Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMemi Bey Sultan Baba Türbesi
BALKANLAR & KAFKASYA

Memi Bey Sultan Baba Türbesi

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Memi Bey Sultan Baba Türbesi

Seyahatnâme’de Memi Bey Sultan Baba Türbesi

Bu aziz sultan, Hacı Bektaş Velî hazretlerinin yolu halifelerindendir. Hatta Deliorman diyarında yatmakta olan Demir Baba Sultan bu Memi Baba Sultan'dan cihaz-ı fakrı kabul edip öğrencilerinden olmuşlardır. Bu Memi Şah Sultan tekkesi gibi Rum, Arap, Acem ve Horasan'da böyle büyük bir yapılı türbe görmedim, imanım.

Hatta bizzat kendi vücutları bir yüksekçe yerde 4 köşe bir kubbe içinde yatmaktadır. Bazı canlar bu nurlu türbenin duvarlarının yüzüne On İki İmam teşbihleri ve türlü türlü pâlhengler, zerdesteler, balta, zil, boru ve Davud sapanları komuşlar, canım.

Sultanın bizzat mübarek başları tarafında kendilerinin bir büyük kaşığısı, seccâde, hırka ve tâcı, alemleri, kudümü, zilleri ve def nakkareleri hazır durur, gülüm.

Rumeli'nde servi ağacı nadir iken sultanın başı ucu tarafında türbeden dışarıda bir uzun servi ağacı var ki bir diyarda öyle ressam elinden çıkmış gibi yemyeşil ve düzgün servi görülmüş değildir ömrüm.

Nur dolu türbenin içinde olan hizmetçiler bütün ziyaretçilere gül suları, ıtrışâhî, kâdî suyu ve çiçek suları dağıtıp ûd-ı Mâverdî ve ûd-ı mülebbesler yakıp nurlu kabrinin içinde Memi Can ruhu Şâd olup bütün ziyaretçilerin dimağları kokulanır, canımın canı.

Ama aşağı fukara meydanı acep gönlü yaralı dervişlerin konukevi ve yoksul erenlerin tekkesi, konuk saraylarıdır, pîrim. Bu muhabbet meydanın çevresinde sıralanmış dolapların önlerinde birer tane meşinden yastık yorganların önlerinde her fukara kurban postları döşeyip herkes bir ilimle meşgul olur, kimi hezar-pâre sanatlı kaşıklar, çevgan, zerdeste ve keşküller yayıp geçimlerini sağlarlar, cânânım.

Yine bu nazargâh meydanının ortasında türlü türlü saf altın gibi şamdan, kandildan ve çerağdanlar var ki sanki her biri iksir-i azam gibi parıldar, eyliğim.

Bu meydandan dışarıdaki meydanda bir Keykâvûs mutfağı var ki o da seyre değerdir. Yetmiş seksen adet yalınayak, başı kabak, yaka bağır açık, yağ u balî-meşreb, pâk, benlikten geçip her birleri yerle bir olmuş toprağa bulanmış canlar, riyazat ve perhiz ile gözleri yaşlı, ağlar, sevinir, güler, gözyaşları göl göl olmuş teslim dâğlı, sineleri bağlı, yerleri şerha şerha sırımlı ve pazuları maktelü'l-Hüseyin cirmli gömleksiz aşk tandırı içinde pişmiş diri ve sağlıklı canların kimi aşçı, kimi ekmekçi ve kimi çerâğcız ve kimi mihmandar ve kimi meydandar, kimi kamber gibi hizmetlerinde ber-karar meydan erleri var, imanım.

Her birinin hâllerinden sorsan her biri bir bağın gülü, bir sevdanın esiri ve bir [180b] Lem-yezel Allah'ın kulları, ama beyt:

Hallâk-î Ezel âleme kıldıkta tecellî
Her kulu birer hâl ile kılmış müteselli

sözü uyarınca her biri bu eğri suratlı dönen feleğin sıcağını soğuğunu çekip dünyayı terki seçmişler ki, kimi emir, kimi bey, kimi beylerbeyi ve kimi kadı tayfasından olup, sonunda fâni dünyânın ahvaline vâkıf olup tüm rahtı, bahtı bırakıp gösterişten geçip "Bir dost ve bir post" deyip Meni i Şah Sultan mutfağında pişip ağlamayı, sızlamayı, kebap olmayı seçip beş vakit ibadetleriyle meşgul ehl-i sünnet ve’l-cemaat bir alay Rumeli sâdık âşıkları canlardır, ey cânımın cânı ve ey ömrümün varı eyliğim imanım.

Ama bu mutfağa yapı ustası bir çeşit sanat harcayıp ateş yanan yer (ocak) üzerine büyük bir kubbenin ortasına bir küçük kubbe daha inşa edip 12 terek Bektaşî külâhı gibi bir sanatlı parlak beyaz kubbedir ki büyük kubbenin ortasına bu küçük kubbeyi kalın zincir ile asmış. Tüm ateş onda yanıp tâ aziz sultan zamanından beri bu ocakta ateş asla sönmeyip o zamandan beri çorba kazanları gece gündüz ateşten inmeyıp bütün gelen gidenlerin Müslüman Hıristiyan veya diğer dinlerden herkese minnetsiz sofrası açık olduğundan başka kilerinde "Yemeğin makbûlü hazır olandır" sözü üzere şîr-i hurma, Hama'nın katr-ı nebâtı ve kuş sütü, yani yumurta bile bulunur büyük tekkedir, gülümün gülü.

Kısacası Rumeli diyarında dengi benzeri yoktur. Meğer Horasan diyarında İmam Rızâ Meşhedi ola. Ama bu türbe hayratının sahibi Yanyalı Arslan Paşa'nın atası Zülfikâr Bey âşıktır cânım ve tekke şeyhi olan Hızır Dede câna eyvellâm var imanım.

Zira bu hakir 1071 Ramazanının Kadir Gecesinde [25 Mayıs 1661] bu türbede konuk olup tüm can u cânânlarla can sohbetleri edip summat-ı Muhammedi'den sonra gülbâng-ı Muhammedîler çektik, def ve kudüm, nefir ve nakkarelere darblar, sûr ve nefirlere zemzeme ve demler vurup dem-be-dem demler vurup Hak Taalâ fakr u fahri zevk u şevkinden ırmayıp zevk-i derunumuz ziyade ziyade ola. Dem-i Ali ve Sultan Hacı Bektaş Velî ve Türk ü Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî himmetleri hazır ve nâzır ola. Kerem-i evliyâ hû diyelim hû vesselâm.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗