Ruha (Şanlıurfa)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Ruha (Şanlıurfa)
Bu kale ensesinde, Damlacık adında taşlık ve kalakı yüksek bir dağ vardırkimelun Nemrud'un yaylak tahtgahı idi. Kale bu yüksek dağın ortasında göklere doğru baş çekmiş yalçın tepe üzerinde büyük taşlar ile yapılmış Nemrud işi sağlam sur bir yüksek kaledir. Her taşı fil cüssesi kadar vardır ve yuvarlak şekillidir. Gayet sağlam, dayanıklı, elmas yüzük gibi bir kale, benzersiz bir rıbat iç kaledir. Burçları ve bedenleri sarp, sağlam ve dayanıklıdır. Toplam (---) adet kuledir. Çevresinde hendeği yoktur. Zira dört tarafı yalçın cehennem kayalarıdır. Ve fırdolayı büyüklüğü (---) adımdır. Batı tarafa açılır bir sağlam ve dayanıklı demir kapısı vardır.
İç kale yapılarının anlatılması
Bu iç kalede toplam 20 adet hane vardır. Dizdar ağa burada oturur. Ve toplam 200 adet neferatları var. Cebehanesi, buğday [55b] anbarları ve su sarnıçları var. Kale kapısının iç yüzünde (---) (---) camii var. Minaresiz ufak tefek bir camidir. Bundan başka mescit, han, hamam ve çarşı pazardan bir imaret yoktur. Kale içinde olduğundan haneleri bağsız ve bahçesiz neferat haneleri küçüktür. Hazret-i İbrahim'i melun Nemrud'un ateşe attığı Nemrud ateş-gedesi mancınığı bu kale içinde iki yapma yüksek sütunlar bu kalededir.
Aşağı Varoş büyük kalesinin şekli
Dörtgen şeklinde eski bir kaledir. Her taşı Mahmudi fili cüssesindedir. İç kalenin eteğine konmuştur. Fırdolayı büyüklüğü (---) (---) adımdır. Bunun da burçları ve bedenleri sağlamdır.
Bu varoşun üç kapısı vardır. Bey kapısı Bağdad tarafına doğu yönüne.
Samsat kapısı batıya açıktır.
Ve Harran kapısı da batı yönüne açıktır ama yukarı kale gibi kaya üzerinde değildir. Alçakta yapılmış olup geniş kaledir.
Bu Urfa Kalesi büyük Fırat Nehri'nin doğu tarafında bir konak uzaklıkta Tasdir Dağları içinde yapılmış olup fazlaca kuzey tarafa eğimlidir. Ve Rumkale'ye bir konak yakındır. Yolları Kürtlerden dolayı tehlikelidir.
Urfa varoşu yapılarının özellikleri
Bu şehrin fevkani kalesi ve tek katlı sur varoşunun içinde ve dışında toplam 2.600 kireç, toprak ve cibis (alçı) ile yüzleri örtülü (sıvalı) şenlikli ve bakımlı yapı, güzel hanelerdir.
Ve bağlı, bahçeli, akarsulu ve hamamlı büyük saraylardır. Bunlardan Tayyar Mehmed Paşa Sarayı, oğlu Ahmed Paşa; Hatem-i Tayy ve Cafer-i Bermeki gibi kerem sahibi kimsedir. Paşa Sarayı, Molla Sarayı, Gerz Paşa Sarayı, Celali Kadı Sarayı, Sarzade Mustafa Paşa Sarayı ve Arap Ali Paşa Sara yı. Bu saraylardan başka nice haneler vardır ama bilip yazdıklarımız bu güzel evlerdir.
…
Tüccar hanlarının anlatılması
Tamamı (---) adet kara ve deniz tüccarlarının konukevleridir. Evvela çarşı içinde Yemiş Ham kargir sağlam yapıdır. Ala Han, şenlikli handır, İbrahim Halil Nehri, içinden geçer. Hacı İbrahim Hanı, Samsat Kapısı Hanı, Bey Kapısı Hanı, Bey Kapısı'ndan dışarıda Sebil Hanı ve Samsat Kapısı'ndan dışarıda mağaralardan hanlar var ki her biri beşer-altışar yüz at alır. On adet kudret eli ile kayadan oyulmuş benzersiz kervansaraylardır ki içinde insan kaybolur. Tanrı'nın hikmeti Temmuz'da bu kaya hanlar serindir ve kış vaktinde de sıcaktır.
Sultan Çarşısı dükkanlarının anlatılması: Tamamı 400 dükkandır. Şehrine göre çarşı pazarı bakımlı, süslü ve şirin değildir. Ancak yine de bütün değerli şeyler bolca ve minnetsizce bulunur, ama saraçhanesi İbrahim Halil Nehri kenarında bulunduğundan tertemiz Bağdad serdabı (soğukluğu) şekilli bir soğuk sulanmış anayolun iki tarafında bakımlı, süslü, gül mevsiminde, zambak mevsiminde ve türlü türlü çiçekler mevsiminde bu ferah çarşıyı süsleyip gelen gidenlerin dimağları kokulanır. Bütün maarif erbabının ve nice bin aşıkların toplantı merkezi ve dinlenme yeri üstadlar saraçhanesidir.
Ama bu şehrin iki bedesteni var. Biri eski yapı kargir kubbeli sağlam binadır. Ve biri, Tayyaroğlu Ahmed Paşa tarafından yapılmıştır, baştan başa kargir toloz yapıdır ve uzunlamasına kurulmuştur. Üç adet demir kapıları var, bütün değerli lal, yakut, zümrüt ve elmas bolca mevcuttur.
…
Güzellerinin anlatılması: Suyunun ve havasının tatlılığından hoşgörülü, yarandan, tabiat sahibi, şirin edalı dilberleri olur. Mahbubeleri pak u pakize, iffetli, edep sahibi, perde ehli, saf kalpli kadınları var.
Genç ve yaşlı halkın elbiseleri ve dillerinin anlatılması: İleri gelenleri baştan başa samur, sincap ve cılkava kürk ve atlas elbise giyerler, ama orta hallileri "Elbisenin iyisi (eteği) kısa (yerden sürünmeyeni) alanıdır." deyip kısa çeşit çeşit elbise giyip Ermeni, Türkmen ve Kürt dillerini konuşur fasih dilli bir kavimdir.
Usta sanatlarının anlatılması: Pamuk ipliğinden ince bezi olur ki Musul bezinden ince ve temiz beyaz bezdir.
................ (1 satır boş) ...............
Hububat ürünlerinin övülmesi: Buğdayı, arpası, mercimeği, nohudu ve pamuğu.
................ (1 satır boş) ................
Yiyeceklerinin ve içeceklerinin anlatılması: Bu Urfa şehrinin Harran tarafına Halil Nehri'nin tarafı baştan başa bağ, bahçe ve müşebbek bostanlar olduğundan yazda ve kışta sebzeleri boldur. İç kalenin ensesindeki Damlacık Dağı üzeri de tamamen bağ ve bahçedir. Bir okka ve 500 dirhem gelir adam kellesi kadar narı olup yemesi gayet hoş olur.
Bağdad şehrinde, Sivas [57a] Niksar'ında ve Bursa Gemlik'inde böyle sulu ve taneli narı olur, ama İstanbul'un ve Karaferye'nin ekşi narına ve feyz narına yan başı gelir. Zira Arz-ı Mukaddes'de bu Urfa narı meşhurdur. Maraş narı gerçi çok olup fırında biraz kurutup diyar diyar götürürler, çok olduğundan meşhurdur ama bu Urfa narı bütün alemde beğenilir. Hatta "Ennaru fakihetü 'ş-şitfi-Nar, (ateş) kış meyvesidir." demişler. Yaranın biri, fakihe kelimesi olduğundan nardan kastedilen bu Urfa narını zann edip özellikle Urfa'nın melesi narı ola demiş. Niceleri "[İkisinden de her türlü meyveler] hurma ve nar [vardır]" [Rahman, 68] ayetinden kastedilen Urfa'nın narı ola demişler. Ta bu derece taneli, sulu ve yemesi hoş narı vardır. Diğer çeşit çeşit meyveleri de beğenilir.
Has ve beyaz lavaşa ekmeği, sacda pişen gül pembe yaprağı gibi yufka beyaz ekmeği, tandır kebabı, helvası, dut şarabı ve ipeği gayet meşhurdur.
Bu Urfa halkı gayetle garip dostu ve gönül okşayan adamlardır. Gece ve gündüz misafirsiz yemek yemezler. Cesur, yiğit, binici, asker meydan erleri vardır. Cenab-ı Bart bu şehir halkına İbrahim Halilullah berekatı vermiş, gayet bolluk şehirdir. Halilürrahman'ın yurdu olduğundan burada zulm eden hakim asla uzun yaşamaz. Elbette gökten inecek bir kazaya yakalanır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗