Şeyh Nusret Tekkesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Şeyh Nusret Tekkesi
Hacı Bektaş ile Horasan diyarından gelmiş, atamız Hoca Ahmed Yesevi müritlerinden Horasan erenlerindendir. Zile Ovası'nda bakımlı ve şenlikli, imaret, mescit ve misafirhaneli büyük bir tekkedir. Yalın ayak başı kabak yetmiş adet fukaraları vardır. Bu bölgenin halkı aziz Şeyh Nusret'e çok inanırlar. Hatta tekkesinin önünde bir büyük eski dut ağacı vardır, bir tarafı çürümüştür. O çürükten bir kıymık koparıp ateşli sıtmaya ve nöbete yakalanan insanlara tütsü etseler Allah'ın emriyle şifa bulur, gayet denenmiştir.
Tanrı'nın hikmeti bu güzel ağacın çürüğünü cihan halkı 400 yıldan beri alırlar. Öyle nice kere yüz bin ağaç kalmazdı, ama herkes birer kıymık koparıp ilaç eder, ama Allah'ın emriyle o çürük yeri kaybolup eskisi gibi durur. Hakir de öyle gördüm ve ufak bir parçasını teberrüken alıp sakladık. Bu değerli ağacın bir tarafı öyle lezzetli ve sulu dut verir ki sanki misk kokusu kokulanır.
Dervişler, Zile şehrinin ileri gelenlerine bu duttan hediye götürüp bağış alırlar ve bu şecere-i mu'teberenin bir tarafı eyle leziz ve abdar (sulu) dud verir kim guya misk rahiyası şemm olunur.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗