Okut Kabilesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Okut Kabilesi
Üç tarafı birer merhale yerler yüksek dağlardır ki her biri göklere yükselmiş sindiyan, abanoz ve başka çeşit ağaçlarla hıyaban olmuş mahsullü yerlerdir.
Bu dağlarda fil ve gergedan yoktur, ama maymun, ceylan ve kazık boynuz hayvanları çoktur. Hatta bu mahalle konunca Itşan şehrinde bize yoldaş olan Derviş Carullah'ın merkebi olan kazık boynuz hayvan kazığında bağlı dururken bir kere zemini koklayıp başını havaya kaldırıp bir kere can havliyle eşek gibi bağırınca dağlar içinde bu feryada denk sesler çıkıp dağdan nice bin kazık boynuz hayvanları ovaya inip bizim askerimiz üzerine gelmeye başladılar. Hemen bu bizim yoldaşımız kazık boynuzu kazığını koparıp azığını bırakıp yularıyla ve eyeriyle dağdan gelen kazık boynuzlara katılıp tepişerek oynaşarak dağlar içine gitti gider. Sonra hakir, Derviş Carullah'a bir hecin bağışladım.
Sonra bu konduğumuz yerde Okut kavmi ordumuz içine gelip konuşup dan ve ekmek, koyun ve kuzu, pişmiş sığın kebapları, Habeş tavukları ve yumurtalar getirdiler. Ve badem lezzetinde ceviz kadar bir çeşit meyve getirdiler, lezzetinden insan doyamazdı.
Ve bir tür yumurta getirdilerdi, tavuk yumurtası gibi beyaz ve büyüklükte de o kadar, ama bir tarafında kökü var, sanki şalgamdır. Ama lezzette bir şeye benzerliği yoktur. Meğer bu yumurta yerde bitermiş. Kabuğu beyaz, içi la'l parçası gibi kırmızı. Daha içinde fındık kadar bir çekirdeği var. Kabuğunu kırıp içinden tatlı cüllabını içersin. Sanki süt lezzetindedir. Tereyağı içinde pişirilip yenilse daha lezzetli, daha besleyici olur. Zerhar derler bir tür yer yumurtasıdır, acayip lezzetli yiyecektir.
Bu diyarlarda asla ve kata Rum diyarında olan meyve ağaçları, ot ve bitkilerden bir şey yoktur, hepsi başka türden ot, meyve ve bitkidir.
Suyu, havası, halkının tabiatı, yüz renkleri, halkının işleri ve kazançları tamamen Anadolu ve Rumeli insanına aykırı başka tür yaratıklardır ki "Doğrusu Allah her şeye kadirdir." [Kur'an, Bakara, 20] Cenab-ı Hak kudretini göstermek için bu diyar üzerinde olan göklerdeki güneş ve ayın ışığı, gezegenlerin ve diğer yıldızların ışıltısı ve gökteki çeşit çeşit bulutların rengarenk gösterisi asla Rum diyarı göğü ve ay güneşi gibi ışıklı değildir. Anlatılması mümkün olmayan bir İlahi sanattır.
Bu Okut kabilesi Ham evlatlarından kırmızı tenli ve kara yüzlü 100 bin kadar ovalarda, çöllerde ve köylerde yaşayan çıplak kavimdir, yine avret yerleri deriler ile örtülüdür. Ama deve dudaklı ve Zenciler gibi abus suratlı değillerdir, bir güzel surette güler yüzlü ve tatlı dilli yumuşak huylu adamlardır.
Her kişiye güler yüz gösterip dost geçinmeye çalışan garip dostu adamlardır. Ve mahbub ve mahbubelerine son yoktur. Gayet işveli, zarif ve hoş güzeli olur.
Bu insanların hepsi ayet, hadis, Kur'an ve haşri neşri bilir Maliki mezhebinde adamlardır. Gerçi kırlarda otururlar, ama ulemaları vardır. Çocukları Kur'an okurlar ve yazı yazarlar. Hesap ilmini bilirler, alışverişleri mal değiş tokuşu iledir, altın guruş nedir bilmezler.
...
Bu can bağışlayan ovanın tam ortasında bu kadar mahluk için Yaratıcı bir göl yaratmış. Bu Yemen Kızıldenizi kenarında gül gülistan, hurmalık, kuşluk ve yeşillik yerler var ki onda olan hoş sesli nağmeli kuşların yanık sesleri ruha gıda, cana safa verip bu sahra içinde tam 5 gün kona göçe, yiyip içe 6. günde,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗