Mukdisu (Mogadişu)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Mukdisu (Mogadişu)
Habeş Banyan tarihçileri, bu şehir Hazret-i Süleyman yapısıdır derler. Hazret-i Süleyman aleyhisselam Belkıs'ı Yemen diyarından getirdiği sırada bu Mukdisu şehrinde bütün yaratıklarla bu ovada Süleyman otağı içinde büyüklük ve ihtişamını göstermek için dip dibe konup Belkıs'ı karşılamaya çıktı. Belkıs da Yemen' de Saba şehri padişahının güzel kızı idi. Nice devlet gördü, ama gösteriş ve ihtişamı, bu insan ve cin topluluğunu, hayvanları ve kuşları görüp Belkıs’ı bir dehşet kaplayınca otağdan hoşlanmayıp Belkis için bu Mukdisu şehrini bina etti. Hala Zencistan sultanı hükmünde büyük bir şehirdir.
Bağı bahçesi ve köşe köşe bol bol suları çağlayıp güzel sesli kuşların yanık sesli nağmeleri cana safa verir. Şehri halaeo kadar mamur değildir. Birinci iklimden güneye 20 derece ileri çıkmıştır.
Bu şehrin kıblesi yine kuzeye doğrudur. Bahr-i Muhit'in güney tarafı kıyısındadır. Habeş ile Zenc Vilayeti'nin güneyindedir.
Halkının hepsi Maliki mezhebinde Müslüman geçinirler, ama İslam dininin emirlerine uyamazlar, zira ulemaları yoktur; ama beş vakit namazı kılıp oruç ve haccı da yerine getirirler. Dilleri Arapça'dır, ama bir başka çeşit kelimeleri var, kendilerine mahsus garip bir lehçedir.
Hakimleri kendi taraflarındandır, ama hükm ü hükumet nedir bilmezler. Ne zaman birbirleri arasında bir davaları olsa eğer şehirlerinde bir tüccar var ise varıp ona danışırlar. O adam hayır veya şer ne derse onun hükmüne uyarlar. Gayet ebleh adamlardır, ama cesurlardır. Portakal kafirleri bunların korkusuz olmalarından vilayetlerini işgal edemedi. Hala ki şehirleri deniz kıyısındadır, deniz kıyısında olan yerler kafirlerin karargahlarıdır, ama bunlara bir çare edemedi. Dağı ve taşı, rağı ve bağı, yakını ve ırağı eli harbeli zaği insanlar tutmuştur.
Kara Naib Kethüdası Mehmed Ağa yoldaşımızın söylediğine göre 1 milyon asker olur, dedi. Ve kafir ile asla alışveriş etmeyip bütün mallarını ya Zeyla Kalesi'ne veya Vıkat Kalesi'ne yahut Harkova Kalesi'ne götürürler. Hutbelerinde Osmanoğlu'na okurlar. Genellikle dağlar içinde yerli yurtlu bağlı bahçeli beldeleri var.
Bu kavme Beni Safvan derler. Mukdisu şehirlerinin altından bir büyük nehir akar, batı tarafta Funcistan ve Dumbistan içinden akıp gelir. Mübarek Nil taştığında çamurlu kıpkırmızı akıp Mukdisu şehri altında Bahr-i Muhit'e karışır. Ve Nil taştıkta içinde timsah bulunur. Mehmed Kethüda dostumuzdan sordum, Nil'den bir fırka Dumbistan ve Zencistan içinden akarak gelir diye cevapladı.
Bu Mukdisu şehrinde kutb-ı cenubi ve süheyl-i Yemen! gayet alçakta görünür, ama kutb-ı şimali, yani demir kazık yıldızı görünmez. Onun için kıble-nümalarımız bu diyarda serseri dönüp Rum'da döndüğü gibi dönmez oldu, vessellam.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗