Serirüllan (Khunzakh)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Serirüllan (Khunzakh)
Buradan kalkıp yine dağlık ve ağaçlıklar içinde bir harap kale geçerek (---) saatte büyük Avar ülkesine girdik. Bu da Dağıstan padişahının has ülkesidir. Üç gün bu büyük ülkede yetmiş pare şenlikli han ve camili kentleri seyr ederek, Eski zamanda kalesi Nuşirevan oğlu Hürmüz-i Tacdar yapısıdır. Bu şehre nice krallar sahip olabilmek için savaşlar ve cenkler etmişlerdir. Sonunda Dağıstan şahı elinden Acem Şahı Kör Hudabende istila etmiştir. Bir daha Dağıstan, Gürcistan ve Osmanlılar tamah edip işgal ettiklerinde sığınmasınlar diye kalesini yıkmışlardır. Hala şehri Acem elinde Ereş Kalesi hakimi hükmünde Elburz Dağı eteğindedir. Eski zamanda Dağıstan padişahının eski taht merkezi bu büyük şehir idi.
Tevarih-i Dağıstan'da bu şehri ilk defa Hazret-i Süleyman, Belkıs Hatun ile ve yer götürmez ins ü cin ve bütün emrine boyun eğmiş olan yaratıklar ile Elburz Dağı'nı seyretmeye geldiğinde havada uçan tahtını bu şehirde kor. Ondan sonra Elburz Dağı'nı seyredip bu şehri imar eder. Tahtı (seriri) burada kalmadığından Serirüllan şehri diye isimlendirilmiştir. Yani serir; Hz. Süleyman tahtıdır. Lan, Farsça'da yuva demektir, bir lügatte serir; seyran edici (gezici) demektir. Yani "Gezici yuva" şehri demek ola. Bundan dolayı Serirüllan şehri derler.
Hala havadar bir tepe üzerinde Acem hıyabanı bir mesire yeridir, Hz. Süleyman'ın tahtı yeridir, derler, doğrudur. Babülebvab, Şamahı ve Niyazabad şehirlerinin ortasında kurulmuş eski bir şehirdir. Lakin üç serhad arasında kaldığından o kadar bakımlı ve şenlikli değildir.
Ve havası soğukça olduğundan bağı ve bahçesi azdır. Tamamı üç bin temiz toprak ile örtülü haneleri vardır. Camileri vardır, ancak Acem elinde olduğundan cemaatten yoksun camilerdir. Yedi hamamı, on bir kervansarayı ve yetmiş adet çarşı pazar dükkanları vardır. Bir gece konuk olduğumuzdan o kadar gezip dolaşamadık. Ama yine hanlıktır ve kadılıktır.
Kelenteri, münşisisi, darogası, bin kadar nökeri, dizçökeni ve şah çöreği yiyip şahın kullarıdırlar, ancak Sünni adamları çoktur. Hepsinin işleri güçleri ve kazançları pembe (pamuk) bezi dokumaktır. Ama suyu ve havasının tatlılığından Serirüllan güzeli gayet beğenilir.
Bütün pamuk tarlalarını ve tarhlı düzenli bostanlarını sulayacak hayat suları batı tarafında Elburz Dağı'ndan doğup akarak Kür Nehri'ne katılır, abıhayattan nişan verir, nice yüz su değirmenleri vardır. [318b]
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗