Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiNahşıvan (Nahçıvan)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Nahşıvan (Nahçıvan)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Nahşıvan (Nahçıvan)

Gerçekten de cihanın bukalemun nakşı şehirdir. Bazıları Nahçıvan, bazıları Nahışvan derler. İran ülkesi şehirlerinin yüz suyudur. Hala Azerbaycan hududunda başka hanlıktır ki ham iki bin askere sahiptir. İhtimadevlesi, kelenteri, münşisi, darogası ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası vardır ki bu esnafların hükümette alakaları vardır. Kadısı ve şeyhülislamı da vardır.

Bu şehri eski zamanda Şah Efrasiyab yapmıştır ki atalarının gömülü olduğu türbeleri bellidir. Onların hükümdarlık zamanlarında bu Nahşıvan o kadar bakımlı ve şenlikli imiş ki ovalarında ve düzlüklerinde bir adım boş yer yok imiş. Daha sonra 691 [1292] tarihinde Moğol taifesi [295a] aç gözlülük gösterip yer götürmez asker ile gelip bu mamur, cihan nakşı şehrin nakşını bozup harap etti ve kalesini yıkıp toprak etti.

Daha sonra Şah İsmail gelip imar etti. Daha sonra 1012 [1603 / 4] tarihinde III. Mehmed Han zamanında yolunu şaşırmış şah tarafından Zülfikar Han gelip Nahşıvan'ı işgal eyledi. Bundan sonra (---) tarihinde Sultan IV. Murad Han askeri gelip Tabanıyassı Mehmed Paşa feth etti. Dünya işinin ahvali böyle ola gelmiştir. Beyt:

Bozulur nice bin işler, düzülür nice cünbüşler
Bu kar-ı bu 'l-acebdir buna olmaz kar-ger peyda

Beyitleri uyarınca her zaman dünya hali kah imar ve kah harap olmadadır ki;

"(O'nun zatından başka) her şey helak olucudur" [Kasas, 88] kesin hükmüne mazhar olmuştur. Ama IV. Murad Han harabından sonra iman, tamamı 10.200 toprak örtülü büyük evler ile döşenmiş, 70 adet cami, ibadethane ile süslenmiş, 40 mescit, 20 konuk sarayı han, yedi gönül açan hamam ve bin kadar dükkan ile süslenmekte olan güzel bir şehirdir. İmaretlerinin çoğunluğu hayır ve ecir ile durmaktadır.

Dördüncü gerçek iklimde ve on sekizinci örfi (yerel) iklimin ortasında olduğundan suyu ve havası biraz sertlik üzere yaratıldığı için bağı ve bahçesi azacık olduğundan meyve ağaçları da azdır.

Beğenilen, yetiştirilen mahsullerinden yedi renkte pamuğu olur. Mesela zagi pamuğu, monlayi pamuğu, zaafrani pamuğu, la'li pamuğu, has ve beyaz pamuğu, tahılı ve buğdayı herkesçe beğenilir.

San'at sahiplerinden her esnafı mevcuttur, ama kalemkari behrampuru ve destehan çitleri (pamuk bez) Nahçıvan'ın dünyaca meşhur işleridir. Bütün ovaları geniş ürünleri boldur. Dört okka kata arpasını bir at yese yeterlidir. O derece yağlı arpası, bostanları, su haznesi kavunu ve karpuzu olur.

Ve suyu ve havasının tatlılığından güzel erkek ve güzel kadınlarının yüzlerinin rengi beyaz renklidir. Erkekleri zurzuvileli tac üzere serbend sarıp kalemkarı peşk-peş (yenli) elbise giyerler. Ve ayaklarına renkli keçe çakşır ve yeşil, kırmızı, narenci ve turuncu pay-puş (ayakkabı) giyerler.

Kadınları sivri takke giyip üzerlerine beyaz car bürünüp ayaklarına renkli çizme giyerler. Güzelleri çeşit çeşit mavi kürkten Isfahan börkü giyip gönül çalan mirza gibi salınarak yürür; zarif ve nazik konuşup halkla güzel kaynaşırlar. Ancak mahbublarına rağbetleri yoktur. Ayağa düşmüş bir alay kadın düşkünü arasında kalmış mahbublar ve civanlardır.

Bütün halkı Şafiilerdir, ama kızıl kızılbaşlardır. "Şafii mezhebindefiiz" diye iddia ederler, ama yalan söyleyip Caferiye mezhebinde bir alay beşinci mezheplerdir. Ama ezan okunduğunda beş vakit namazlarını kılarlar, fakat cemaatle asla namaz kılmazlar. Kalabalık cemaatten ayrı düşmüş, garip camiler vardır ki sanki her biri birer firdevs cennetinin güzel bir bahçesidir.

Bunlardan Cenabi Ahmed Paşa Camii, Ferhad Paşa Camii, Güzel Ali Paşa Camii, Cağaloğlu Camii ve Hadım Cafer Paşa Camileri süslü, nakışlı, kaşi çini ile yapılmış camilerdir. Nicesinin kubbeleri de çini ile süslenip kapatılmıştır. Ve İstanbul tarzı 33 minareleri vardır. Ahmed Paşa Camii, İstanbul'da Rüstem Paşa Camii gibidir.

Ve Cenabi Hamamı gayet hoş, havası ve suyu güzel ve temiz aydınlık bir hamamdır. Ama duvarları kaşi çinidir ve zemini gül renginde mermer döşelidir. Bütün peştemalları satranç nakşı gibi işlemelidir. Bütün tellakları güneş parçası, Hoten ceylanı gözlü dilberlerdir. Billur gibi vücutlarını mavi futaya sarıp hizmet ederler.

Misafirhanemize yakın Zal Paşa Hamamı, bu da görmeye değer havası ve yapısı hoş, tellakları güzel ve diğer hizmetçileri beğenilir cana ferahlık veren bir hamamdır. Bunun da bütün duvarları kaşi Fağfud çinidir. Döşemesi baştan başa safi yeşim, sarı, balgami ve somaki mermer ile döşenmiş aydınlık bir hamamdır ki bütün camları billur, necef ve morandır.

Yüksek kubbesinin ortasında ona on büyük bir havuzu var, bütün dilberanlar onda deniz mahluku gibi yüzgeçlik ederler. Bu havuz içinde hamamcı her gün birer şele, yani birer sepet kırmızı gül yaprakları döker. Sanki bütün dilberler gülsuyu içinde yüzgeçlik edip beyaz vücutlarına gül yaprakları yapışıp gümüş tenleri gül gül olup gül ruhları al al, gül renkli dudakları Bedahşan la'li gibi olur.

Bütün dilberanları sakınmadan, çekinmeden havuz içinde tavus kanadı perendeler ve güvercin taklaları atıp şivekarlık ve çaresazlık edip [295b] marifetlerini gösterip ırz ve vakarların saklar bir alay mahbublardır.

Sözün kısası hoş havalı ve hoş yapılı bu hamamın övgüsünde ve temizliğinin ve hoş güzelliğinin anlatılmasında Hassan ve Selman dahi acizdir, değil ki bu hakir aciz Evliya'nın, acizliği ve eksikliğiyle övmesi ne mümkündür.

Çarşısı içinde zengin ve cömert tüccarlar vardır ki her biri nice yüz bin tümen çok mala ve Karun hazinelerine sahip denizler ve karalar tüccarı varlıklı adamlardır. Bütün halkı zevk ve neşe ehli, içme eğlenme düşkünü adamlardır ki her gün birer bağda eğlence ve içki alemleri düzenlerler.

Bu şehrin bütün halkı Dihkan dilini konuşurlar, ama arif şairleri, nedim ve zarifleri, zarafet ve nezaketle Pehlevi dili ve Moğol dili ile konuşurlar ki eski dillerdir. Şehirleri de eskidir ki böyle konuşurlar.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗