Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSakızizstan (Sakız) Adası
BALKANLAR & KAFKASYA

Sakızizstan (Sakız) Adası

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sakızizstan (Sakız) Adası

Deniz kıyısında bir düz alçak yerde, kayalar üzere bir burunda yapılmış bir şeddadi kârgir sağlam hisar ve dayanıklı demir kayadır.

Çepçevre büyüklüğü 2.700 adımdır. Dört köşeden uzunlamasına kıbleden kuzeye uzanmış Frenk yapısı bir taş kaledir.

Boyu hendek kenarındaki küçük hisar duvarlarının bedenlerine dek 10 arşın yüksektir, bu duvar 5 arşın enlidir.

Deniz kıyısı tarafı duvarları üç arşın kaim duvarlardır. Deniz kıyısı bir kat duvardır, bazı yerlerini deniz dalgaları döver sağlam ve müstahkem duvardır. Kara tarafı iki kat duvardır ve kara tarafı hendeği tam 50 adım enli hendektir. Daha önce kâfir asrında hendek içinde gemiler bağlanır imiş. Hâlâ toz toprakla dopdolu olup bostanlardır. Ve bazı yeri bataklıktır.

Bu hendeğin yine iki başları deryadır. Kayıklar ve küçük zarbuna gemiler bağlanır limandır. Kalenin kara tarafı gayet sarptır. Ve 63 kule kaleyi kuşatmıştır. Diğer kaleler gibi beden beden değildir. İkişer kat tüfenk ve top deliği mazgal yerleri vardır. Dört tarafında kat kat 400 pare balyemez, kolomburna, şayka ve başka cins yarar toplar ile donanmış sağlam bir kaledir. Genellikle topları liman tarafına nazırdırlar ki her biri yedi başlı ejder gibi ağız açıp ateş fışkırtırlar.

Bu kalenin iki yerden demir kapıları yoldur. Biri güneye açıktır ki ondan varoşa gidilir. Taş köprü ile hendeklerden geçilir. Kapının eşiği dibinde zemberekli asma tahta köprüdür. Her gece bekçiler makara ve dolaplarla çeke çeke zincirlerini açıp kale kapısına dayayıp siper edip kale kapısı daha sağlam olup sabah dua ve senâ ile köprüyü indirip kale kapıları açılır.

Bu köprüden taşra varoşa çıkarken sağ tarafta hendek başında bir sebilhane vardır. Ve bir küçük fukara tekkesi vardır. Avlusunda Hızır Baba gömülüdür. Bu tekkecik sırasında ta kuzeye derya kenarına varıncaya kadar hendek kenarından açıkta bir alçak taş duvar çekilmiştir. İçeride tamamen şehrin ayan ve eşrafları gömülüdür. Bu duvardan bu mahallin hendeği görünmez. Bir levha kapılı mezarlıktır.

Yine bu kale kapısından dışarı çıkarken sol tarafta hendek kenarında bir büyük çınar vardır ki seyirliktir, onu geçip çarşıya gidilir. Çarşı içine açılır kalenin liman kapısı vardır, gayet kalabalık büyük kapıdır. Doğuya nazır iki kat demir kapıdır. Bu kapıdan içeri girince iki kapı arasında 10 adet pabuççu dükkânları vardır. Onları geçince ikinci kapı güneye açılır. Bu kapıdan geçip ana duvarı ile iskele kapısı arasında çeşit çeşit savaş aletleriyle süslenmiş bir duvar vardır. Bütün kale neferleri ve bekçiler gece gündüz bu mahalde bulunurlar.

Bu hesap üzere bu liman kapısı dört kat sağlam kapıdır. Bu liman kapısının kemerleri altında balık dişleri, kemikleri, bir küçük timsah kurusu ve nice acayip ve garip eşyalar asılıdır.

Limanı bin pare gemi alır büyük bir limandır. Bir kenarından bir ucuna tam 1.800 germe adımdır. Ağzı açık limandır. Kıble ve gündoğusu rüzgârları gayet şiddetli esip bazı zaman gemilere ve sahiplerine felaket olur. Zira kumsal limandır, demir tutmaz, gemileri sürüyüp karaya düşüp helâk olurlar. Ama başka altı rüzgârdan emin limandır. Bu limanı düşmandan kurtarmak için limanın kıblesi ucundaki burunda (—) tarihinde Vezir Silâhdar Fazlı Paşa muhafazada iken bir küçük kale yapmıştır. İsmi,

Fazlı Paşa Kalesi: Bir küçük yuvarlak şekilli kaledir, ama gayet sağlam ve muhkemdir. Büyüklüğü 300 adımdır. Deniz kıyısında olduğundan hendeği yoktur. Ve içinde asla hane yoktur, bir mescidi, cebehane hâzinesi ve buğday ambarı vardır. Limanın tam ortasına yönelik 14 adet uzun topları var ki Sakız Kalesi'nde yoktur. Kemerli demir kapıları her gece kapatılır toplardır. Dizdarı ve 100 adet neferi gece gündüz mevcuttur. Güneye bakar bir demir kapısı vardır.

Bu kale önünde yol aşırı Arnavut Memi Baba Sultan gömülüdür. Ve Hüsam Bey oğlu Kaptan Ali Paşa da bu mahalde bir gülistan reyhanlı tekkede gömülüdür. Bu merhum Ali Paşa oğlu Kaptan Abdülkâdir Paşa babasının tekkesine vakıf olması için bu yerde 50 adet kârgir bina oda yapmıştır.

Sakız Kalesi'nin içinde ve dışında bulunan yapıları bildirir

Evvelâ Sakız Kulesi'nin içinde (—) adet mahalledir, asla kefere yoktur. Ve toplam 2.200 adet kat kat, beşer altışar kat kârgir, sağlam, güzel, hoş, sanatlı ve süslü evlerdir. Zira savaşla fethedilmeyip bir haneye bile topla zarar verilmeden Osmanlı eline girdiğinden şahane seyirlik ve ibretlik Frenk binaları var ki övgüsünde dil kısa ve kalemler kırıktır. Baştan başa Ceneviz yapısı kale gibi yüksek evleri vardır ve halkı şanlıdır.

Yeryüzünde acayip ve garip ne kadar binalar varsa bu şehirde ondan fazla türlü türlü acayip ve garip taştan oyulmuş şekiller, mukarnas sanatlar, mermer üzere tuhaf çiçekler ve acayip iri şekiller var ki insan hayran olup aklı şaşıp gözleri kamaşır.

Kısacası dünyanın acayiplerinden ve zamanın garipliğinden bu Sakız yapısı görmeye muhtaç bir şirin şehirdir. Bir hanede olan bukalemun nakışlarının başka bir hanenin içinde veya dışında olmak ihtimali yoktur. Hepsinin sanatı birbirlerine aykırı, tarzı ve tavrı yine ayrı bir nadir şehirdir.

Şehrinin caddeleri satranç nakşı tarh olduğundan her hane sınırı dört köşe olup hep bir köşesinde çeşit çeşit mukarnas şahnişinlerin benzeri bir diyarda yoktur. Meğer Alman diyarında Nemse çasarının tahtı Beç Kalesi'nde ola. Ama bu Sakız hanelerinin genellikle avluları yoktur. Ve bütün hanelerde zerzemin ve su sarnıçları bulunur.

Bütün duvarları düzgündür, bir hanenin duvarı eğri büğrü değildir. Dam ve çatıları çeşit çeşit şeylerle örtülüdür. Bazısı ta Ceneviz zamanından beri sanatlı güzel tarzda beyaz kayağan döşelidir ki büyüleyicidir. Bazısı dört köşe, bazısı yuvarlak kubbe ve bazısı da sivri kubbe örtülü evlerdir. Ama gariplik ondadır ki kayağan hıtâyî taşları damlar üzerinde nasıl tutturmuşlardır, hakir ona hayranım. Bu kayağan taşlar da bu bölgeye mahsustur ki gayet ince taşlardır.

Bazı hanelerin damları kırmızı horasani kireç ile örtülüdür ve üzerlerinde de adam basıp esvap serip denizi seyrederler. Bazı haneleri de eski tarz kaim kiremitler ile örtülüdür.

Bütün evlerin damlarından akan yağmur suyunun bir damlası boşa gitmeyip evler içinde olan sarnıçlara iner. İhtiyaç olduğunda kullanırlar. Temmuz ayında buz parçası gibi olup berrak ve tatlı suları vardır. Kuşatma sırasında dışarıdan su getirmeye ihtiyaçları olmaz. Dışarıdan gelen akarsu ile kale içinde 11 adet hayat kaynağı çeşmeleri vardır.

Liman kapısının iç yüzünde kahvehaneler meydanında bir büyük havuz şadırvanı vardır, bütün halk ondan abdest tazelerler, 12 adet çeşmesi vardır.

Bütün sokaklarının çeşit çeşit baklava nakşı, kesimi mühr-i Süleyman gibi, çark-ı felek gibi ve birbirine girişmeli ham mermer döşeli baştan başa kaldırımlar ile pâk yolları vardır. Kefere zamanında bu kale içinde asla hayvan girmediğinden başka herkes kale kapısında pabucunu eline alıp yalınayak kaleye girerlermiş.

Tamamı 40 sokaktır ve geniş yollardır. Zeytin Camii dibinden ta liman kapısına varıncaya kadar bir geniş yoldur, boyu 1.700 adımdır. Ama diğer sokakları dardır.

Kale içinde 100 dükkân vardır. Ve kale içinde (—) adet cami vardır.

...

İrem gibi varoşun yapılarını bildirir: Bu kalenin dışında keşişleme, batı, yıldız ve poyraz rüzgârları tarafında büyük bir varoştur. 20 bin adet kiremit ile örtülmüş kat kat, beşer altışar kat mamur, bakımlı, süslü, kârgir binalı ve İrem bağlı evlerdir.

Tamamı 50 mahalledir. 2 mahallesi Müslüman, 5 mahallesi Frenk, 3 mahallesi Yahudilerdir ve 40 mahallesi Rum'dur. Bu kefere mahallelerinin hâkimlerine potat derler. 2 Frenk potatı ve 2 Rum keferesi potatları var ve 1 Yahudi hahamı var. Bütün kâfirlerden örfî vergilerini ve tüm cizyelerini bu adı geçen tahsil edip hükümet ederler.

Bu şehrin tüm sokakları baştan başa kaldırım döşelidir. Bir diyarda bu çeşit dört köşe çakmak kayası taştan küçük kaldırımı başka yerde görmemişizdir. Meğer Alman diyarında Prag Şehri'nde ola. Her an potatlar bu kaldırımları temizletip çer çöp ve pislikten bir zerre koymayıp Sakız Şehri'ni tertemiz ettirirler. Büyük varoş potatlarının defterleri üzere bu şehir tam 70 bin ocaklı odalardır. Ve 500 bin penceredir ve 4 bin caddedir.

Bu varoşun dört tarafında 70 tahta kapı vardır. Ve bu varoş tamamen kaya gibi duvarlar içindedir. Ama kârgir yapı evlerin duvarlarını sağlamlaştırıp şehri çepçevre kuşatmıştır.

Bütün varoş kapıları birer köşeye yapılıp etraflarında mazgal delikleri vardır. Kuşatma sırasında o deliklerden tüfenk atarlar. Topları yoktur, zira hane duvarlarıdır.

Bu varoş içre 2 bin dükkân vardır. Çoğu mahalleler arasında küçük dükkânlardır. Bedesten yoktur, ama yeryüzünde olan bütün şeyler burada mevcuttur.

Ve 2 hamamı var. Büyük kapı önünde hendek karşısında Piyale Paşa Hamamı. Suyu, havası ve binası gayet hoştur. Ve çarşı içinde kasaphane ardında Abdurrahman Paşa Hamamı. Gerçi küçüktür, ama gayet temiz ve ferah hamamdır.

Bu şehrin içinde dışında ve tüm adası içinde küçük büyük toplam 1.960 kilise vardır. Bunlardan mükellef, süslü ve mamur büyük kilise Frenk kilisesidir ki ismine Kapala Kilisesi derler. Nice kere yüz bin guruş vakfı vardır. Biri de San Basadya Kilisesi'dir ki binden fazla kıssis, patrik, ruhban ve mûğpîçe oğlanları vardır. Her biri birer güneş pençesidir ki gören âşıkların aklı gider. Nice yerde kızlar kiliseleri var ki kendilerini İsa ve Meryem Ana yoluna vakfeyleyip 100 sene ömür sürmüş bâkire kızlar vardır.

Daha taze keralana kızlar var ki sanki sırf nurdur. Hepsi sanat ehlidir ki saat keseleri, akçe keseleri, ipek don uçkurları, kuşaklar ve dizgeler işleyip kâr ederler, hepsi zenginlerdir.

Ve 3 yerde kefere timarhaneleri var ki tüm hastalara nimetleri boldur ve hekimleri hizmet ederler.

Rumların meşhur kiliselerinden Aya Sidro, Aya Nagiri ve kızlar kilisesi Saya Fomo, Aya Luna İşfalisko ve biri de dağda Aya Kıryo Nero derler yani Soğuk Su Manastırı demektir, bu sayılan puthanelerin bütün kâfiristandan adakları gelir. Nice kere yüz bin guruş malları vardır. İmaretleri ve darışifaları gayet mamur ve bütün milletlere nimetleri boldur.

Bu varoş kiliselerinden başka 120 mil Sakız Adası içinde küçük büyük 10.700 küçük kilisecikler ve ayazmalar vardır. Her birinde birer ve ikişer papaz bulunur. Her bayır başında, dere ve tepelerde ve bir gölgeli ağaç yanında birer ayazmaları ve İsvet Nikola, Sarı Saltık, Hızır İlyas, Havariler, Meryem ve Hazret-i İsa makamı vardır ki 360 günün her birinde bir günleri olup yanlış inançlarınca bölük bölük gidip tören yaparlar.

...

Bu Sakız Adası bir küçük adadır, ama insan deryasıdır. Potat hâkimleri "Bir kere bizi Venedik küffarı, Ak Mehmed Paşa bu adamızda muhafız iken 300 adet Venedik gemisi ile adamızı kuşattığında muhafazada olan Osmanlı askeri, şehir Müslümanları ve bütün haraç veren reayalarla toplam 200 bin insan yazıldı" diye potatlar cevap verdiler. Gerçekten de insanla bezenmiş bir adadır.

Yerli Müslüman ancak 2 bin askerî taifesi olur. Kâfirleri tamamen haraç verir ama Muhammed Mustafa mucizesi bereketiyle bu adayı koruyup kollayıp dururlar. Bunlardan başka Frenk, Rum ve Yahudi ile dopdolu bir şehirdir. Ama Ermeni ve Çingene yoktur ve gelse de yaşamaz. Kısacası kâfir deryasıdır.

Bütün Yahudiler kalenin bir köşesinde sakinlerdir. Eğer taşra varoşta olsalar Rumlar onları birer birer nezaketle katlederlerdi. Bu Yahudi taifesi fetihten sonra gelmişlerdir. Ceneviz zamanında bir Yahudi yok imiş.

Bu şehrin mahbûbu ve mahbûbesini gördüğümüz kadarıyla övsek bir âşık-name olur. Tanrı hakkı için anlatılsa güneşte zerre ve denizde damla kadar övülmüş olmaz. Her eşyası ona göre güzeldir. Beyt:

İşitmek nasıl görmek gibi olabilir

mısraı anlamınca görüp gezip yaşamayınca ne derece mamur şehir olduğu bilinemez.

Hemen şundan kıyas oluna ki bu hakir, âlem seyyahı Evliyâ 31 yıl 18 padişahlık yerde gezip dolaştım ve nice kere yüz bin parmaklarımı ısırıp ibretlikler gördüm, bu şehir gibi huzurlu yer, halkı mutlu, suyu ve havası hoş, mahbûb ve mahbûbesi güzel, yapıları beğenilir, ekinlikleri bol, hayır ve bereketleri çok, nimetleri çok bol, ırmakları akar ve çağlar böyle bir şenlikli, gülistan ve bostanlı zemin görmedim, ancak bu diyarı gördüm. Kısacası insan bu şehrin anlatılmasında aciz kalır.

Bu varoşta olan bahçelerden başka şehrin dört tarafında kapıların dışında bağ ve bahçeler içine misafir veya yabancı bir adam gitse kaybolur, zira 77 bin bağ dönüm hakkı verir ve 5 bin kuleli bahçe ve bağı ileri gelenlerin cennet bahçeleridir. Her birinde birer ikişer bağban bulunur. Ve her bağ kulesi birer kale kule gibi beşer altışar kat demir kapılı yüksek kulelerdir.

Her bağı limon, turunç, servi ve salkımsöğüt ağaçları süslenmiş bahçelerdir. Her kule kat kat şahnişinler ve güzel sanatlar ve çeşitli tasarruflar ile inşa olunmuş kulelerdir ki övücüler onların övgüsünde acizlerdir. Kısacası bir acayip tarz ve bir garip tavırlı cihannüma yüksek kulelerdir. Bu bağ ve bahçeler içinde olan,

Ova köylerini bildirir: Bütün köylerin evleri kayağan örtülü mamur köylerdir. Kat kat kale gibi kârgir bina mazgal delikli evlerdir. Her köyde kırkar ellişer dükkân ve beşer altışar kilise bulunur.

Evvelâ Danminona Köyü, Varvarato Köyü, Zifina Köyü, Vavilo Köyü, Hariköz Köyü, Vasilyoniko Köyü, Bihori Köyü ve Simyana Köyü. Bunlardan başka köyler dağlardadır. Bu köylerin 25'i de sakız köyleridir. Sakızı toplayıp emine yemin ederek teslim ederler ki sonra bir damla sakız bulunursa katlederler, zira hepsi mîrîdir. Ama akçesini her reaya eminden alıp haraçlarına verirler. Emin de bu sakızları toplayıp Sakız hâzinesiyle padişaha gider.

Sakız ağacının övgüsü: Yerden birer adam boyu kadar pırnar çalısı ağacına benzer bir çeşit küçük ağaçtır. Zamanında reaya gelip bu ağaçları keserlerle çentik çentik edip keserler. O kesik yerlerden Temmuz ayında damla damla sakızı zemine aktıkça ağaç sahipleri dağ bağlarında hazırdırlar, derhâl temiz topraktan sakızı saklarlar, işi gayet çoktur. Bir ibretlik kokulu mekândır ki her ağacın altında bir an oturan can bir an ömür sürmüş kadar hayat bulup insanın dimağı maştaki kokusundan kokulanır.

Yeryüzünde az bulunan şeylerden biri de bu sakızdır, nice diyarlarda olur, ama ona kenger sakızı derler, bunda olan hâssa onda yoktur. Hemen Sakız Adası'nın suyu ve havasının hoşluğundan bu sakız hâsıl olduğundan kıyas oluna ki ne kadar güzel ve hoş havadır.

Yiyecek ve içeceklerinin övgüsü: Mühürdar Paşa İrem Bağı övülür. Bir de şebekeli bostanlarında bir çeşit sarı kavunu olur, Bektaşîler külâhı gibi On İki İmam aşkına 12 terktir. O kadar sulu, lezzetli, yemesi hoş sarı kavundur ki lezzetinden tadan bilir. Karpuzu küçüktür, ama bir tulum ballı sudur. Yirmi çeşit limonu ve turuncu da övülür.

Mühürdar Paşa Bağı'ndan sonra Mesih Çelebi Bağı da âlemce övülür ve gayet mahsuldardır. Bu bağa âşıklar bülbül bağı demişler, zira bülbüllerin nağmeleri ve yanık seslerinden seher vakti âlem ağyardan habersiz iken her bülbül tırnaklarıyla gül dalma asılıp öttükçe inilti, feryat ve figandan sanki kulakların pası açılıp akıllar mest olur.

Sarıasma adlı güzel sesli kuş dallara asılıp karatavuk adlı kara kuş ishak kuşu ile karşılıklı durmadan hazin seslerle nağmeler ederler ki insanın içi açılır. Kumru, Yusufî kumru, hakkıranı ve Şahid-i Yusufî kumrusu yani "Yusuf Mısır'da satıldı" diye feryat eder bir hoş sesli kumrudur. Saka kuşu, filironya kuşu, iskete kuşu, baştankara kuşu, ispinoz kuşu ve nice bir bunun benzeri güzel sesli kuşlar adanın bağlarında ötüp yuvalar edinmişlerdir.

Meyvesinden başka, lezzetli, etli ve hoş koyunu ve keçisi gayet besleyici etleri vardır. Ama bunlardan sığır eti beğenilmez iken bu diyarın sığırı kadar lezzetli, hafif ve hazmı kolay sığır bir diyara mahsus değildir, ancak Sakız'a mahsustur. Yılda 10 bin sığır bu adaya Anadolu'dan geçip bu ada içinde bir sığır 10 gün durunca Allah'ın emriyle suyu ve havasından o kadar semiz ve iri olur ki anlatılmaz. Bütün halkı sığır eti yerler. Hekimlere göre sığır eti yiyen akıllı ve anlayışlı olur. Zira sığır çobansız evini bilir, idrak edicidir ve tabiatı yumuşak olduğundan etini yiyenin de tabiatı mutedil olur. Gözlerinin görme kuvveti de fazladır. Gerçekten koyundan lezzetli sığırı vardır. Beyaz ekmeği ve yağlı çöreği de meşhurdur.

Sanayinin beğenilenlerinden, gemi yapan marangozları, hane marangozları, tüccarları, dalgıçları, Ferhad gibi dağ delicileri, mermerci taş ustaları, balık ve kuş avcıları, gemicileri ve her çeşit esnafın beğenilenleri bu şehre mahsustur. Bu diyarda hâsıl olan hoş ipek çeşitleri Bursa'da, Acem Lahican'ında ve Mora Adası Kalamata'sında olmak ihtimali yoktur. Burada işlenen Sakız atlası, kemhâsı, Sakız kesesi ve renk renk değerli kumaşları Halep, Şam ve Mardin'de yoktur. Bütün halkı zevk ehlidir. İçip eğlenmeye düşkün, sanat erbabı, garip dostu ve yumuşak huylu adamlardır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗