Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiRavza-i Mutahhara Camii (Mescid-i Nebevî)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Ravza-i Mutahhara Camii (Mescid-i Nebevî)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Ravza-i Mutahhara Camii (Mescid-i Nebevî)

Bütün ümmet-i Muhammed'in görmek ve kavuşmak arzusunda olduğu Hazret-i Peygamber'in nur dolu cennet bahçesi olan kabr-i şerifi bu cami içindedir. Bu Medine Kalesi içinde bundan başka yerde cuma kılınmadığından kalabalık cemaate maliktir. Özellikle hac vaktinde secde edecek yer bulunmaz bir ulu camidir ki 7 iklimdeki İslâm diyarında böyle bir ruhanî cami yoktur. Bütün eski padişahlar Hazret-i Peygamber'in hatırı için öyle sanatlı edip süsleyip cevherle donatmışlardır ki sanki cennettir.

Ne kıtada, ne büyüklükte ve ne şekilde olduğunu gördüğümüz kadarıyla anlatalım

Evvelâ harem ile cami çepçevre dışarıdan 800 adımdır. Ama mihrap tarafı duvarı önü bahçe ve mahalle içi olmakla Bâb-ı Selâm'dan içeri girip ta Resulullah önünden edeplice geçip camiin Ömerü'l-Faruk köşesine dek 200 adımdır. Bu hesap üzere camiin çevresi bin adımdır.

Oradan yine cami içinden adımlayıp Hazret-i Peygamber'in mübarek ayakları ucundan, Bâb-ı Cibril'den, Şeyhülharemler Sofası'ndan Bâb-ı Şifâ'yı geçip yine haremin iç yüzünden ta yağ mahzenleri önüne kadar 170 adımdır.

Yağ mahzeni köşesinden yine haremin iç yüzünden imaret küplerinin durduğu bucağa kadar 150 adımdır. Bu mahalden yine iç yüzünden Bâb-ı Rahmet'e, onu geçip Bâb-ı Selâm'a gelinceye kadar 170 adımdır. Bu hesap üzere bu cami-i şerif iç yüzünden 690 adımdır, dışarıdan bin adımdır.

Harem-i şerifi baştan başa küçük çakıl taşı döşelidir. Çepçevre 600 adım bir haremdir. Bu haremin tam ortasında bir yüksek kubbe vardır. Bütün kandillerin zeytin yağı Mağrip Sûse'sinden Mısır'a gelir, oradan Yenbûa, oradan Medine-i münevvereye gelip bu kubbede saklanır.

Bu yağ kubbesi önünde dört köşe bir sofacık vardır. Dört tarafı parmaklıktır. İçinde bir uzun hurma ağacı vardır. Bizzat Hazret-i Peygamber mübarek elleri ile dikmişlerdir. Hâlâ yanında Allah'ın emriyle bir hurma fidanı daha büyümektedir. Bu hurma mahalli Hazret-i Eyyub'un evinin avlusu idi. Şimdi Harem-i şerif olmuştur.

Bu Harem-i şerifin dört tarafı sofalardır. Sıralı olarak dizilmiş çeşit çeşit kıymetli beyaz mermer, somaki ve zenburî 52 adet yüksek direklerdir ki benzerleri Sahratullah'tadır.

Harem etrafında 52 adet sanatlı kemer vardır. Kemerlerin aralarında Karahisarî hattı tarzı celî hat ile Allah'ın isimleri yazılmıştır.

Bu Harem-i şerifin dört tarafında 3 adet yüksek minare vardır ki her biri göklere boy uzatmış üçer tabaka sanatlı ve düzgün minarelerdir. Bir minare Hazret-i Ömer köşesinde gayet mühendis işi yüksek bir mildir. Biri Bâb-ı Rahmet dışında Sultan Kayıtbay Medresesi kapısı üzerindedir. Bu da ibretlik bir Bilâl Makamı, uzzal makamının icra edildiği minaredir. Biri de Harem-i şerifin kuzey tarafı köşesinde eski tarz büyük bir minaredir. Ama onlar kadar sanatlı değildir.

Bu camiin içinde haremiyle toplam küçük büyük 300 adet yuvarlak sütun vardır. Hepsi yirmişer (—) (—) (—) sütunlar üzere yine 300 adet kemer vardır ki her biri gökkuşağına benzer.

Bu kemerlerin üzeri bukalemun nakışlı tavanlardır ki Mânî, Bihzâd ve Erjenk kalemini çekmede kemeri acizlerdir. Böyle büyüleyici bir kalemdir ki bu kadar yüz yıldan beri henüz altın, levha ve lacivert silusu nilgun gibi parıldar ibret verici bir bukalemun nakışlı tavandır. Ama Hazret-i Peygamber'in hizası önü üzeri kârgir yapı 6 adet küçük kubbedir. Bunların da içleri öyle işlemelidir ki sanki Çin gelinevi nakışlarıdır. Bu kubbelerin dört tarafındaki renkli camla ateş saçan güneş ışık vurdukça Hazret-i Peygamber'in kubbesi içi nur üstüne nur olur.

Hazret-i Peygamber'in ilk başta inşa ettiği bu camiin içi ve Hazret-i Osman'ın ona kattığı camiin içindeki sütunları tâ Bâb-ı Selâm'a kadar birer adam boyu kadar yeşil çini ile kaplıdır. Ama Harem etrafında olan sofa sütunları tamamen sade cilâlı sütunlardır. Hazret-i Osman'ın kattığı bina ile Hazret-i Peygamber'in eski camii arası, ta Bâb-ı Selâm'a kadar sütunlar arası çeşit çeşit sanatlı kafeslerdir. Kimi servi, kimi ceviz ve kimi santa ahşaplarından nakışlı kafeslerdir.

Hazret-i Osman'ın yaptığı duvarda bir sanatlı mihrap vardır. Kimse o mihrapta ibadet etmez, zira eski cami geride Hazret-i Risalet'indir ve minber de ondadır. Ancak Hazret-i Osman'ın binası Hazret-i Risalet'in camiine harem olmuştur. Bazılar teberrüken iki rekât namaz kılarlar, dua kabul olunur.

Asla hasır döşeli değildir. Sanki Bâb-ı Selâm'dan bir yol haremdir. Usta, bu hareme öyle küçük ve değerli sanatlı taşlar döşemişlerdir ki sanki Hind püsûs-kârîsidir. Baştan başa ham mermer, yeşim arakanî, sarı yerekanî, balgamî ve somaki çeşit çeşit taşlar ve mermerlerle süslenmiştir, insan hayran olur.

Hazret-i Peygamber Camii zer-ender-zer her biri birer padişah ve vezirin hayratı nakışlı halılarla bezenmiş, döşenmiş, süslenmiş nurlu camidir. Allah hakkı eğer ki dünya işlerine gömülmüş olup seyahate düşkün olmasam bu cami içinden bir adım dışarı çıkmazdım.

Nice bin adam bu cami içinde Resulullah'ın huzurunda ibadet edip mücavir olmuşlar, dünya işlerinden el etek çekmişlerdir.

Ve müezzinler mahfili beyaz ham mermerden küçük 8 adet ince sütun üzerinde, dört tarafı yine mermerci sanatı ile nakışlı ibretlik bir maksuredir.

Hazret-i Peygamber ravzasına yakın İmam Hanefî mihrabı bir alçacık mihraptır. Ama bu da kuşgözü küçük taş ile öyle nakışlıdır ki gördüğümüz mihrapların en güzellerinden biri de bu mihraptır. Ama bu mihrabın iki yanında adam boyu yüksek altın şamdanlar üzerinde sekizer arşın boyunda beyaz mumlar var ki her biri direk gibidir. Her birini birer adam kucaklar iri mumlardır. İşıkları sanki ilâhî nurdur. Mısır'dan gelir.

Bu mihrabın sağ tarafında Sultan III. Murad bir minber yaptırmış ki Tanrı hakkı için bütün İslâm memleketlerinin ibadetgâhlarında böyle bir sanatlı ve yüksek mermer minber görmedim. Sanki bu camiin ruh parçasıdır. Büyük ruhu Ravza-i Mutahhara'dır.

Bu minberin kapısı üzerinde bu beyt yazılmıştır. Beyt:

Erşedü's-sultan Murad ibnü Selim,
Hayru minber zâdehu beyne'l-mi'âd
Kâle Sa'd emme'l-hesap tarihuhu,
Minberün ammerehu Sultan Murad. Sene 1002

Bu mihrabın sağında İmam Şâfiî mihrabı vardır. Ve İmam Maliki mihrabı ve İmam Hanbelî mihrabı vardır. Bunlar da sanatlı mihraplardır.

Beş vakit namazı önce Şâfiî, sonra Hanefî, sonra Malikî ve daha sonra Hanbelîler kılarlar. Ama müezzinler mahfilinden kalkmayıp namaz kıldıktan sonra üç mezhep kuud üzere müezzinlik ederler.

Bâb-ı Selâm'ın iç yüzündeki kemer altında tarih:

Emera bi-inşai hâze'l-binai'l-mübâreketi Mevlânâ es-Sultan Kaytbây azze nasruhu sene fî (—) (—) (—) yazılmıştır.

Gayet sanatlı kuyumcu işi pirinç cilâlı kapıdır. Onu gören altın sanır.

Bâb-ı Rahme, Bâb-ı Şifa ve Bâb-ı Cebrâil, bu camiin dört kapısı baştan başa sanatlı pirinç kehribar gibi parlak ve cilâlı kapılardır. Bâb-ı Selâm'dan içeriye girince kapının içeri sol tarafı köşesinde bir adam boyu yüksekte bir mavi kâğıtlı levha üzere bu beytler celî talik hat ile yazılmış bir kitâbedir. Kıta:

Budur âyîn-i Arab bir kavmin olsa seyyidi
Az olur kim kabri üzre bende âzâd olmaya
Sen ki Fahrü'l-âlemin ü Seyyidü'l-kevneynsin
Haşelillâh kabrine yüz süren âzâd olmaya

Ama burada münasip Hassan ustalığını göstermiş. Binlerce bârekellah.

Yine bu Bâb-ı Selâm'dan içeri girince sağ köşede bir adam boyu yüksekte,

E'üzü billâhi mine’ş-şeytâni'r-racîm, "Efemen essese biinyânehu ale't-takvâ minallâhi ve rıdvânin'' [Kur'ân, Tevbe, 109], "Yübeşşirühüm rabbühüm bi-rahmetin minhü ve Rıdvân..." [Kur'ân, Tevbe, 21] âyeti yazılıdır. Yine o sıra ile, “İnnemâ ya'mürü mesâcidallâhi men âmene billâhi ve'l-yevmi'l-âhireti" [Kur'ân, Tevbe, 18] âyetleri ta Hazret-i Osman mihrabına kadar tezhipli celî hat ile yazılmıştır.

Bu hatlardan aşağı döşemeye kadar Hazret-i Osman'ın yaptığı duvar tamamen çeşit çeşit dalgalı somaki, yeşim ve yerekanî, ebrî ibretlik taşlarla kaplıdır. Bu sanatlı taşlar üzerinde bir kat daha tezhipli celî hat ile ta Bâb-ı Selâm'dan Bâb-ı Cibril'e kadar Fetih suresi yazılmıştır. Ama Allah bilir Yâkût-ı Mustasımî hattıdır, zira eski hattır. Ve kaidesi de ona yakındır.

Bu Hazret-i Osman duvarının tamir ve bakımına, Şâfiî köşesinde dört köşe beyaz bir mermer üzerinde tarih böyle yazılmıştır.

Şâfiî dîvân haşr ü mehbıt-ı rûhu'l-emin
Sadr-ı cem'-i enbiyâ tâc-ı rü'ûsii'l-ârifîn
Feyz-i Hak'dan düşdü tarihi dua-i hayr ile
Dîn [üj dünyâsın mııammer ede Rabbul-âlemin. Sene 1042?

Bu Hazret-i Osman'ın yaptığı duvarda asla pencere yoktur, ancak Hazret-i Peygamber'in hizasında yarım adam boyu bir pirinç kafesli pencere vardır. Taşrası gül gülistan ve sümbül reyhanlı bir İrem Bağı'dır.

Bir pencere de Hazret-i Peygamber'in mübarek ayakları şebekesi önündedir, yola bakmaktadır. Bu da pirinç kafesli penceredir. Bu camide bu iki pencereden başka yoktur. Sanki dört tarafı bir korunmalı kaledir. Gerçekten de kale içinde kaleden sağlam bir cevher yüzük kaledir.

Yine bu cami içinde Şeyhülharemler Köşkü önünde Erbâb-ı Soffa sofası da başka bir ibadetgâhtır ki Resulullah şebekesi içinde Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'ya nazır bir sofadır. Bu taraftaki demir şebekeler üzere nice bin maarif erbabının levha üzere birer hüsn-i hat eserleri var. Hamd olsun hakir gösterişsiz Evliyâ'nın da bir levha üzere celî hat ile:

Seyyâh-ı âlem Evliyâ rûhiyçün el-Fâtiha. "

diye yazıp eserimiz kalmıştır.

Bir eserimiz de Resulullah'ın mukâbelesindeki çiçek bahçesine iri kalemle duvar yüzüne,

Şefâ'at yâ Muhammed Evliyâ'ya. Sene 1082

diye yazmışımdır. (—) (—) (—) İnsan sarığı kadar billur kandiller içinde birer kandil daha vardır. Mısır'da inşa olunur. Tamamı 7 bin kandildir. Her gece hizmetkârlar yakıp sabaha dek aydınlık gündüz gibi olup bütün insanlar Kur'ân okur ve dinî sohbetler ederler. Eğer bu camiin özelliklerini bildiğimiz kadarıyla yazsak ciltli bir kitap olur.

İlk başta kalenin özelliklerini yazmanın sebebi, bu Resulullah Camii'nin, kalenin tam ortasında olduğunu belirtmek içindir. Hazret-i Peygamber'in de bu camiin ne tarafında olduğu biline.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗