Sayda
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Sayda
Bu Sayda Kalesi Akdeniz kıyısında bir küfegili kaya üzere dörtgen kuzeyinden kıbleye uzunlamasına eski yapı bir kaledir. Dört köşe büyüklüğü 3.700 adımdır ve hendeksizdir.
4 kapısı vardır. Kıble tarafına Hayme Kapısı. İki yanı doğuya açıktır. Biri deniz kıyısında iç kaleye gider, kuzeye bakan bir küçük kapıdır.
Bundan iç kaleye varınca derya üzerinde 500 adım şeddadi yapı köprü ile iç kaleye varılır, 11 göz taş köprüdür. İç kale deniz içinde sanki bir adada yapılmış sağlam bir kaledir.
Çevresi 500 adım küçük kaledir. Ama cebehanesi ve balyemez topları kirpi gibi limana bakmaktadır.
Dizdarı ve 200 adet hisar eri vardır. Hüküm sahibi ağalıktır, nice bin pare gemilerin her birinden beşer guruş liman hakkı alır. Hatta hakir (—) tarihinde IV. Mehmed Han tahta çıktığında [1648] Murtaza Paşa fermanıyla bu Sayda Kalesi kullarını yoklamaya gelip bin esedî guruş aldım. İyi dizdarlıktır. Daima kalenin kıbleye bakan demir kapısı önündeki Lonca köşkünde dizdar oturup top menzilinden uzak gitse azlederler, sanki hapistir. Gece gündüz beş vaktini kale kapısı önündeki mescitte kılıp o köşkte oturur.
Bu kale içinde Selim Han Camii ile dizdar, kethüda, imam, müezzin ve nefer haneleri ve 2 buğday ambarından başka bir yapı yoktur. Bir uzun ibretlik hurma ağacı var ki bu ada içinde göklere uzamıştır. Hakir Bağdad, Basra, Lahsa ve Aden'de öyle iri ve yüksek hurma ağacı görmedim. Vilâyetin yaşlıları bu hurma için bin yaşındadır, dediler. Alâmeti odur ki salkımı az olduğu mahalle yakın kıble tarafına eğildiğinde o ağaç bin sene yaşamıştır, diye anlattılar. "Allah'tan başka kimse gaybı bilmez." [Kur'ân, Nemi, 65]
Bu Sayda Limanı, bu iç kale önünden batıdan doğu tarafında şehir ucuna kadar boyu 2 bin büyük bir limandır. Kefere elinde iken gayet mamur ve şenlikli liman imiş, hâlâ bazı yerleri mamurdur. Çoğu haraptır, ama yine iyi demir tutar yapma limandır ki insan becerisi değildir. Deniz içinde Yecüc Şeddi gibi şeddadi yapılar inşa etmişler ki insan hayran olur. İç kaleden tarafa derya içre kapı imiş, tüm gemiler oradan girer.
Tanrı'nın hikmeti bu limanın kuzeyinde deniz içinde kudret eliyle uzun uzun kayalar dizilmiştir. Akdeniz coşup kabardığında deniz dalgaları bu kayalara vurup dalgaları keser. Bu kayalar içinde büyük mağaralar var ki ibretliktir. Bu kayalar ile kale arası da bir büyük limandır. Büyük barçalar, kadırga ve kalyonlar bu mahalde demir atıp yatarlar. Kısacası Akdeniz iskelelerinde böyle bir büyük liman yoktur. Açık derya altı yerde böyle bir liman olmuştur, ama temizliğe muhtaçtır.
Bu limanın kıblesi tarafındaki Sayda şehri varoşu kalesi içinde 3 mahalle ve 1.200 toprak ve kireç ile örtülü saraylar ve diğer evler vardır. Bu şehirde asla ahşap bina yoktur, hepsi kârgir toloz yapılardır.
Ve tamamı (—) mihraptır, 6 adedi cumadır, geri mescitlerdir. Bunlardan kalabalık cemaate malik çarşı içinde Yeni Cami kapısı üzere tarihi:
Bismillâhirrahmânirrahîm, înşâ'u hâze'l-Camul-mübâreki elabdü'l-hakîr Ali bin Mehmed el-Ferrâg. Sene 1001
Bir yüksek ve aydınlık bir camidir.
Camiü'l-bahr [Deniz Camii], Bunun dahi cemaati çoktur, zira deniz kıyısında ve çarşıda insanların toplandığı yerde bulunduğundan namaz kılan insanlar toplanırlar. Avlusu yoktur, zira dar yerde yapılmıştır. Kule gibi bir minaresi vardır. Ama imamı asla maaş kabul etmeyip her şeyden masum ve Kelâmullah Hâfızı Şeyh Nasır Efendi'dir. Büyük evliyâdan olduğuna şüphe yoktur. Halktan uzakta bir kimsedir. Hamd olsun mübarek elini öpüp hayır dualarını aldık.
Kethüda Camii avlusunda 10'a 10 bir Şafiî havuzu var.
Kutayşoğlu Camii eski yapı büyük bir camidir.
Camiü's-sûk [Çarşı Camii]. Cemaati çoktur.
Hazret-i Ömer Camii, kendilerinin imam olduğu nur dolu bir camidir ki dua kabul olunan mahaldir, sanki Mısır'da Cami-i Ezher'dir. Aras Kapısı'nın dışında kapı önünde,
Berranî Camii, bir küçük camidir. Bu camilerden başkası mescitlerdir.
7 medrese ve dârülkurra, 2 dârülhadis ve 7 sıbyan mektebi vardır:
3 hamamı var, biri Emir Hamamı, biri Çarşı Hamamı, suyu ve havası hoştur ve biri Şeyh Hamamı.
4 hanı var ki her biri kale gibi hanlardır. Evvelâ Pirinç Hanı, Küçük Han ve iskele başında Frenk Hanı, yedi kralın konsolosları bu handa kalırlar, kale gibi sağlam bir handır. İçinde 300 adet kat kat odalar vardır
Dışarıda, duvarın dört tarafı dükkândır. Bu şehir içinde toplam 400 adet dükkân vardır. Bütün değerli eşyalar mevcuttur. Ama bedesteni yoktur. Bütün sokakları geniştir ve iki tarafı yaya kaldırımıdır, tertemiz yolları vardır.
Halkı da pâk mezhep, pâk inançlı fakirleri sever ve gariplerin dostudurlar, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezhepli ve tevhid ehlidirler. Ancak paşalı olanlar Numan ibn Sâbit mezhebindendir. Tefsirci, hadisçi ve Kur'ân hafızı hesapsızdır. Dört mezhepten müftüsü, nakibüleşrafı ve ayanı vardır.
Halkı genellikle tüccar ve denizcidirler. Bütün halkı alaca cübbe ve kereke giyip başlarına beyaz sarık sararlar.
Kadınları gümüş ve saf altından arakıyeler giyip üzerlerine beyaz çarşaf bürünüp ayaklarına kadife çakşır giyip sarı çizme ile gezerler. Seçkini, halkı ve kadını erkeği gözlerine Arap sürmesi çekerler.
Bu şehrin havası ağırdır. Temmuz'da hurma pişiminde Allah saklasın insan başından pişer. Onun için halkının yüz renkleri kırmızı olmayıp sarı olduklarından mahbûb ve mahbûbesi övülmüş değildir. Ama halkı gayet rençperdirler, hâkimlerine itaatkârdırlar.
Gerçekten bu şehrin suyu âbıhayat olmasa havasının kötülüğünden insanları helâk olurlardı. Bu şehrin batı tarafından akan nehre Kumil Nehri, yani Kehle Suyu derler. Kıble tarafından akan nehre Bergus Nehri, yani Pire Suyu derler. Onun için halkı pire ve kehleden âciz ve bizarlardır. Bu nehirler tılsım ile akmıştır. Acayip hikâyesi vardır.
Bu şehrin yiyecek, içecek ve ürettiklerinden, hurması, limon ve turuncu, şeker kamışı, zeytin, incir, nar, cümmeyz ve muzu olur.
Bütün kadınlarının kârları ipek böceği beslerler, zira iyi mahsulleri dut ve pamuktur. Gayet verimli ve bolluk liman şehirdir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗