Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMinye (El Minye)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Minye (El Minye)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Minye (El Minye)

Said-i ali tahtı olan Circe Eyaleti hükmündedir. Ama kaşifi Mısır vezirinden hil'at giyer, büyük hükumettir. Birkaç kere iki tuğlu payesi olan emir-i hac olmuş beylere verilmiştir. Senede 200 kese padişah malı tahsil eder. 500 kendi askeri ile ve 7 bölük Mısır askeriyle vilayeti koruyup gözetir. Kendine de 100 kese faiz kalır.

Bir hakim de Mısır veziri tarafından bir mükellef ağa tahıl tahsil eder. Toplam (---) bin erdeb buğday, arpa ve bakla onun eliyle toplanır. Paşaya 6 kese kalemiye verir, kendine de 15 kese faiz olur. Risale ağalığından sonra iyi ağalıktır. Sene başında tahıl tahsili sırasında Minye ağası üzerine bir mükellef ağa gelip bir kese ücret-i kadem alıp o da tahıl tahsiliyle ilgilenir.

Bir hakim de 300 akçe payesiyle kadıdır. Bir müddeti 20 kese tutar şerif kazadır. 7 nahiyesinde 220 adet bakımlı ve şenlikli köyleri vardır.

Bu şehirde dört mezhep müftüsü, nakibüleşrafı ve 7 bölük serdarları vardır. Ancak kapukulu ve serdarı, sipah kethüdayeri, köylerinde zeameti, zeamet ve timar erbabı, alaybeyisi ve çeribaşısı yoktur. Ama Mısır askeri taifesi çoktur, zira şehri gayet mamurdur. Nil kenarında yüksek bir yerde 6 bin kat kat, tabaka tabaka güzel haneler ve hanedanlarla bezenmiş süslü bir şehirdir.

Toplam 105 cami ve mescit vardır. Altısı cuma kılınır hutbedir. Bunların en eskisi,

Hazret-i Ömer Camii: Bu şehri Hazret-i Ömer hilafetinde Amr ibnü'l-As Kıpti elinden fethedip Hazret-i Ömer için bu camii etti. Eski ibadetgahtır, ancak Firavunlar zamanında mabet imiş. Nil kenarında bir yüksek set üzerinde yapılmış mesiregah aydınlık bir camidir. Boyu 90 ve eni 60 adımdır. Cami içinde yapma ve başka sütunların toplamı 52 adettir. Ortası harem yeri açıktır. 3 kapısı, 1 alçak minaresi ve kemerler üzerinde nakışlı tavanı vardır. Bütün pencereleri Nil'e bakmaktadır. Mihrabı bir köşeye aykırı vaki olup minberi sanatlı oyma ahşaptır.

Bu camiin içi gece gündüz kalabalık cemaatle doludur. Zira ilim tahsil etmek isteyenlerin yuvasıdır. 40-50 yerde çeşit çeşit ilimler okutulur. Hasbi ve maaşlı müderrisleri vardır. Gece gündüz 100-200 hatm-i şerif okunur. Anadan doğma kör Kur'an hafızları vardır. Bu cami sanki Mısır'da Cami-i Ezher'dir ki bu şehrin yüz suyudur. Alim ve salih yuvası olduğu Arap ve Acem'de meşhar ve dua kabul olacak mahaldir. Sağlam vakıfları olduğundan imaretinde nimeti alimlere, fakirlere ve miskinlere iki vakit verilir. Sonra yine Nil kıyısında, yüksek bir zemin üzerinde,

Tahir Baybars Camii: 36 sütun üzerine kurulmuş Havernak kemerleri üzerinde ibretlik bukalemun nakışlı Bihzad nakşına denk tezhipli ve süslü levhalı tavandır. Mihrabı ve minberi eski tarzdır. Ancak dört tarafının duvarında olan parlak ve cilalı, elvan elvan dalgalı ebri Hıtayi kağıt gibi kaplı taslar var ki sanki her biri birer moran aynasıdır. Bu camiin bir benzeri de Mısır'da yoktur. Dünyayı gezmiş bütün gezginler bu camiin anlatılmasında acizlerdir. Zira bu eski mabette o kadar kalemkari sanat, halkari nakış, güzel ve hoş türlü türlü tasarruflar var ki övücüler ve sanattan anlayanlar bunu övmekte aciz kalırlar. Gerçekten Mısır'da da nice eski sultanların camileri vardır ki onların da yeryüzünde benzerleri yoktur. Ancak Minye Camii övgüye ihtiyacı olmayan acayip tarzda ve garip tavırda yapılmış görmeye değer camidir. Kıble kapısı üzere bu tarih yazılmıştır:

Bismillahirrahmanirrahim. Emera bi-tecdfdi haze'l-mescidi'l-mübareke mevlana es-Sultan el-Melik Tahir Baybars, hullide mülkühu, sene ışrin ve sitte mi'e. [620]

Ve 2 kapısı ve 1 minaresi var ve bütün Nil'e bakmaktadır. Ancak Hazret-i Ömer Camii gibi cemaati yoktur. Şehrin kuzeyi sonunda bulunmaktadır. Çarşı içinde,

Şeyh Mısri Camii: Tek katlı ve cemaati çoktur. 2 cami daha var, malumum değildir. Gerisi mescittir.

3 tekkesi, 11 hanı, 300 dükkanı ve 2 hamamı var. Ömer Camii yakınında,

Hazret-i Ömer Hamamı: Ta Firavun zamanından beri bir tarz ve tavır üzere yapılmış tuhaf eski bir hamamdır. Rum, Arap ve Acem'de alem olmuştur. Hala ziyaretgahtır. Hasta girse şifa bulur. Fetheden kibarlar dua etmişler ki bir cüzamlı 40 gün girse anadan doğmuş gibi, inci tanesi gibi olur. Hatta Hazret-i Ali'nin mübarek kızları Sitti (---) Mısır'dan gelip şifa niyetine girmiştir. Bu hamam eski hukemanın yapısı olduğundan Hanefi kurnaları birer adam boyu yüksektir, aza üzere durup yıkanılır. Gerçi öyle sanatlı yapı değildir, ama duvarları misk, ham amber, abir ve safranla yoğrulmuş halis harçtan yapılmıştır. Bir halvetin duvarını koklasan kafur, gül suyu, laden ve cavri kokusu yıkananların dimağlarını kokulandırır. Suyu Nil olmakla suyu ve havası gayet hoş ve güzeldir. Döşemesi bir çeşit beyaz taştır ki hala zamanımız üstadları onun bir taşını yerine koymaya kadir değillerdir. Ama camekanı dar yere yapıldığından gayet küçük ve alçaktır. Gılal ağası sarayındaki küçük hamam yenidir, ancak havası ağırdır.

Bu şehirde yüzden fazla sebilhane ve 60 mektebi var. Ama bedesteni yoktur. Bütün çarşısının üstü örtülüdür. Şiddetli sıcak, toz toprak tesir etmez, pak yollan vardır. 70 adet büyük saraylarından Kaşif Sarayı şehrin ortasında mamur saraydır. Nil kenarında bir gönül açıcı ve ferah yeni yapı gılal ağası sarayıdır. Tüm maksure, pencere ve şahnişinleri Nil' e bakar, görüş mesafesi geniş cihannüma yüksek bir saraydır.

Bu şehrin batı tarafında 600 mamur ve şenlikli köyler olduğundan gayet bolluk içinde bir şehirdir. Mısır'ı da besleyen bu şehirdir ki şebekeli bostanları ve bol bağları ile bir ucuz ve bereketli mamur beldedir.

Suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbubeleri güzel yüzlüdür. Ve mahbubları kırmızı yüzlüdür. Erkekleri Mısır alacaları ve Süyut boğasıları giyerler. Askeri halkı çeşitli çukalar ve atlas kabalar giyerler. Kadın ve kızları başlarına sivri takke, sırtlarına beyaz ve alaca futa bürünürler ve yüzlerine kıldan peçe örterler.

Yiyecek ve içeceklerinin beğenilmişi, öncelikle has ve beyaz gül pembe gibi pişmiş ragif ekmeği. Bu şehirde ekmeğe ragif derler. Peştamalı ve çeşit çeşit su bardakları meşhurdur. Başka şey yoktur.

Üç tarafında bağları ve bahçeleri çoktur. Bu şehrin Nil karşısında göklere yükselmiş kayalar üzerinde Firavun'dan kalma harap yapılar ve kale kalıntıları vardır. Bazı tarihlerde mamur belde olduğu yazılıdır.

Şeyh Mısri ziyareti: Camiinde medfundur. Bu şehirde bu ziyaretten başka ziyaret etmek kısmet olmadı, vesselam.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗