Megeşvar (Măgheruș)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Megeşvar (Măgheruș)
Macarcada (—) (—) demektir. Sonlok Gabor yapısıdır, ancak zemini Saz Macarı toprağındadır, ama hâlâ kral olan Apopi Mihal'in karısı May Frav Bânû'nun miras mülküdür.
Bu kale altına İslâm ordusu konunca kralın avradı şenlik için bir fitilden bin pare top atıp yer ve gökler tir tir titreyip İslâm ordusunda boşanmadık at kalmadı.
Bu kale bir dereli ve tepeli özler arasında bulunan zeminde bir sivri tepe üzere bir sağlam set, şeddadi kesme taş bir hoş savaş kalesidir. Ancak havalesi çoktur ve içinde çarşı pazarı yoktur. Kilise ve mamur şindire tahta örtülü haneleri çoktur. Kıble tarafına bakar ancak bir demir kapısı var, nöbetçiler ile hazır iki kat sağlam kapıdır. Hendeği yoktur, zira yüksek bir tepe olduğundan hendek yeri yoktur. Tamamı bin adet soltat neferatlara sahiptir. Kaptanı krala hediyeleriyle gelip on kese yardım etti.
Megeşvar varoşu
Saz Nehri batağı kenarında büyük bir varoştur ki tamamı 10.000 adet şeddadi, kârgir şaranpavlı, tamamı renkli kiremitli ve şindire tahta [19a] örtülü evlerdir. Ve 11 adet yüksek çanlı manastırlar var ki her biri birer kralın yapısıdır ki hepsi beyaz kalaylı tenekeler ile örtülüdür. Çeşit çeşit odalar, aşevi ve misafirhaneler ile mamurdur. Pek çok hanları, bir hamamı, benzetme olmasın tekkeleri ve medrese şekilli bıtrikhaneleri var, ama çarşı pazarı gayet düzgün ve sıralı yapılmış süslü bir çarşısı var ki anlatılmaz. Ve yine tüm ehl-i hırefi bâkire, şâkire ve el değmemiş kadınlar dükkânlarda oturup metalarını satarlar. Bütün ülkelerin türlü türlü değerli malları bu şehirde mevcuttur. Zira kuzeyinde Leh diyarının Muhit Denizi kenarında Daniska iskelesi yakındır. Kıble tarafında Boğdan tahtı Yaş şehri ve Eflak'in Tirkoviş ve Bükreş şehirleri onar konak yakındır. Onun için bu Megeşvar'da her değerli mallar bol bol ve rahatlıkla bulunur. Ve halkı tamamen tüccar ve zengin Saz kefereleri vardır.
Erdel kavminin giyeceklerini bildirir
Bunlar da diğer Macar kavmi gibi yeşil, kırmızı ve çeşit çeşit çukadan samur ve zerdeva postu kaplı kalpak giyip çeşit çeşit çukadan dolamalarının yenleri ve göğüsleri altına gümüş düğmeleri olur. Çakşırları ve kutmenleri tamamen rengârenk çukadandır, pabuçları sarı ve kırmızı kubadî serhatlı pabucudur. Ve kuşakları tamamen ipek zünnâr teybend kuşaktır.
Bu Macar taifesi pür-silâh atlı dörder ve beşer tüfengli yarar katanalardır. Bu sipahileri genellikle güderi dolama ve güderi çakşır giyerler. Kadınları tamamen ipek rokla ve türlü türlü fistan giyip kızlarının saç belikleri ve kadınlarının başları renkli ipek arakıyeler üzerinde çeşit çeşit inci, la'l ve yakutlu istifanlar ile süslüdür. Bunlar da sarı ve turuncu sahtiyandan renkli kubadî pabuçlar giyip gezerler. Bütün Erdelistan keferelerinin ve kadınlarının esvapları böyledir. Nemse ve Freng gibi Eflâtuniye kara şapkalı değillerdir.
Hepsi İncil kitaplı ve Mesih milletindendirler ve mezhepleri Luturyanîdirler. Nemse, Papişte mezhebinde, yani İrim Papalıdır ki tamamı putperestlerdir, ama Macar kiliselerinde asla put yoktur. Hemen birkaç altın yaldızlı ve mücevher haçları var ki hâşâ sümme hâşâ haçımız Allah ismidir ve Allah'a taparız, derler. Gerçekten de tüm Macarlar Hudâ-perestlerdir. Beri taraftan,
Bu Megeşvar Kalesi varoşunun iki kapısı var, biri kuzeye ve biri kıble tarafına açıktır.
Bu şehrin ortasında geniş bir meydan vardır, orada bir siyaset yeri ve darağaçları var ki bu uğursuz yerde keferelere işkence ettiklerinde gören insanın ödü patlar. Hatta İslâm ordusundan bir Rumeli gazisinin bir atı bir kefere evinde bulunup atı asker kalabalığı içinde çalarken yaralandığından belli olup o hırsız kâfire o kadar işkenceler ettiler ki Acem diyarında, Dağıstan'da ve Arabistan'da öyle işkence çeşitleri görmedim. Eğer her birini yazsak yazımız uzar gider.
Bu siyaseti gören İslâm askeri ibret alıp parmaklarını ağızlarına götürüp çarşı pazarda alış verişler edip daha önce alman esirlerden nice binini sahipleri çok yüksek fiyatlara sattılar.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗