Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiŞellalat Boğazı
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Şellalat Boğazı

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Şellalat Boğazı

Bu Şellal boğazlarını Kolombo Kalesi'nden beri 3 merhale yer temaşa etmedeyiz. Ancak bu büyük şellaldir ki Şellal'ın sonudur, Rum, Arap ve Acem'de meşhurdur. Birinci Şellal'de bir hayli özellikleri yazılmıştır. Bu mahalde de Nil'in iki yanı göklere karışmış boz kayalardır. Şahin, zağanos, kartal ve ukab yuvaları vardır. Gayet korkunç ve heybetli dağlardır.

Bu mahalde gemiler şimşek gibi Nil ile dağlardan uçar. Urban gemicilerinden başka bir adam buna cesaret edemeyip bütün tüccar dışarı çıkıp boğazı geçinceye kadar karadan giderler. Bu mahallin kayaları birbirine yakın dar boğazdır ki bir güçlü yiğit el kayası atsa taş bir taraftan bir tarafa yetişir, ta bu mertebe dar boğazdır.

Nil dalgalarından ve sesinin yüksekliğinden insanın kulağı sağır olur. Nil'in devamlı hiddetle akmasından dolayı bu malıalde sanki havadan daima yağmur yağıp insanı ıslatır.

Bu mahalde Nil ne zaman alçak aksa Nil içinde hamam kubbesi gibi taşlar ortaya çıkar. Bir çabuk adamın kayalardan kayalara sıçrayarak karşı tarafa geçmesi mümkündür.

Eski zamanda bu dar boğaz kapalı iken mübarek Nil'in 2 fırkası biri Habeş iklimine, biri Alevi vilayeti içinden Habeş Sevakini'nde Kızıldeniz'e karışırmış, yerleri hala bellidir. Tufan'dan sonra (---) (---) Seyf-i Zülyezen hendesede ve başka ilimlerde söz sahibi idi, kahinlerinden Safvayim ve Mihrayim adlı kahinler ile irtifa alıp onların görüşüyle bu dağları dağcılara kestirmiştir. Hala Nil'in Mısır'a akmasına sebep Seyf-i Zülyezen'dir. Ferhadi kazma ve külünk izleri hala bellidir.

Sonra Nil'in akması sebebiyle Mısır arazisi mamur oldu, Habeş ve Mağrip ülkeleri harap çöl oldu. Bütün tarihçiler bu görüşü yazmışlardır. Hakir birkaç yerde Nil'in eski zamanlarda aktığı büyük çukurları görmüşüz. Ve eski zamanda Şellal'in bu İsvan tarafı o kadar marnur imiş ki büyük cennet bahçeleri İsvan ile komşu imiş. Hala bunda da nice kere yüz bin imaret alametleri vardır. Firavun, kahin ve sihirbazlarına Hazret-i Musa bedduası sebebiyle '10'nun zatından başka her şey helak olucudur." [Kur'an, Kasas, 88] ayeti hükmüne tabi olup harap olmuştur. Hala 200 mamur hanesi harabeler içinde bulunmaktadır. İki büyük cami kalıntıları vardır. Yine cemaatsiz değildir, ancak diğer camiler gibi mamur ve süslü değildir. Biri Deyr-i Seyf-i Zülyezen Camii'dir, biri Hazret-i Ömer Camii'dir. Ondan başka imaret, han, hamam ve çarşı pazar yoktur.

Bu mahalde Nil'in gürültüsü şiddetinden yerleşmek de mümkün değildir. İnsan birbirinin sözlerini işitmek için vezir alay çavuşları gibi bağırmak zorundadır. Hele hakir şiddetli sıcakta biraz dinlenince sersem olduk. Buna göre buranın harap olmasına sebep yine bu Nil'in şimşek gürlemesinden burada oturanlar rahat edememişler ve devamlı yağmur gibi çiy inmesinden halı ve esvapları çürüdüğünden vatanlarını terk edip harap oldu derler.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗