Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMescid-i Aksa
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Mescid-i Aksa

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Mescid-i Aksa

İlk yapıcısı Hazret-i Davud aleyhisselâmdır.

Mescid-i Aksâ'nm yapılma sebebi: Hazret-i Davud zamanında Benî İsrail'e veba olup Davud Nebî duasıyla veba yok olunca o dua makamına Mescid-i Aksâ yapıldı. Tamam olmadan Davud vefat edince Süleyman Nebî tamamladı. Bir adam boyu temeli yükselip Hazret-i Davud Câlût savaşından sonra Rahman'ın rahmetine yürüyüp padişahlık Hazret-i Süleyman'a geçti. Bütün yaratıklara padişah olunca devlere emredip bu Mescid-i Aksâ'yı yaptı. Camiin tamam olması çok uzun sürdü. Hazret-i Süleyman asâsına dayanıp camiin tamamlanmasına çalışırken meğer "Rabbine dön” [Kur'ân, Fecr, 28] emri gelip asâya yaslanıp mübarek ruhları Illiyyîn cennetine çıkmış. Bu hâlden hiçbir mahlûkun haberi olmayıp Mescid-i Aksâ'yı temizlerlerken Süleyman hekimleri ve Âsâf-ı Berhayâ duruma vâkıf olup akşamdan önce bütün cin ve perilere iş tamam oldu, diye izin verirler. Akıllı vezirlerin görüşleriyle Bâb-ı Amûd'dan taşra hendek içinde olan eski hapishanelerine bütün devleri hapsedip bu tılsımı icra ederler. Zamanla hepsi ölür, hâlâ o mağara içinde kemikleri bellidir. Ama bir muzlim yerdir, insan bakmaya cüret edemez.

Sonra Hazret-i Süleyman'ın asâsı içindeki bir kurt asayı yiyip Hazret-i Süleyman düşer. Bütün âlimler Hazret-i Süleyman'ı babalan Hazret-i Davud yanına defneder. Nice güvenilir kitaplarda yazılıdır.

Daha sonra Mescid-i Aksâ'nın kıble olması Allah'ın emri olunca nice melikler gelip her biri Mescid-i Aksâ'ya birer eser ilave ederek cennet-i a'lâ olmuştur. Ta Hazret-i Peygamber hicretten sonra Medine-i münevverede oturur iken ''Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir." [Kur'ân, Bakara, 144] âyeti inip kıble Kudüs'ten Mekke'ye çevrildi. Ama yine Kudüs-i şerif hakkında "Eski evi (Kabe) tavaf etsinler" [Kur'ân, Hâc, 29] âyeti inmiştir. Hâlâ fukaraların kâbesidir, nur dolu büyük bir camidir.

Kıble kapısından mihraba kadar boyu tam 300 ayaktır ve eni doğu tarafında Hazret-i Ömer mihrabından Malikî mihrabı köşesine kadar 400 ayaktır. İçinde küçük büyük somaki ve başka renkli uzun direkler ve yapma ayakların tamamı 70 adet sütundur. Her biri birer cevahirdir ki birer Mısır hâzinesi değer.

Bu camiin iki tarafı sonradan yapılıp yapma sütunlar üzerinde toloz kemer kubbelerdir. Ama ortasındaki eski binası kat kat bu kudret eli sütunları üzere kemerlerdir. Daha yukarısında tavanı harpüşte tahta tavandır. 20 adet servi ağacından kirişler üzerinde bukalemun nakışlı ibretlik tavandır. Döşemeden kubbeye boyu 40 arşın yüksekliktedir. İki tarafındaki yeni binaların boyu yirmişer arşındır.

Cami içinde küçük büyük toplam 120 kemer vardır. Mihrap üzerinde bulunan kubbe, bunlardan yüksek aydınlık bir kubbedir ki yeryüzünde benzeri yoktur. Boyu 50 arşın yüksektir ve diğer kubbelere dayanmıştır. Sanki diğer kubbelerin tacdarıdır. Başka kubbeler gibi yuvarlak değildir, sürahidir. İçi baştan başa altın yaldızlı çeşit çeşit sırça bukalemun akışları ile Tûbâ Ağacı ve türlü türlü çiçeklerle süslenmiş nur üstüne nur bir kubbedir ki kubbenin etrafında "Allah göklerin ve yerin nûrudur" [Kur'ân, Nûr, 35] yazılmıştır.

Süleyman Han tamirinde mihrap ve minberinin övgüsünde dil kısa kalır, anlatmaya ve övmeye ihtiyacı yoktur. Gerçi minberi ahşaptandır, ama üstad bütün marifetini göstermek için bir sanatlı minber yapmış ki sanki açık sihirdir.

Mihrap ise zer-ender-zer sanki mücevher mina yapıdır. Yeryüzünde ne kadar maden cinsi değerli taş var ise, büyük usta o taşları kuşgözü gibi küçük doğrayıp mihrap içine süsleyip mücevher gibi bir mihrap olmuştur ve övgüsünde dil âcizdir.

Bu mihrap ve minberin ve nurlu kubbenin sanatına göre Süleyman Han muallimlerinden camcı Sarhoş İbro adlı usta cam inşa etmek sanatında usta olduğundan cam-ı Cem'den cem ayinini görüp bu cami-i şerifin mihrabı üzere 12 çeşit cam ve küçük bukalemun nakışları yapmış ki ateş saçan güneş bulut içinden çıkıp ışığı yerleri aydınlatıp bu camlara ışığı yansıdığında cami nur iken nur üstüne nur olur, bütün cemaatin gözleri aydınlanıp huşu ile ibadet ederler. Bu anlatılan 12 camlardan başka necef, billur ve moran, cihan nakşı 105 camı vardır.

Bu camiin mihrap tarafındaki duvarı üç adam boyu biçme levha çeşit çeşit Tanrı eseri bukalemun nakışlı dalgalı mermerler kaplıdır. Her birine dikkatle bakılsa nice Tanrı eseri görülür. Gayet parlak ve cilâlı dalgalı ham mermerlerdir.

Bu duvarda mihrabın sağında ve solunda sahraya bakan 7 pencere vardır. Minber önünde müezzinler mahfili 12 düzgün ve ince nazik sütunlar üzerinde köşk gibi bir mahfildir ve Süleyman kürsüsü gibi bir vaiz kürsüsü var. Hint ustası ona bir keser ve keski vurmuş ki sanki Fahrî oymasıdır. Her mutahhılında birer şirin sanatı var.

Bu cami içinde büyüleyici ibrişim halılar vardır. Her biri Rum, Arap ve Acem yadigârları ki başka camilerde benzeri yoktur. Bu cami içinde nice bin kıymetli sanatlı avizelerden başka 7 bin küçük kandil vardır. Her gece bin kadar büyük kandil yanıp diğerleri mübarek gecelerde yanar, cami içi nur iken nur üstüne nur olur.

Bu camide 10 kapı vardır. Yedisi kıbleye açıktır. Bu 7 kapının ortasındaki bir yüksek kapı ki boyu tam 15 arşındır. Eski kalemkâri bir pirinç mina kapıdır. Bu kapının sağında solunda bundan alçak 3 kapı vardır. Onlar da görmeye değer birer kâmil usta işidir. Sol taraftaki Hazret-i Hızır Kapısı, sağ tarafta Malikî Kapısı, minber dibinde Medrese Kapısı ve kıble kapılarından taşra 6 yapma sütunlar üzerinde kubbelerdir. Bu kapıların dışı sanki dehlizdir.

Cami-i Aksâ ziyareti: Evvelâ doğu tarafı köşesinde Hazret-i Ömer mihrabı, bizzat kendilerinin fetihten sonra bir hafta ibadet ettikleri mihraptır. Ona yakın Hazret-i Davud mihrabı, ilk defa temel vurduklarında bu mahalde ibadet ettikleri mihraptır. Bu mihrabın solunda Hazret-i Osman hattı ile olan Kelâm-ı İzzet kûfî hat ile yazılmış ki sanki Kudret eli ile yazılmış bir kürsü üzerinde hazır olmuş Kelâm-ı Kadim'dir.

Minberin sağında Hazret-i İsa Makamı, bir sanatlı demir kafes içinde bir ibadetgâhtır. Başka kapısı vardır. Camiin sol tarafındaki kapıda Hazret-i Hızır Makamı.

Hamd olsun bunları ziyaret edip her birinde iki rekât ibadet edip şefaatlerini rica eyledik.

Bu Mescid-i Aksâ'nın tam 800 murtezikası yani hizmetçileri vardır. Dört mezhep imamı ve 4 hatibi vardır. Cuma gününde hatipleri minbere kılıç ile çıkarlar. O keskin kılıç Hazret-i Ömer kılıcıdır. Her hatip birer hafta hizmet ederler. 50 müezzin, müsebbih, muarrif, na'than, devirhan, eczahan ve kayyım hizmetçileri vardır. Bütün maaşları padişah hazinesindendir. Her sene surre emini gelip surre ve atıyyeleri verilir.

Bu Mescid-i Aksâ kubbeleri baştan başa mavi kurşun ile kaplıdır. Bütün kubbeleri üzerinde birer adam boyu altın alemler vardır ki parıltısından gözler kamaşır, vesselam.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗