Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiPayas
TÜRKIYE

Payas

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Payas

( ---) tarihinde kurucusu ( ---) ( ---) ( ---) dur. Haleb eyaletinde 1007 [1597-98] tarihinde Süleyman Han, Selim Han, III. Murad Han veziri Koca Sokollu Mehmed Paşa'nın vakfına ayrılmıştır ki 300 adam ile yönetilir büyük bir vakıf tevliyetidir. 150 akçe şerif kazadır. Nahiyesi 16 kethüdalık sayılır. Kethüdayeri, yeniçeri serdarı, muhtesibi, şehir naibi, şehir subaşısı ve gümrük emini vardır ama müftüsü ve nakibi yoktur. Ancak kale dizdarı ve yetmiş adet kale neferatları vardır.

Payas Kalesi'nin şekli: Deniz kıyısında dörtgen şekilli taş yapı güzel bir kaledir. Toplam 8 adet topları vardır ama büyük bir burcunda balyemez topları ile limanı korutur. Zira Haleb iskelesi olduğundan gayet serhaddir.

Kalesinin fırdolayı büyüklüğü 800 germe adımdır. Kale içinde toprak ve kireç ile örtülü 300 adet bakımlı haneleri var. Kalesinin fırdolayı iki kat duvarları burç ve bedenleri gayet dayanıklı ve sağlam yapıdır, Doğu yönune bakar ikişer kat demir kanatlı kapıları ve hendeği Üzerinde ağaç köprüsü var. İskele kulesi bir sağlam ve yuvarlak kuledir. Gece ve gündüz kale neferatları bu kule üzerinde gözcülük ederler. Zira gümrük bu mahaldedir.

Liman, eski zamanda gayet tatlı bir liman imiş. Zamanın geçmesiyle hala o kadar bakımlı değildir, bir hayat suyu göldür. Yine bazı gemiler girer ama iri barça (yelkenli savaş gemisi), karavana (büyük kalyon), burtun (küçük yelkenli savaş gemisi) ve kalyon (yelkenli ve kürekli büyük savaş gemisi) gemiler girip demir bırakıp yatmazlar. Bütün gemiler alarka demir alıp yatarlar. Sekiz rüzgardan emin iyi demir dutar yataklı limandır.

Kale hendeğinin sol tarafı kenarında bir geniş şer'-i Resul mahkemesi vardır. Kale kapısı önünde yüksek bir dut ağacı vardır.

Ve bu mahalde iki kanatlı demir kapılı kale gibi büyük bir hanı var. Kapısı üzere tarihi sene 1007 [1597-98] tarihidir. Bu han kapısı kale kapısına bakmaktadır. Ham gayet donanımlı, süslü, bakımlı, şenlikli, avlusunda pek çok odası bulunan, at ahırlı, develikli, imaret ve yemekhaneli ve bir geniş avlulu bütün gelen giden yolculara dinlenme yeri teklifsiz hanedir.

Bu hana yakın acaip sanatlı bir cami var ki benzeri meğer İstanbul'da Silivrikapısı içinde İbrahim Paşa [20a] Camii ola. Mihrabı ve minberi gayet sanatlıdır. Uzunluğu ve genişliği seksener ayaktır, gayet şirin süslü bir sevimli camidir. Hemen avlusu cennet bahçesinden haber verir bir mesiregah ve dinlenilecek yerdir. Bu şehir içinde böyle bir selatin camii gibi nur dolu cami olduğundan kalabalık cemaatli ibadetgahtır.

Evvela geniş avlusunun ortasında bir şebekeli bir havuzu var, fırdolayı çevresinde abdest muslukları var ki selsebil gibi gece gündüz akıp abdest yenilenir. Bu havuzun çevresi çeşit çeşit turunç ağaçlarıyla bezenmiştir. Her birisinin hoş havalı gölgesinde limon ve turunç çiçeklerinin güzel kokusundan kalabalik cemaatin dimağları kokulanıp hoş koku aldıklarında Rablerine ibadet ederler. Ve camiin iki kapısı var, biri kıbleye açıktır ki avlu kapısıdır. Üzerinde son mısranın tarihi:

................ (1 satır boş) .................

Ve sol kapı, anılan dut ağacına bakmaktadır. Cami içi gayet aydınlık nur dolu bir kubbedir Bunda olan kafesli tunç pencereler üzere sadefkari kapaklar ve billur, necef, moran ve hurdekar camlardır ki parlak güneşin ışıklarının parıltısı vurdukça cami için apaydınlık olur. Bunda olan kürsü ve müezzin mahfili gibi bir camide öyle sanatlı kürsü yoktur. Bunda olan şamdan, çerağdan, türlü türlü asılmış avizeler ve ibrişim nakışlı halılar bir camide yoktur.

Sözün kısası cami, han, imaret, mescit, medrese, çarşı pazar ve tatlı hamamı bütün kargir güzel binaları tamamen mavi saf kurşun ile örtülü mamur bir şehirdir ki bütün hayrat ve hasenatı gazi ve şehit Sokollu Mehmed Paşa yapısı olup o bolluk zamanında temel nazırı Sinan Ağa vilayet halkının arzıyla 7.000 kese masraf gösterirler. Asla deftere bakmayıp ateşte yakar. Ta bu derece Hatem-i Tayy ve Cafer-i Bermeki, Aristo akıllı bir vezir idi.

Nice yüz hayratları imaretinde yemeğini yemişiz, ama bütün hayratlarının en gerekli ve önemlilerinden olan bu hacıların geçiş yeri olan Payas şehri tehlikeli derbend iken imar edip güvenli bir yer oldu. Hala bir bakımlı ve süslü, bağlı ve bahçeli ve güllük gülistanlık bir şirin mamur şehirdir. Bütün amber kokulu toprak gibi toprak, kireç ve cibiz (alçı taşı) ile örtülü 850 mamur hanelerdir. Tamamı hane-i avarızdır. [20b]

Ve bütün örfi vergilerden muaf ve müsellem reayalardır ki tamamı 8.000 adam yazılmıştır. Zabıtları 16 kethüdalık tabir olunur.

Gerektiğinde korsan kafirlerinin ve dağ haramilerinin haşeratları yola bile inseler anında bu şehir halkının yiğitleri batı tarafına Kurtkulağı'na, kıbleye doğru Belen ve Bakras yollarına pür-silah olup elbette haramileri avlarlar ve gelen giden Müslüman hacıları ve kara ve deniz tüccarlarını geçirirler. Gayet cesur ve korkusuz erleri ve pek çok hünerli yiğitleri vardır. Bu cesurluklarına göre gayet itaatli kavmi vardır.

Ve bu şehirde ancak Mehmed Paşa Camii'nde hutbe okunur, geri kalanları zaviyelerdir. Halil Ağa Zaviyesi ve İskele Zaviyesi var, bildiklerim bunlardır.

Hepsi 300 dükkandır ama bütün eşya bu dükkanlarda mevcuttur. Ve yedi adet kahvehane ve bir hoş yapılı aydınlık hamamı var ama bağ ve bahçesi hesapsızdır.

Mercan Ağa Kuyusu demekle bilinen abıhayattan (bengisu) haber verir Zemzem kuyusu benzeri bir su kuyusu var ki Temmuz ayında buz parçasıdır. Bütün şehir halkı ona muhtaçtırlar, gayri su kuyuları da yoktur, ama bu herkesçe bilinir.

Bu şehir deniz kıyısında olduğundan havası biraz ağırdır ama altı ay kışı gayet tatlıdır. Diğer altı ayda yani Temmuz ayında (yaz aylarında), bütün şehir halkı şehir içinde kalmayıp bütün seçkinler ve ileri gelenleri, küçükleri ve büyükleri şehrin doğu tarafında olan,

Payas Dağı Yaylağı'nın özellikleri

isimlendirilmesinin sebebi: Beyaz Dağı'ndan bozulma Payas derler büyük bir yayladır ki o bölgelerde olan Türkmen ve Araplardan 200.000 insan on kere yüz bin (bir milyon) koyunlarıyla Kuyruk yıldızı yani Ülker yıldızı doğunca altı ay bu yaylalarda temiz hava alır, zindelik ve tazelik kazanıp döl döş sahibi olurlar. Nice bin abıhayattan haber verir akarsuları vardır ki her biri cana can katan yayla ve tatlı sulardır.

Bu şehrin halkı gayet garip dostudur, Oğuz taifesi, saf ve temiz kalpli halkı vardır. Gayet musalli (namazını kılar), inançlı, dindar ve derviş huylu adamları vardır.

Yiyeceklerinin ve içeceklerinin beğenilenlerinden; beyaz ve has ekmeği, yaylasında pişi lavaşa yufka ekmeği, üzümü, inciri ve turuncu (---) (---) beğenilir ama yaylalarında kışa yakın bir üzümü olur, bir diyara mahsus değildir.

Toplam yedi adet yaylalardır. Her birinde birer çeşit özellik vardır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗