Mut
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Mut
Daha önce kötü renkli Frenk elinden fethetmeye gittiğinde Karamanoğlu Yakub Şah büyük ordu ile burada bozguna uğrayıp bütün askeri şehit olduğu için Dâr-ı Mût Kalesi derler. Sonra yine Karamanoğlu İbrahim Şah gelip bilek kuvvetiyle fethedip bütün kâfirlerini ve krallarını kılıçtan geçirip 70 bin pis leşi kalenin kuzeyi tarafında tepe gibi yığar, ona Maşatlık derler. Karamanlı'nın bundan ulu gazası yoktur. Fetihten sonra kaleyi yerle bir eder.
Bir zaman sonra Sultan Ahmed devletinde Celâlî kıran Kuyucu Murad Paşa Silifke suhte eşkıyasından vilâyet halkının korunmalarını isteyip bu kaleyi yeniden inşa edip içinde dizdar ve 20 nefer konur.
Kalesi bir kayalı dere başında dört köşeden uzunlamasına şeddadi güzel bir kaledir ve büyüklüğü 600 adımdır. Bir kat duvardır, ama gayet sağlamdır. Asla hendeği yoktur. Ve içinde dizdar ve cebehaneden başka bir şey yoktur. Ama dış kalede 1 cami ve 57 kireç sıvalı ev vardır. Doğuya bakan bir kapısı var, sağlam demir kapıdır. Ve kıble kapısı kapalıdır.
Kalenin doğusunda 7 dükkânı vardır. Bu dükkânlar önünde bir âbıhayat kaynağı vardır. Temmuz'da insan elini sokamaz, öyle buz parçasıdır. Bu mahalde bir büyük köşk gibi mescidi vardır, bütün halkın dinlenme yeridir.
Bu kalenin kıblesi tarafında büyük bir varoş var imiş. Hâlâ Osmanlı zulmünden harap, zemini toprak ve halkı kebap olup ancak 200 ocaklı bir kârgir yapı hanı kalmış, Karamanoğlu İbrahim Han yapısıdır.
200 mamur ve şenlikli evi ve 1 hamamı var. Silifke Paşası Konakçı Ali Paşa burada oturmakla hamamı pek işlerdi. Gayet hoş havası vardır, büyük hamamdır. Kireç sıvalı ve kârgir kubbeli cami vardır. Mihrabı önünde hayır sahibi iki sivri kârgir kubbe içinde yatmaktadır. Ve Karamanoğulları bu kubbelerde medfundurlar.
Kalenin kuzey tarafında iki değirmen yürütür âbıhayat bir suyu vardır, Besni Pınarı derler bir akarsudur. Bu kalenin kuzey tarafında kale altından akan nehir bu kaleye yakın 1 saat yerde Akdeniz'e karışır.
Bu nehrin kale altından nehir aşırı geniş bir varoşu var ki bostan, gül ü gülistan, sümbül, menekşe, erguvan, limon, turunç ve nar gibi meyve ağaçları ile süslü bir mamur varoştur. Tamamı 100 hanedir. 1 camii ve 1 mescidi vardır.
Bu şehrin birer okka narı ve iri beyaz pirinci meşhurdur. Ama ılıman olmakla havası biraz ağırdır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗