Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMoton (Methone)
BALKANLAR & KAFKASYA

Moton (Methone)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Moton (Methone)

Mora Adası'nın toprağında kıbleye karşı bir alçak kayalı yerde deniz kıyısında bir burun üzere yapılmıştır. Yıldızdan lodosa uzunlamasına sanki sürahi bardak gibi bir şeddadi sağlam yapıdır ki 4 tarafı denizdir. Ancak yıldız tarafında 400 adım karaya bitişik yalçın kayadır. Bu taraf iki kat kesme kaya geniş ve büyük hendektir.

Bu 400 adım olan kara tarafındaki hendeği kafir [268b] o kadar derin ve çukur etmiş ki kaleyi çevirip ada gibi etmeye az kalmış. Hemen biraz daha kayaları kesilse bu Moton Kalesi bir ada olur, acayip ve garip çalışıp gayret edip kesmiştir.

Bu iki kat kesme hendekleri yüzer adım enli ve beşer altışar yerden asma makaralı zincirler ile her gece kalkar ağaç köprülerdir.

Hendek içine bakan çeşitli mazgal delikleri olup o kara tarafı 3 kat birbirinden yüksek İskender Seddi gibi duvarlardır. Her katı kırkar ellişer ayak enli şeddadi acayip duvarlardır. Bu duvarların iç yüzleri ellişer adım dolma rıhtım ve çim toprak yığılıdır ki istense bu duvarlar üzerinde usta binicilerin cirit oynaması mümkündür.

Bu kara tarafları kat kat büyük tabyalardır. Kirpi tüyü gibi balyemez topları tüm mühimmat ve levazımatlarıyla hazır durup 7 başlı ejder gibi arabalar üzerinde durur.

Kısacası kafir bu kara tarafından korktuğu için bu kalenin bu tarafını gayet sağlam ve müstahkem etmiştir, ama hamd olsun kafir yine korktuğuna uğrayıp yine bu taraftan Bayezid-i Veli döve döve toplar ile yıkıp yürüyüş ile fethetmiştir. Bu kara tarafı iç yüzü köşesinde,

İç hisarın şekli: 700 adım büyüklükte iç kaledir ki ona Moton ve Koron halkı kasaba derler, yani şehrin bir köşe ucunda bulunduğundan kasaba derler. Bu kale ilk fethedildiğinde birkaç gün İslam askeri burada sakin oldular.

Bu narin hisar içinde 50 adet haneleri var. Ve Sultan III. Murad'ın bir küçük camii var, eski tarzdır. Başka imaret, han, hamam ve çarşı pazardan belirti yoktur.

Büyük Moton Kalesi'nin şekli

Bu taşra büyük kalenin çepçevre büyüklüğü 1.500 adımdır. Kara tarafından başka deniz olan duvarları yalın kattır. Ve boyu tam 20 arşın yüksek duvardır. Ve 20 ayak enli duvar olup böyle iken duvarlardan içeri şehre deniz fırtınası girip damlar üzerine deniz suyu dökülüp sokaklardan seller akar. Kısacası deniz altı bir kaledir.

İç kale ile bu kalenin çevresinde toplam 25 adet düzgün, sağlam ve müstahkem kule vardır. Bunlardan kalenin keşişleme tarafına liman ağzındaki Sultan Süleyman Mendireği bir büyük kuledir ki yeryüzü kalelerinde meğer Selanik Kalesi'nde yine Süleyman Han'ın Kelemerye Kulesi ola. Hemen bu da Kelemerye Kulesi gibi 12 köşe, göğe yükselmiş, 9 kat bir mendirektir ki felekte benzersizdir. Suya beraber 12 köşesinde 12 demir kapaklı top deliklerinde 12 adet adam sığar uzun topları var ki karşı deniz içinde Sipanca Adası'nda asla kuş kondurmaz, topları üzerinde tarihleri budur:

Süleyman-ı zaman sultan-ı a 'zam,
Buyurdu topları heybet-ejder,
Dem urup ra 'd-veş gıjgırdığınca,
Ola a'da hisarı hake yekser.

Bazı topları üzerine kazıcı ustası böyle beytler yazmışlar, gerçekten de cevher saçsan kalemi sikkeyi tunçta kazmışlar.

Bu kalenin dizdarı ve tüm neferleri başka ağalıktır. Zira bu yüksek kule aşağıdan yukarı en tepesine kadar 5 kat olup kirpi gibi topları her yanında mevcuttur. Limanı ve başka tarafları korutup üstü mavi kurşun örtülü olup ondan akan yağmur suları bu kule içre su sarnıcına toplanır. Gerçekten bu mendirek kulesinde Süleyman Han'ın Mimar Sinan'ı marifetini göstermiş. Bu kulenin kuzeye açılır ancak bir demir kapıcığı var. Önünden köprü ile geçilir bir kapıdır ki deniz dalgasında bu kule deniz içinde kalıp etrafı döküntü kayalı taşlardır.

Büyük kalenin 4 adet kapısı vardır. Evvela yıldız rüzgarı tarafına büyük Varoş Kapısı 4 kat dolambaç eğri büğrü girilir sarp kapılardır. Bu kapıların araları ve 4 tarafları safi mazgal delikleri ile ve safi kirpi tüyü gibi döşenmiş balyemez toplar ile süslenmiştir.

Taşra büyük köprü kapısı üzerinde Sultan Bayezid-i Veli'nin bir tunçtan topuzu alameti var, yani bu kaleyi topuzumla aldım demek işaretidir. [269a] Bir mermerden sancak alameti, bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alameti var, yani kavun ve karpuz mevsiminde fetheyledim, demek işaretidir.

Diğer alamet: Ve bu büyük kapıdan içeri orta kapıda, iç yüzünde kapı kemerinin altında bir kalın balık kemiği var, tam 15 arşın balık kemiğidir ki ibretliktir. Zincirlerle kapı kemeri altında asılıdır. Ama böyle bir balık kemiğini Alman ülkesinin Danimarka Vilayeti'nde seyrettim, tam 70 adım boyunda bir balık kemiği olup büyük sütun idi, ama bu Moton Kalesi'ndeki de ibretliktir.

Doğu tarafında limana bakan iki küçük kapı daha vardır, biri bazı zaman işler, bazı zaman kapalı durur, ama biri daima açıktır. Bu kapılar önünde deniz kıyısında kızak kundaklar üzerinde limanı koruyan çok iri toplar var ki her birine adam sığar. Bir kapısı da mendirek kulesi kapısıdır ki lodos rüzgarına nazır küçük kapıdır. Ancak bu kapı da 4 kat sağlam, sarp ve dayanıklı demir kapıdır. Bu kapı üzerinde yüksek bir kule var, zeminden yukarı bu kalenin tepesine tam 100 basamak taş merdiven ile çıkılır.

Bu kale içi yıldızdan lodosa 4 adet geniş sokaklardır, boyları yedişer yüz germe adım yollardır. Ama bu kalenin enliliği liman tarafından batı tarafına 10 adet geniş sokaklardır ve üçer yüz adımdır. Bu kale böyle ensiz ve uzunlamasınadır. Bu anılan sokakların tamamı iri taşlar ile cilalı kaldırım döşelidir ki gayet pak yolları vardır. Bu büyüklükte ve bu şekilde olan kalenin özellikleri tamam olup,

Selatin camilerinin özellikleri: Hepsi 7 adet mümin mabedidir. Evvela iç kalede Sultan III. Murad Han Camii ve büyük kalede Sultan Bayezid-i Veli Camii, kilise imiş. "Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir" [Kur'an, Bakara 144] ayeti üzere fetih sırasında bu kilisenin mihrabı Kudüs'ten Mekke'ye çevrilip Müslüman mabedi olmuştur. Hala cami içinde 16 adet mermer sütun üzere Havarnak kemerleri var. Her bir Kisra kemerlerinin üzeri servi ağacı kirişleri üzeri nakışlı tavandır. Boyu 100 ayak ve eni 80 ayaktır. Bir nazik ve sanatlı, eski tarz kargir düzgün minaresi olan büyük camidir.

Mescitleri: (---) adet mescit var. Tekke Mahallesi Mescidi; Şeyh Efendi Mahallesi Mescidi, Aşağı Mahalle Mescidi, Uryani Mescidi ve Çarşı Mescidi (---) (---) (---).

Medreseleri: (---) adet tefsirci, hadisçi, hafız darulkurralan vardır. Bayezid Han Medresesi, talebeleri çoktur, ama Kur'an hafızı yoktan azdır, varsa dışarıdan gelen Araptır

Sıbyan mektepleri: 4 adet sıbyan mektebi vardır.

Meczup derviş tekkeleri: (---) adet Al-i Aba tarikatı tekkesi vardır. Bunlardan Tekke Mescidi'nde tarikat önderi Aziz Efendi Tekkesi ve

.................. (2/3 satır boş) ...................

Fakir aşevleri, imaretleri: 2 adet ziyafet evi imareti var. Sultan Bayezid'in ve Şeyh Tekkesi'nin nimetleri boldur. Ama bu şehirde fukaraları imarete muhtaç etmez, nice yüz adet mücahid gazilerden hanedan sahipleri velinimet ve kerem sahibi adamlar var.

Hamamlarının sayısı: 1 adet ufak tefek hamam vardır, ama nice yerde hanedan hamamları olup pak ve temiz gazileri var.

Sanat erbabı dükkanları: 40 adet ehl-i hıref dükkanı vardır, ama yine her değerli eşyalar bolca bulunur.

İbretlik tılsımları: Çarşı meydanı ile varoş kapısının iç yüzünde bir geniş mahalde bir somaki alaca sütun üzerinde mermerden yapılma bir tabut vardır. İçinde bir kral ölüsü vardır, derler. Nice adamlar içinde külçe altın ve iksir vardır, derler. Ama Latin keferelerinin tarihleri bu kalede yılan, çıyan, akrep ve sivrisinek olmasın diye tılsım vardır, diye yazarlar.

Hanelerinin sayısı: Kale içinde küçük büyük tek katlı ve iki katlı toplam 700 adet mamur, mükellef, [269b] mükemmel şeddadi kefereden kalmış sağlam Müslüman evleri vardır ki hep kırmızı kiremit ile örtülüdür. Ama suları yoktur, taşradan getirirler. Ancak kuşatma tehlikesini düşünerek her hanede su sarnıçları vardır.

Övgüsünün tamamlanması: Bu kalede olan toplar bir kalede yoktur. Meğer Rodos Kalesi'nde, Akdeniz ve Karadeniz boğazlarında, İstanbul'da Sarayburnu'nda, Tophane'de, Budin Kalesi'nde ve Eğre Kalesi'nde ola. Toplam 190 adet küçük büyük kale döven toplardır ki her biri birer kale değer. Allah düşman şerrinden koruya.

Geniş limanının anlatılması: Bu kalenin doğu tarafında iri taşlar ile Amalika kavmi yapısı bir büyük liman var ama büyük barçalar ve karavana kalyonlar giremezler. Ama küçük şitiye, potaç, pink, burtun, polaka, tartınar, galyeta, kadırga, çekeleve, zarbina ve şayka gemiler girip rahatça yatarlar. Büyük barça gemiler limana karşı denizde demir kuvvetiyle yatarlar. Bir hoş tabii limandır ki gemiler palamarların liman kenarlarında olan azim taş direklere bağlayıp demirlerin doğu tarafında deryaya bırakıp yatarlar. Zira bu denizin 6, 7, 10 kulaç derin yerleri olup her gemi kışlamak mümkündür. Ve bu limanın 2 mil kıble tarafına,

Sipanca Adası'nın şekli: Bu ada ile Moton Kalesi arasından yabancı gemiler geçmesin diye Sultan Bayezid-i Veli Moton önündeki mendirek kalesini yapar. Sonra Süleyman Han daha mükemmel geniş mendirek edip gayet emniyetli olup bir yabancı düşman gemisi geçmek değil bir kuş bu mendirek önünden uçamaz ve bir çırnık deryadan geçemez. Bu Sipanca Adası'nın maşrık tarafında tabii bir iyice limanı var, ismine Porto Lonko derler, yani Uzun Liman diye Frenk dilinde yazarlar. İyi yataklı limandır, ama içecek suları acıcadır. Bu adacık kıbleden yıldız tarafına iki çatal uzunlamasınadır.

Kuyu suları: Moton'un kapısından taşra yıldız tarafında olan varoşta Hamursuz adında bir su kuyusu var. Kafir zamanından kalmış bir berrak sulu kuyudur ki benzeri yoktur. Bütün gemiciler sandallar ile liman kenarına gelip varilleri, kavataları ve testileriyle su alırlar. Şehir halkı da bu kuyudan su çekip kullanırlar. Ve nice hayır sahipleri bu kuyunun çevresinde taş tekneler yapıp garip fakir tüccarlar bunlarda çamaşır yıkayıp giysilerini temizlerler. (---) (---) (---)

Taşra varoş mahalleleri: Bu İrem gibi şirin varoş Moton Kalesi'nin taşrasında yıldız tarafına bir ok menzili uzak olup 200 adet mamur, mükellef kargir yapılı, genellikle tek katlı kefere haneleridir. Burada asla Müslüman haneleri yoktur. Lakin bağlarında ve bahçelerinde ayam kibar haneleri ve maksureleri olup gezinti ve dinlenme yerleri hesapsızdır. Bu varoş haneleri de tamamen kiremit ile örtülüdür. Bin adet Meram Bağı vardır, tamamı kale ayanı ve kale neferlerinindir. Zeytini cihanı tutmuştur. Limonu, turuncu, inciri, üzümü ve narı bütün bahçeleri süslemiştir.

Ve 50 adet ehl-i harabat dükkanı, yani meyhaneleri var, başka yapı yoktur. Deniz kıyısında bir viran hamamı var, ara sıra işler dediler. Suyu bu hamama yakın Frenk kuyusundan gelir.

Su kuyusu: Bu abıhayat kuyu bir sanatlı seyirliktir ki sarı renkli Frenk ustaları bu su kuyusuna var güçlerini harcayıp kuyu üzerine 8 yerden ayaklar üzerine kemerler yapıp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe ve etrafını alçacık duvarcık yapmış, etrafına da incecik mermer sütuncuklar edip üstüne asma kameriyeleri edip etrafında sofalar ve sekiler etmiş ki sanki yüksek bir köşk olmuştur. Bu kubbe altında yapılmış bu köşkün dışından yokuş yukarı atlar ile çıkılır bir yolu vardır.

Bu köşkün kubbesi ortasındaki kuyu üzerinde olan delik üzere Frenk ustası çeşit çeşit sanatlı çarklar ile su dolapları yapmış ki nice parçaları demirdir. Dolap kovalarının ipleri de zincirdir. Bu dolaba atları koşup çarkları döndürdükçe kubbede olan delikten kovalar aşağı kuyudan suyu yukarı köşke çekip ondan aşağı minare boyu [270a] su uçup teraziler ile şehrin hanelerine, sarnıçlarına, hamam ve binalarına gider, bir ibretlik su kuyusudur. Ancak bazı zaman atları olmayıp işlemez, ama aşağıda kuyusu gece gündüz boş durmaz.

Gerçekten garip sanat ve acayip seyirliktir ki her an atları hazır olup az şeyle mamur olsa kale içindeki çeşmeler imar olurdu.

Bu varoşta Balı Dede Türbesi yakınında bir küçük hanı var, kiremit örtülüdür.

Tanrı ikramı meyveleri: Evvela zeytini yeryüzünde yoktur. Ve çiçek inciri de lezzetli olup çoktur.

.................. (1 satır boş) ...................

Meşhur sanayi ürünleri: Bunlardan sabununun misk gibi hoş kokusu vardır. Esvabı pamuk gülü gibi pak eder. Ve pamuğu bol olmakla beyaz ve ince kara dimisi ve nazik ipeği olur, zira tüm dağ ve bağlarında dut ağaçları çoktur.

Rahatlatan nesim rüzgarı, güzel havası: Havası yazın 2 ay gayet şiddetli sıcak olup biraz ağırcadır, ama 10 ay havası o kadar hoştur ki Haleb ve Maarra şehridir. Hakir orada iken bahar günleri olup öyle safalar ettik ki anlatılmaz. Kış günleri de gayet hoş temiz havası olur, diye vilayet halkı övdüler. Zira bu şehirlerde asla kar yağmadığından bir işlek iskeledir ki Cezayir, Tunus, Trablus, Cerbe ve Hilal vilayetlerinden her sene nice yüz pare barça kalyonlar, nice yüz bin çeşit metalar ve nice bin siyah Araplar bu iskeleye gelip oradan Maşkolor panayırına giderler.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗