Nablus
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Nablus
Şam Eyaleti'nde sancaktır. Beyinin padişah tarafından hâss-ı hümâyûnu 296.450 akçedir. Sancağında 7 zeamet ve 44 timardır. Bu sancak Şam emir-i haccına ihsan olunup timar sahipleri cebelüleri ile her sene Mekke-i Mükerreme'ye gitmeye memurlardır. Sancakbeyi de Kudüs ile hac emiri olur. 500 nefer adam ile Mekke'ye sefer eşer.
Nablus'tan paşaya senede 17 bin guruş hâsıl olur. 150 akçe şerif kadılıktır ve nahiyesi 200 köydür. Senede kadıya 6 bin guruş hâsıl olur. Bu şehre Sâmirî şehri derler.
Kalesi, bir tepe üzerindedir, Benî İsrail kavmi Buhtu'n-nasr yardım bulmasın diye bina ettiler. Sonra (—) tarihinde Frenkler 70 yıl mutasarrıf olup bu vilâyetleri işgal ettiler. Daha sonra (—) tarihinde Nureddin-i Şehid'in veziri Yusuf Salahaddin gelip kuşatıp fethetti. Fethinde zorluk çektiğinden kalesini yıktı. Hâlâ kalıntıları Tûr-ı Aynâ üzerinde görülür.
Kethüdayeri, yeniçeri serdarı, ayanı ve nakibüleşraf kaymakamı vardır. Ama müftüsü Kudüs-i şeriftedir.
Şehir iki dağın arasında bir geniş dere içinde doğudan batıya uzunlamasına süslü bir şehirdir. Hepsi 18 mahalle ve 4.060 kârgir bina saraylar ve diğer evlerdir. Bu şehir içinde asla ağaç yapı yoktur. Bağlı bahçeli ve âbıhayat sulu kale gibi üstleri kireç sıvalı süslü mamur evlerdir.
Ve tamamı (—) mihraptır. (—) cumadır. Bunlardan mükellef kalabalık cemaate malik çarşı içinde Ulu Cami, daha önce kilise imiş. Yusuf Salahaddin fethedip cami etmiş. Kefere zamanı mihrabı olan mahalli hâlâ doğu tarafında kapıdır. Bu kapının iki tarafındaki kapılarında 8 adet ince mermer sütunlar üzerinde kapı kemerleridir ki büyüleyici mimarlık sanatıdır.
Bu camiin boyu bir yanından bir yanma tam 350 ayaktır ve eni 100 ayaktır, ensiz yapılmıştır. Biraz da geniş olsa Şam-ı şerifte Ümeyye Camii büyüklüğünde olurdu. Bunun içinde 55 somaki ve yer yer dört köşe yapma sütunlar üzerinde toloz kârgir kemer bina eski camidir. Mihrabı gayet büyüktür, içine 20 adam sığar. Ve minberi eski tarzdır. Ama camie göre avlusu uygun değildir, gayet küçüktür. Zira dar mahalle düşüp avlu tarafı çarşı ve yoldur. Avlu kapısı üzerinde kule gibi dört köşe düzgün minaresi vardır.
Cebbâneyle Camii, ziyaretgâhtır.
Camiü'n-nasr daha önce büyük kilise imiş. Bu camiin içinde olan kırmızı somaki sütunlar bir diyarda yoktur.
Camiü'l-Hadrâ, boyu ve eni 87 ayaktır. Bunlardan başka mescitlerdir.
7 medrese, 7 zaviye ve 7 sıbyan mektebi vardır. Ve 2 hamamı var. Sultan çarşısının iki başında kapıları vardır. Her gece kapıcıları kapatırlar. Bir kapıdan bir kapıya boyu tam 1.200 adımdır. İki tarafı sıralı 370 dükkândır. Gerçi bedesteni yoktur, ama tüm eşya mevcuttur.
Bu çarşının ortasında üstü kârgir kemerler ile yapılı 100 dükkân vardır. Bu dükkânların sol tarafında kale gibi büyük bir hanı var, tamamı 150 ocak bir yatacak handır. Hanın ortasında bir camii var, kurşun ile örtülü bir camidir. Bu kârgir çarşının ve bu hayratın hepsi Koca Mustafa Paşa'nın hayratıdır, gerçekten de ulu hayrattır. Bu şehir içinde bu han camiinden başka kurşunlu imaret yoktur.
Bu şehir gerçi iki dağın içine düşüp dünya güzeli gibi kucaklamışlar. Ama suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbûb ve mahbûbesi çoktur. Her birinin soyunu sopunu sorsan birer peygambere ulaşır.
Halkı gayet garip dostudurlar, ancak fakirlerdir. Alaca abâ giyerler, şal ve beyaz sarık sararlar. Kadınları beyaz çarşaf bürünürler.
Bu şehrin dört tarafı dağı taşı, bağı bahçesi limon, turunç, nar, zeytin, incir ve hurma ile bezenmiş bir şehirdir.
Bütün saray ve gayri hanelerinde birer değirmen yürütür suları akıp havuz, şadırvan ve selsebillerinden çağlamaktadır. Çarşı pazarlarında su değirmenleri vardır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗