Muğla
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Muğla
(—) tarihinde Rum keferesi elinden Menteşe oğlu Dârâhikey veziri Mûğlı Bey fethetmiştir. Büyük savaş olmuştur. Bu Mûğlı Bey Mâhan memleketinde Hazret-i Peygamber'i rüyasında görüp izniyle Sultanü'l-ulemâ huzurunda İslâm ile şereflenip Menteşe oğlu Dârâhikey'e boy beyi edip Muğla Kalesi'ni fethedince bu şehri onun ismiyle isimlendirir. Muğla isminin aslı budur. Sonradan imana gelmek ile Muğla Bey derler. Farsçada mûğ kefereye derler.
Kısacası, yaşayıp İslâma çok hizmetler edip çok gazalar etmiştir.
Sonra bu şehir (—) tarihinde Osmanlılardan Sultan II. Murad eline girip kalesini yıkmıştır. Hâlâ şehrin ensesinde kuzey tarafında bir yalçın kaya üzerinde dörtgen şekilli bir küçük kaleciktir. Ama içinde dizdarı, neferi ve insanı yoktur. Ancak öşr-i sultanî tahılını saklamak için iki ambar vardır. Ve batıya bakan bir kapısı vardır, daima kapalıdır. Ama eski zamanda gayet sarp kale imiş. Dört tarafı yalçın kayalar olmak ile hendeği yoktur.
Bu şehir Anadolu Eyaleti'nde Menteşe paşasının tahtıdır. Padişah tarafından paşanın hâss-ı hümâyûnu 400.800 akçe eder. Alaybeyisi ve çeribaşısı vardır. Yazım sırasında 52 zeamet ve 381 timar erbabı vardır. Bütün zeamet ve timar erbabı kanun üzere cebelüleri ile 2 bin asker olur. Paşası da sefer sırasında hâssına göre bin mert asker ile sefer eşer.
Bu şehir 300 pâyesi ile şerif kadılıktır. Ve nahiyesi 105 köydür. Müftüsü, nakibüleşrafı, kethüdayeri, yeniçeri serdarı, ayanı eşrafı ve âlimleri gayet çoktur.
Bu şehir kalenin kayası eteğinde kurulmuş bir şirin şehirdir. Bütün haneleri 2.170 mamur evlerdir. Yer yer toprak örtülü haneler vardır. Ama genellikle düzgün tahta örtülüdür.
Toplam 11 mahalledir ve 70 mihraptır. Bunlardan kalabalık cemaate malik tabakhane yakınındaki Eski Cami eski tarz toprak örtülüdür. Kıble kapısına 13 ayak merdiven ile çıkılır ve bu tarafta avlusu yoktur. Ancak yol aşırı tabakhane içinde bir abdest havuzu var, üstü kubbe örtülüdür.
Burada Şahidi hazretlerinin muallimhanesi var ki hâlâ bütün şehrin çocukları orada ilim öğrenirler. Binden fazla çocuk vardır. Her hangi diyarda zekâsı geri var ise burada birkaç ders okuyup zorlukları kolaylaşıp muradına erer. Bu sıbyan mektebinin kapısı üzere tarihi celî hat ile böyle yazılmıştır. Tarih:
Makâm-ı sâht sahib-hayr-ı mün'im,
Muallimhaneî mî kerd kâ'im,
Be-emreş Şahidî mî güft tarih,
Mu'allimhane âbâdân dâ'im.
Dümrük Köyü'nde Ulu Cami ve bu şehrin ortasında Kurşunlu Cami. Bu şehirde bundan sanatlı, geniş, hoş yapılı kârgir kubbeli ve güzel avlulu aydınlık cami yoktur. Diğerleri,
Şeyh Camii, Pazaryeri Camii, Şeyh Osman Efendi Camii, Abdülgaffar Efendi Camii, Hacı Dede Camii ve Mustafa Efendi Camii. Bunlardan başkası mescitlerdir.
Ve 2 hamam var. Elvan Bey Hamamı gayet süslüdür, suyu ve havası gayet hoştur. Ahmed Gazi Hamamı da aydınlık ve hoş havalıdır.
Ve 200 dükkânı vardır. Gerçi bedesteni yoktur, ama bütün değerli eşyalar orada mevcuttur.
Çarşı içinden bir dere akar, 7 yerden ağaç köprü ve 6 yerden kârgir köprü ile geçilir. Kasaphanesi bu dere üzerinde olup asla kötü koku yoktur.
Bu şehirde ulemâ ve talebe çok olmakla 7 medrese ve 11 sıbyan mektebi vardır.
Ve 2 konukevi ve Kurşunlu Cami yakınında paşalara mahsus kârgir yapı 1 sarayı var, genellikle tahta örtülüdür.
Bu şehir içinde 70 adet âbıhayat çeşmeleri var. Suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbûb ve mahbûbesi gayet çoktur. Gerçi Anadolu şehirlerindendir ama gayet şehirli, Farsça bilir ve garip dostu kavmi vardır.
Bu şehrin içi ve dışı baştan başa bağ ve bahçe ile süslüdür. Çarşı içinde olan pazar meydanında ve Kurşunlu Cami önünde sıralı dikilmiş salkımsöğütler ve çınarlar var ki her birinin gölgesinde bin adam gölgelenir. Gayet mesireli ve gezinti yeri bol süslü şehirdir. Limon, turunç ve hurma olmaz, zira havası yaylaktır. Bu şehirde Ermeni ve Yahudi yoktur ve gelip kalsa yaşamaz.
Kadınları gayet perde ehli ve çarşaflıdır. Halkı genellikle külah üzere beyaz Mevlevi sarığı sararlar. Gayet salih kimseleri vardır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗