Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiNiksar
TÜRKIYE

Niksar

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Niksar

İlk defa yapanı Rum kayseridir. Daha sonra 476 [1083], tarihinde Danişmendoğullarından Sultan Melik Gazi büyük cenkle Rum keferesi elinden pazu zoruyla feth etti. Danişmendoğullarına ilk taht merkezi olan ikbal yurdu bu kaledir. [283a] Bundan sonra Amasya Kalesi'dir. Bu iki kaleye Selçukoğulları göz koyup nice kere muhasara ettiler, ancak fethi mümkün olmayıp fetihsiz hüsrana ve bozguna uğramış olarak geri döndüler.

Bu Niksar'ın asıl doğrusu "Nik-hisar"dır. Yani "iyi hisar'' demektir. Halk dilinde bozulmuş meşhuru daha yaygın olup sözü hafifleterek Niksar derler. Kalesi bir yalçın kayalı yerde taş yapı, sağlam bina ve dayanıklı eski bir kaledir. Fırdolayı büyüklüğü 5.060 adımdır. Altıgen şeklinde eski bir kale olup yer yer bazı kısımları yıkılmıştır.

Toplam üç kapısı var, doğuya, batıya (---) (---) ve güney tarafına Ilıca kapısı. Kale içinde 300 hane, anbarlar, cebehane ve bir kiliseden çevrilmiş bir camii var. Kale kumandanı ve neferat bu kalede oturmaktadır. İç il olduğundan neferatları azdır. Ama eşkıya ve celali korkusundan devamlı olarak kale kapısında gözcülük ederler.

Kapı üzerinde geçmiş zamanın pehlivanlarının gürzleri ve diğer silahları asılı durur. Ama aşağı varoş büyük bir şehirdir. Ancak dar sokakları vardır. İniş ve yokuş olduğundan ve dar olduğundan at ile çarşı içinden güçlükle geçerler. Araba ile ise çarşısına girmek ihtimali kesinlikle yoktur.

Bu şehir, Sivas eyaletinde paşanın hass-ı hümayunundan olup 7 kese muhasebeli subaşılıktır ve 150 akçe kazadır. Ve 11 nahiyesi vardır. Evvela (---) (---) nahiyesi

................ (1 satır boş) ...............

Bu nahiyelerden senelik kadıya 4 kese ve 7 kese subaşıya gelir elde edilir. Müftüsü, kumandanı, kethüdayeri ve ayanı vardır. Ayandan Varvar Ali Paşa'nın divan efendisi Niksarlı Halil Efendi, büyük bir saray yapmıştır. Hanedan sahibi, şanı yüce bir kimsedir.

Bu şehrin tamamı 43 mahalle, 63 mihraptır ve hepsi 9 cuma kılınır camidir.

Medresesi, darülhadisi, özel darülkurrası ve aşevi yoktur. Ama yetmiş yerde sıbyan mektepleri vardır. Bütün halkı zeki olarak yaratılmışlardır. Olgun, yetkin insanları, güzel kız ve erkek çocukları vardır.

Ve yedi adet tekkesi vardır. Bunlardan Çöreğibüyük Tekkesi ve İlyas Dede Tekkesi meşhurdur.

Çeşmeleri, selsebilleri akmadadır ve akarsuları boldur. Şehrin bütün sokaklarından akıp tabakhane içinde değirmenler dingi ile debbağlar mazıları döver. Bu şehir içinde yetmiş adetten fazla su değirmenleri, mazı değirmenleri vardır.

Ve bu şehir içinde toplam 500 adet çeşit çeşit esnaf dükkanları vardır, ama bedesteninin olup olmadığını bilmiyorum. Kaleden aşağı [l83b] Kavafhane içine doğru o daracık sokağın iki tarafı tamamen dükkanlarla bezenmiştir ve bütün anayolları, caddeleri kaldırımlıdır.

Ve suyu ve havasının tatlılığından halkının çehrelerinin renkleri kırmızımsı olup zinde Türk adamları olur. Memleketinden uzak düşmüşlere gayet yakınlık gösterir iyi huylu adamları vardır.

Yiyeceklerinin ve içeceklerinin beğenilenlerinden; bağı ve bahçesi cihanı süsleyip bir okka ve beş yüz dirhem lüffan (ekşi) narı olur ki içinde her tanesi kızılcık tanesi kadardır. Ve gayet sulu, ekşi, insan kellesi gibi olur. Peyniri, köfteri, pasdığı ve sahralarında çeltikliği çok olduğundan taneli ve pişegen (iyi pişer) pirinci olur.

Ve bu kalenin kuzey tarafında Karadeniz kenarında ( ---) 2 konak yakındır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗