Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiRumiye Gölü
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Rumiye Gölü

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Rumiye Gölü

Bu göle niceleri Rumiye Gölü, Dümbülî Gölü, Debil Gölü ve Tebriz Gölü derler. Zira çevresinde bulunan beldelerin ismiyle isimlenmiş bir göldür. Van Deryâsı'na Vestan Gölü, Erceyş Gölü ve Adilcevaz Gölü derler. Bu da öyledir. Ama Tebriz bu göle uzak mesafe olup Rumiye yakın olduğundan Rumiye Gölü denmekle tanınan tuzlu bir göldür.

Böyle bir göldür ki suyu üzerinde nice yüz balık avcı kayıkları vardır. Bazı gelen giden tüccar götürür ve getirir gemileri vardır. Doğu tarafı Tebriz Şehri'dir, batı tarafında Rumiye Şehri Dümbülî Kalesi ve nice köyler vardır. Ama güneyinde eski şehir Erdebil'e hayli uzak mesafededir.

Bu gölün fırdolayı çevresi Van Gölü'nden büyüktür. Van Gölü'nü bir adam süratlice 8 günde dolaşır ama bu göl 12 günde dolaşılır. Derinliği 70 kulaçtır.

İran ülkesi tarihçileri ve Tarihçi Mıkdisî bu göl için, Hazret-i Resûl-i Kibriyâ Muhammed Mustafa Mekke-i Mükereme'de doğduğu gece Kisra Tâki ve Ayasofya Kubbesi yıkılıp o gece bu göl yerinde olan Pancüm Şehri yer altına geçip bu göl ortaya çıkar, diye yazmışlar. Allah bilir.

Hâlâ bu göle çevresinde olan 45 adet büyük küçük sular karışır. Bunlardan Seylân Nehri, Erdebil Şehri'ni sulayıp bu göle karışır. Ve

Kehran Nehri: Nehrevan Kalesi'nden beri gelip bu göle karışır. Ve

Çevlân Suyu: Rumiye Şehri'ni sulayıp bu göle akar Ve,

Davdan Nehri: Hakkâri ülkesinden gelip Pinyaniş'in Berdük Kalesi’nden geçip Rumiye yakınında bu göle koşulur.

Diğer nehirlerini bilmediğimden buraya yazılmadı. Zira bu duacı hakir odur ki bilgisini bir yerlerden öğrendiğimi yazmayıp ayne'l-yakîn hâsıl ettiğimi [gözümle gördüğümü] yazmayı usul etmişim.

Bu göl içinde de iki adet geniş ve mamur ada vardır.

Birine, Kebûter Adası yani Güğercin Adası derler. On mil çevirir bir geniş mamur adadır. Bir yalçın kaya üzre bir mamur kalesi var, neferatları ve cebehanesi ve nazik topları var. Bütün nökerleri balık avcılarıdır ki büyük kâr edip maaşlarını balıklardan aydan aya alırlar. Sağlam yüksek kaledir.

Bir adasına da Harsek Adası derler. Bunda da yüksek bir tepe üzerinde Harsek Kalesi vardır. Neferâtları, topları ve yeteri kadar cebehanesi vardır. Bu kale gölün Tebriz toprağına biraz yakın olduğundan bu adalar Tebriz hâkimi hükmündedir. Bunun da nökerleri tamamen balık avcılarıdır.

Bir acayip ve gariplik: Bu iki ada içinde olan balık avcıları kayıklar ile bu gölde her gece dolaşıp oltasız, ağsız ve yemsiz bu şekilde balık avlarlar ki tam bir seyirliktir. Yine bu göl içinde bir tür gümüş renkli küçük balıklar olur, avcılar onu tutup yağından fitilleri yakıp gece ile kayıklarını aydınlatıp su yüzünde gezip dolaşırlar. Suyun derinliklerinde olan çeşit çeşit balıklar su yüzüne çıkıp yanan çıranın olduğu kayıklar içine atarlar, bir anda kayıklar balıklar ile dopdolu olur. Hikmet bu ki gemi içinde bir başka ateş yakıp gemiler on gece suyun üstünde gezseler bir balık bile ortaya çıkıp avlanmak ihtimali yoktur. Çok gariptir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗