Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiMudurnu
TÜRKIYE

Mudurnu

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Mudurnu

İsimlendirilmesinin sebebi odur ki Yanvan Tarihi'nin yazdığına göre Yanko ibn Madyan'dan sonra Hazret-i Zekeriyya aleyhisselam asrında yapıcısı Bursa tekfurunun bir bahtı kötü kızıdır. İsmi Mudurnı olduğundan Yunan diline göre bu kızın ismiyle isimlenmiş eski harap bir kaledir.

Selçuklular zamanında Osmanoğulları'nın atası Ertuğrul bu kaleyi nice kere yağmalamıştır, ama sarp ve sağlam bir kale olduğundan bütün yerle bir olası küffarı kaleye sığındığından fethedilmesi nasip olmazdı. Sonunda 722 [1322] tarihinde "Evvela Osman" lafzı tarihtir, Osman Gazi Rum diyarına sikke ve hutbe sahibi müstakil padişah olunca Bismillah ile ilk gazası bu Mudurnu Kalesi olmuştur.

Bolu sancağında Yeniçeri ocağından sancak payesiyle ( ---) adet yaya beyi yönetiminde muaf ve müsellem hükumettir. Ve 150 akçe payesiyle şerif kazadır. Nahiyesi (---) toplam adet bakımlı köylerdir. Şehir subaşısı, sipah kethüdayeri ve yeniçeri serdarı vardır, ama müftü ve nakibi Bolu'dadır. Yaya beyi tarafından muhtesibi, kapanı ve bac-ı bazarı zabt eder.

Mudurnu Kalesi'nin şekilleri: Göklere doğru yükselmiş yüksek bir dağın tepesinde sekizgen şeklinde 20 kuleli ve bir kapılı taş yapı bir eski yapı kararmış kalmış, yer yer burçları ve bedenleri yıkılmış yüksek surdur. İç el olması dolayısıyla o kadar cebehanesi ve çevresinde hendeği yoktur. Ancak bir kaç şahi topu ve yetecek kadar cebehanesi vardır, ama kale içinde ( ---) adet haneler ve bir cami vardır, ama çarşı Pazar, han, hamam ve imaret yoktur. Kaleden aşağı şehre kayalardan çam oluklar ile abıhayatlar akar.

Aşağı şehrin anlatılması: (---) Ham kenarında bir dere ve tepeli, iki tarafı kayalı, kale şehre eğimli kaya üzere bağlı ve bahçeli, bakımlı, süslü, şirin bir şehirdir. Toplam 17 mahalle ve 3.000 adet duvarları baştan başa çam tahtası ile örtülü tamamı ahşap levhalar ile bakımlı ve şenlikli bir mamur şehirdir. Yer yer tek katlı ve iki katlı kargir yapı haneler vardır, ama yine damları şindire (çatı kaplama tahtası) tahta örtülüdür.

Ve tamamı (---) adet mihraptır. Evvela Aşağı çarşıda Yıldırım Han Camii, eski yapıdır.

................ (1.5 satır boş) ...............

Bundan başkası mescitlerdir.

Yıldırım Han medresesi, bir darülhadis, 13 adet darüttalim, sıbyan mektebi, üç adet han ve ( ---) hamam, Hünkar Hamamı gayet tatlı güzel hoş havalı bir yapıdır. ( ---) ( ---)

Hepsi (---) adet dükkanlardır. Genellikle iğneci dükkanları çoktur. Bütün Anadolu diyarına ve diğer bölgelere bu şehirden nice bin yük iğne gider. Bu şehrin küçüğü ve büyüğü iğneciler olduğundan bu şehrin ismine tarihçiler beldeler isimleri içinde "Dar-ı suzen (iğne yurdu)" derler.

Bütün iğne yapıcıların anlattıklarına göre dükkanlarda ve hanelerimizde 1.100 adet iğne tezgahı ve hadde (madeni tel yapmağa, mahsus çelikten mamul alet) dolapları vardır, derler.

Gerçekten de bütün kadınları da Davud sanatında iğnecilerdir. Onun için bu şehrin "kız iğnesi" derler küçük hayal nakış iğnesi vardır, alemce beğenilir, ama hakir ona hayranım öyle küçük iğneyi öyle çabukça yaparlar ki iğne deliğinden 500 yıllık yol gökyüzünü seyr edenin gözü ermez ve sıkıntısı karına değmez, gayet ucuzdur. İğnesine göre en aşağısının yirmisi, bir akçeye, en yükseğinin onu, bir akçeyedir.

Bütün halkı onunla "el-Kasibü habibullah (Alın teriyle kazanan, Allah'ın sevgilisidir)" deyip geçinirler. Terzilerin piri Hazret-i İdris duasıyla demircilerin piri Hazret-i Davud duasıyla bu iğnecilere Cenab-ı İzzet bir berekat vermiş. Zekat ve sadakalarından görme kuvvetlerinin fazla olması için bütün fukaralara iğne dağıtırlar.

Başka bir beğenileni: Bağlarında ceviz ağacı cihanı süslemiştir. Şahdane (iri inci tanesi) kağıt gibi ince kabuğu olur. Badem lezzetinde bir çeşit cevizi olur ki Mudurnu cevizi diye meşhurdur.

Başka bir beğenileni: [95b] Bütün yüksek dağları çamlık olduğundan köylerinde ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisini bir eşeğe yüklerler. Onun içinden bir damla saf su içen abıhayat içmiş olur. Hind ülkesine hediye götürürler. Çam bardak diye Hindistan'da meşhurdur. Hatta Hindistan diyarında bir kadın kocasına gücense,

"Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rum'un sanevber (fıstık çamı) kuzesinden (bardağından) abıhayat mı içirttin?" diye kocasına sitem eder.

Gerçekten de hoş, türlü türlü sanatlı çam bardakları ve ibrikleri yaparlar, meşhurdur. Bu diyarda o bardaklara boduç ve senek derler. Rumeli'ye de hediye gider.

Bir başka beğenileni: Dağlarında onar arşın uzunluğunda ve ikişer arşın genişliğinde kalın hoş levhaları olur ki bu diyara mahsustur. İskelesi İzmit Akçaşarkıdır. Arabalar ile kereste ve tahtaları iskelelere gelip oradan gemiyle İstanbul'a ve başka diyarlara gider. Bütün reaya ve berayası gayet rençber kavmdirler.

Ve ehl-i sünnet, vera (takva) sahibi, dindar ve garip dostudurlar. Tamamı tevhid ehli ve namaz kılan insanlardır.

Mudurnu şehri ziyaret yerleri: Evvela gönül gözü sahibi, Şeyh Hazret-i Fahreddin Sultan, seçkin ve halk herkesin ziyaret yeridir. Allah sırrını aziz etsin.

Şeyh Vaiz Efendi ve Hümam Çelebi ziyareti: (---) (---) (---)

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗