Mermer Ocağı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Mermer Ocağı
Bir yüksek dağın içinde tamamen mermer ocağı bir yüksek tepedir ki göklere baş uzatmıştır. Üst tarafında Hazret-i Süleyman'ın Belkıs Ana'ya yaptığı büyük köşkün kalıntıları hala bellidir. Buradan Akdeniz'in içinde olan bütün adalar rahatlıkla görülür.
Atina şehrinde her ne kadar yapılar var ise bunların mermer direkleri ve diğer mermer taşları tamamen bu yüksek dağdan kesilmiştir, kesildiği yerleri durur. Ve hala nice yüz adet dağ delicileri Ferhat gibi mermer kesmededirler, acayip seyirliktir.
Bu mahalde bir cehennem çukuru gibi büyük bir mağara vardır. Papazlar balmumları yakıp hepimiz soyunup birer zıbın ile daracık kayalar içinde teper aşağı delikten deliğe inip bir saatte ta yeraltında İşrakllerin ve Meşallerin makamlarına varıp seyrettik. Bütün bu zatlar bu mağaralarda ömürlerini bitirip birbirleriyle dilsiz konuşup felsefe dersleri okurlarmış. Bu mağaraların hepsi kendiliğinden oluşmuştur, insan eliyle yapılma değildir ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her mağarada ve her taşta nice yüz bin hekimlerin, filozofların isimleri yazılıdır. İbretlik yazılar ile resimli yazılar var ki sanki İstanbul'da Atmeydanı'nda 4 köşe Dikilitaş'ın hatlarıdır. Ve herkes bu mağaraya girip gördüğünü taşa kazıp yazmış.
Ondan aşağı yeraltında ta havuza kadar inip nice bin tuhaf eserler ve nice bin insan kemiklerini seyredip kılavuzumuz olan papazlar ile 3 saatte dışarı esenlikle çıktık.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗