Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiNorin Kulesi
BALKANLAR & KAFKASYA

Norin Kulesi

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Norin Kulesi

Bu kule olduğu yere Neriman Boğazı'ndan bozma Noriman'dan Norin Kulesi derler. Bunu da Üsküplü Koca Mustafa Paşa (—) tarihinde Sultan II. Mehmed Han zamanında yapmıştır. Samanyolu gökyüzüne gibi baş uzatmıştır ki sanki Akkirman Kulesi ve İstanbul'da Galata Kulesi gibi 7 kat şeddadi yapı, yüksek bir kuledir ki ki kale de denilse yeridir.

Kuzey tarafına ancak bir küçük demir kapısı var, merdiven ile kayalardan Neretva Nehri'ne inilir. Her gece kapıyı kapatıp kesme kaya üzere hendeği köprüsünü makaralar ile bekçiler çekip kale kapısına dayarlar.

Kirpi gibi dört tarafına balyemez topları döşenip 350 adet fırlama, zehir gibi, 70 kere ipten kazıktan kurtulmuş, kara belâ, kara ağu ve karayılan gibi düşmanı sokar acımasız gazileri vardır. Bunlara bir hâkim hükmedemez, içlerine bir kanlı, bir hırsız ve suçlu varsa vermezler. Burada hapsolup asla bir yere gitmezler. Hepsinin kılıçları kanlı ve ejderha canlı şahbazları vardır.

Kuleleri dibindeki limanda gece gündüz 3 adet alesta firkateleri hazır olarak durur. Her sabah ve akşam binip denize ganimete giderler. Hatta biz oraya vardığımızda kale içinde hakire bir oda döşeyip orada konuk olup dizdar ağa ile yemek yedikten sonra birkaç gaziler bir yere gelip ok falı tutup,

"Biz bu Evliyâ Ağa uğuruna çeteye gideriz" deyip gülbâng-ı Muhammedi çekip tüm gaziler silâhlı 3 adet firkatelere binip göz açıp kapayıncaya kadar Neretva Nehri üzerinde akıp gözden kaybolup gittiler. Biz de kalenin içini ve dışını gezerken ikindi vakti olduğunda birden Allah Allah sesleri kopup bir tüfeng şenlikleri olup iskele başına vardık. Gördük ki yedeklerinde tüm bayrakları baş aşağı bir Pulya Adası'nm firkatesi içinde 21 adet esir, bu kadar tuz, sığır gönü, yapağı, çuka, kumaş, biber, zencefil ve türlü eşya mallar ile ağzına kadar dolu bir firkate ile geldiklerinde Norin Kulesi'nden bir yaylım top ve tüfeng şenlikleri edip tüm malları gaziler Kalenderi payı ettiklerinde hakire bir kefere esir, safran, zencefil, çuka ve kumaşın çeşitlerinden hisse verip,

"Senin uğurun açık imiş ağa, birkaç gün daha oturun" diye şakalar ettiler. Kendilerden ancak iki yiğit yaralanmıştı, onlara ikişer pay verdiler.

Sührâb Mehmed Paşa'ya öşürden 5 esir, bu kadar çuka, kumaş ve 20 kâfir kellesi götürdüler. İşte bu mertebe cesur u yarar şehbaz yiğitleri vardır.

Bu yüksek kule Neretva Nehri'nin Venedik Körfezi'ne karıştığı burunda bir alçak kaya üzerinde yuvarlak şekilli 7 kat kirpi gibi toplu, bir camili, cebehanesi ve zahireleri mevcut sağlam bir kaledir ki bu kale dibinden tâ karşı boğaza kadar Neretva Nehri 18 yerde boğaz boğaz olup denize karışır.

Bu boğazlardan kâfirin firkateleri ve başka gemileri girip çıkmasın, diye bu yüksek kule yapılmıştır. Gerçekten de iki denizin kilidi bir seddir. Bu kule var iken kâfirlerin gemiyle girmek ihtimali yoktur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗