Sebeşvaroş (Sebeș)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Sebeşvaroş (Sebeș)
Saz Macarı dilince (—) (—) demektir. Yapıcısı Betlen Gabor'dur. Yakın zamanda yapıldığından konuyu bilir koca patrik yaşlı papaz ve genç Hıristiyanlar vardır. Bu da Erdel krallarına tabidir, ancak Saz Macarı hükmündedir.
Kalesi bir sahrada bir tarafı batak, çatak, şatakda dörtgen şekilli yalın kat alçak duvarlı büyük bir kaledir. Bazı duvarları taş ve nice yerleri tuğladır. Sibin Kalesinden büyüktür/ama içinde adam azdır ve gayet müflis ve fakir kefereleri vardır.
Tamamı 6.000 adet saz ve kamış örtülü evleri ve 5 adet manastırları çanlıklarıyla belli idi. Tabyaları yok, cebehane ve topları az olduğundan seraskere 10 adet şahî topları atıp, yani "Safâ geldin" dedi. Hendeği alçak ve içinde sazlık, kamışlık bitmiş bataklıkdır.
Şehir içinde henüz dükkânları ve evlerini imar etmeye çalışırlardı. Zira 8 ay evvel askerlerimiz Tise sahillerine giderken bu kale kefereleri kalelerinin ne kadar dayanıklı olduğunu [31a] bilmeyip itaat etmediklerinden askerin çetecileri gelip bir gece kaleyi dövüp askerlerimiz kaleye dolup içinden 1.000 adet esirler alıp kale için ateşe yakmışlar, ganimet mallarıyla sağ selâmet gitmişler.
Allah'a hamd olsun kral nasb olalıdan beri hep birlikte itaat edeceklerini bilip şehri imar etmişler. Bunlar da tüm birovları ve kaptanlarıyla gelip 70 kese mal getirip kaptanını haps etti. Kral kendi divanında bu kaptanın birovlarıyla boyunlarını vurup nice kâfirlerini kırıp başka birov ve başka kaptan nasb edip 100 keselerini aldı.
Bu nahiyeler daha önce yakılmıştı, zahire bulmak şiddetli kışta zor olduğundan "Bu mahalde Tatar askeri bu kadar bin esiriyle ordunun kıtlığına sebep olmasın" diye Yalı Ağası Şah Polat Ağa'ya bir samur kürk, üç küheylân at ve nice hediyelerle Tatar Han nâmeleri verilip yalı ağasına izin verildi.
Şah Polat Ağa bu hakire bir seçkin Tot gulâmı ve 2 Nemse kızı verdi. Bütün Tatar askeri Akkirman diyarına yollanıp Demirkapı tarafına gittiler. Allah yollarını açık ede.
Bu mahallerde kış yakın gelip büyük soğuklar olduğundan ve yanıp yakılmış yerler olduğundan kesinlikle içecek ve yiyecek kısmından bir buğday tanesi, bir demet arpa ve başka meta bulunmayıp büyük kıtlıklar ve kışlar oldu. Hatta 10 dirhem ekmek 1 akçeye, bir yem 1 guruşa, bir okka beksumat 1 altına, bir kıyye kahve 1.000 akçeye ve bir okka tütün 10 guruşa çıkdı. Zira İslâm ordusunda 200.000 esir, 100.000 İslâm askeri ve 100.000 kadar kâfir var. Gerçekden kıtlık ve yokluk olup askerin gözü büyüdü, bir gün evvel ileri gitmeye asker yürüdü, ama izin verilmedi.
Hemen tedbirli Âsaf-ı Berhayâ bu mahalde kral askerinin ne kadar bin araba zahireleri var ise hepsini İslâm ordusuna arabalarıyla dağıtıp burada krala izin verilip eğnine bir samur kürk giydirilip baki kalan 1.000 kese malı ilkbaharda kral göndermeyi üstlendikten sonra kral cümle tüm vezirlerle vedalaşıp geriye döndü.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗