu kapı üzerinde kalenin tarihi budur:

"El-hamdü ve leyletus-salât alâ Muhammedin hayrü'l-'ıbâd ve alâ leyâli'l-emcâd ve had emera kale e'azze'l-kadriyyeti'l-mamuriyyeti sultanul-berreyn ve hâkânü 'l-bahreyn Sultan Süleyman Han ibn Selim Han. Sene 935

Bu kapının iç yüzünde kapılar arasında dizdar loncasında bir tahta üzerinde yazılı olan tarih:

Anınçün dedi hatif tarihini
Devâm ü izz ü rifat kıl İlâhî.

Diğer tarih, ama tamir olunduğuna tarihtir:

Saklıya Hak eyleye cümle elemlerden berî. Sene 1054

Bir uğrun kapı da kuzeye nazırdır ama daima kapalıdır.

Bu kale içi bir mahalle ve 100 toprak örtülü küçük evlerdir. Ve bir Süleyman Han Camii var, küçüktür. Dizdarı gece gündüz kapılar arasında oturur. Ve toplam (—) adet neferi vardır.

Bu vilâyet eski eyalettir. Anadolu'dan sonra budur, ama kanun üzere Anadolu paşasından önde gelir. Zülkadriye tahtıdır ve eski vilâyettir. Selim Şah Mısır'a giderken itaat etmişlerdir. Paşasının padişah tarafından hâss-ı hümâyûnu 628.450 akçedir.

Eyaletinde cümle hâsları bunlardır: Evvelâ Elbistan ve Besni (—) (—) (—). Bunlardan cürm ü cinayet ve bâd-ı hevâ [bir tür vergi] bütün eyaletinden senede adaletle 46-47 bin guruş hâsıl olur. Kanun üzere 5 bin akçede bir cebelüsü ile memur olduğu sefere gider. Toplam kendi askeri 2 bin silâhlı asker olur büyük eyalettir.

Hükmü altında olan sancaklar bunlardır: Evvelâ Aynıtab Sancağı, Malatya Sancağı, Niğde Sancağı, Kars Sancağı ve Samsat Sancağı. Bu 5 sancak ile eyalet olmuştur.

Kendi sancağında alaybeyisi, çeribaşısı, mal defterdarı, timar defterdarı, defter emini, defter kethüdası, çavuşlar emini ve 170 çavuşları vardır.

Bu yazılan mansıp sahipleri İstanbul'dan ruus-ı hümâyûn ile alıp zapt ederler.

Maraş defter kethüdasının hâssı 87.730 akçedir ve timar defterdarının hâssı 60.200 akçedir.

Maraş Sancağı'nda timar ve zeamet toplam 1.018 kılıçtır. Ama tüm eyaletinde 2.169 kılıç timardır. Ve 29 zeamettir. Bunlardan başkası tezkireli ve tezkiresiz timardır.

Beylerin, zeamet ve timar sahiplerinin kanunları üzere cebelüleri ile toplam 5.500 asker olur. Bu askerin Maraş Eyaleti'nde senelik gelirleri doksan dört kere yüz bin ve yirmi üç bin on yedi [9.423.017] akçe olur. Defter-i Sultanî'de böyle yazılıdır. Bu yazılan askerler bu kadar malı timar ve zeametlerinden tahsil edip alaybeylerinin sancağı altında mevcut bulunmak şartıyla sefere giderler.

Bu Maraş Sancağı 500 akçe şerif mollalıktır ve nahiyesi (—) adet köydür. Adaletle senelik mahsulü 80-90 bin guruş hâsıl olur. Yönetimi altında olan kazalar bunlardır:

Evvelâ Maraş kazası, Etrafşehir kazası, Havsustol kazası, Güvercinlik kazası, Cihan Nehri'nin öte tarafında Yenice Kalesi kazası, Zeytuniye kazası, Bertiz kazası, Göynük kazası, Yürükân kazası, Haruniye kazası, Andırın kazası ve Elbeyili kazası. Bu toplam 12 kaza Maraş'ta mamur ve şenlikli kazalardır.

Maraş şehrinde müftü, nakibüleşraf, sipahiler kethüdayeri, Dergâh-ı Âli yeniçerileri serdarı, dizdarı, ayanı eşrafı, âlim ve salihleri vardır.

Maraş şehri 42 mahalledir. Tamamı dere ve tepeler üzerinde bağlı, bahçeli, tatlı soğuk akarsulu, divanhaneli ve büyük saraylı 11 bin hanedir. Hepsi toprak ve kireç örtülü, kârgir duvarlı ve yer yer kerpiç duvarlı evlerdir.

Bu şehir kıbleden kuzeye bir dağ eteğinde bulunup boyu 7 bin adımdır.

Evvelâ Beğdûdiye Medresesi, Taşlı Medresesi, Yenicekale Medresesi, gayet mamurdur. [(—) (—) (—) medreselerde de şeyhü'l-kurrâlar vardır.

Ulu Cami İmareti ve Kadriye İmareti (—) (—) (—).Ve gelen geçen yolculara nimetleri boldur.

Ve 40 adet sıbyan mektebi vardır.

Hamam 5'tir. Bunlardan geniş, temiz ve havası hoş (—) (—) Hamamı, Çarşı Hamamı, Çukur Hamam ve Boğazkesen Hamamı.

Tamamı 6 handır. Bunlardan mamur (—) (—) (—) ve yine çarşı içinde Acemler Hanı ve Ulu Cami yakınında Müftü Hanı.

70 adet tatlı su çeşmeleri vardır. Ama her evde birer akarsu bulunur.

Ve tamamı 1.045 dükkândır. Ve 2 bedesten vardır. Kuyumcular Bedesteni, 4 demir kapılı kârgir yapıdır ve biri hâlâ kapalıdır.

Bakımlı ve şenlikli olan sarayların en gözdesi Paşa Sarayı, bunlardan yüksek yerde yapılmış, cadde üzerinde bir yüksek şahnişini var. Bir güzel saray da Zülkadiroğlu'nundur, sanki İrem Bağı'dır. Kapısı üzerinde tarihi budur ki beyaz mermer üzere celi hat ile yazılmıştır:

Zülkadirzâde Halîl Beğ ömrün olsun müstedâm
Bu saray-ı dilkeşi kıldın muammer bi't-tamâm
Bi'l-hurûfi mu ceminden hanesinin tarihin
Hoş müferrih menzil olmuş bu saray-ı bâb-ı kâm. Sene (—)

Bu şehirde nice saraylar vardır, ama bildiğimiz bunlardır.

Bu şehrin suyu ve havasının güzelliğinden halkının yüz renkleri kırmızımsıdır ve gayet zeki âlimleri vardır.

Halkı gayet mahbûb dostudur. Uzun boylu ve sevimli gençlerin çoğu hacılar hizmetçisidir. Gayet zengin kimseleri vardır. "(El emeğiyle) kazanan Allah'ın sevdiği kullardan olur" deyip ticaret ederler.

Konuşmaları Türkçedir ve genellikle halkı Türkmendir. Pâk çuka esvaplar giyip kadife kavuk külâh üzere beyaz Muhammedi sarık sararlar. Kışı sert olup halkı levendâne olmakla kırmızı boyalı kuzu derisinden Okçuoğlu harvanîleri [kolsuz üstlük] giyerler. Bazı erkekleri o kadar uzun yaşayıp yaşlanırlar ki kuvveti gitmiş, heyeti bitmiş, sohbet ve oyundan kalmış olur. Yine böyle iken güzellik çarşısı içinde bir dükkânçede oturup gelen geçen dilberlere bakmak için burnuna gözlüğünü geçirip,

"Be, şu kuzucak bizim Halim oğlunun oğlu mudur? Ah puh Bârekallah" deyip göz zekâtı ile geçinir fakir yaşlılar var. Sorsan "Behey Baba! Bu civandan ne fayda?" desen bu beyti okur:

Kocaldıkça gönül artar kara gözlülere meyli
Benim pîr olası gönlüm kocaldıkça gönül ister

Hatta Hazinedarlı Mahallesi'nde bir bitkin yaşlı var idi. "Selim Han Mısır'a giderken 11 yaşında idim. Ilıcak Beli'nde Osmanlı alaylarını seyrettik" diye söyledi. Ve hakir hayır duasını alıp elini öptüm.

Bütün kadınları ayaklarına sarı çizme giyip başlarına sâfî gümüş tas takke yahut altınlı sivri takke üzere endamlarına beyaz çarşaf bürünürler. Gayet güzel yüzlü ve endamlı olup konuşmaları düzgündür. Çarşılarda alışverişte o kadar yanık sesle konuşurlar ki tüccar taifesi malını değil belki can metamı yolunda yere serip var ömrünü sarf ederler.

Bu şehrin yiyecek ve içeceklerinin beğenilenlerinden, yaz kış 20 çeşit üzümü mevcuttur. Bunlardan kabak üzümü, Cem üzümü ve sarı üzümü kar altından çıkarıp yerler. Ve narı, Şehriban narından sulu, iri ve yemesi hoş olur. Bütün vilâyete ve özellikle Sivas'a nice bin deve yükü nar Maraş'tan gider. Ve diğer meyvesinin de haddi sınırı yoktur.

Bir konak yeri bağı bahçesi tutmuştur. Ve şehrin bahçeleri altından akan Ergenes Nehri âbıhayattan nişan verir bir berrak sudur. Bu can bağışlayan suyun tesirinden bütün halkı zinde, zevk ehli, dost ve garipleri seven kavimdirler. Ama suhte taifeleri biraz eşkıyadırlar.

Bu şehir Türkistan şehirlerindendir ve 4. iklimdedir. Ve bu şehir eski olduğundan büyük velileri çoktur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗