Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiSibin (Sibiu)
BALKANLAR & KAFKASYA

Sibin (Sibiu)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Sibin (Sibiu)

Saz Macarı dilinde Sibin (—) (—) demektir. Yapıcısı (—) (—). Bu da Erdel kralları hükmündedir, ama Saz Macarlarının irşekleri ve baş kaptanları taht merkezidir ki burada darbhanelerinde kâğıt yırtan adlı bir tür dökme talar guruş kesilir, Saz Macarı payitahtıdır.

Kalesinin şekli: (—) Nehri kenarının yer yer batağı içinde (—) şeklinde 74 kuleli bir sağlam ve dayanıklı İskender Seddi gibi bir hisar, tahkim edilmiş Kahkaha Kalesi gibi şeddadi yapı bir güzel kaledir. Tamamı 11 adet tuğla yapı büyük tabyaları var ki her birinde kırkar ellişer adet balyemez, kolumburna, pranka, şayka ve havan topları var ve her tabyaları o kadar geniştir ki her birinde biner kefere ceng etse yerim dar demezler. 6.000 askere ve 60.000 adama malik büyük bir kaledir.

5 adet kapısı var. Batı tarafındaki kapı semtinde bu kale bayırlı yere gelmekle o taraf iki kat kale duvarı ve iki kat hendektir ve büyük balyemez topları tüm bu tarafa dönüktür. Zira bu kalenin korkusu tamamen bu taraftandır, gayri yerden korkusu çekinmesi yoktur. Ve bu taraftan başka yerde hendeği yoktur. Doğu tarafı, kıblesi ve kuzey tarafları tamamen yapma bataklıktır, çukur çukur ve havur havur cumbul batakları çoktur. Ama geniş ve derin batak değildir, bir ucundan diğer ucuna kurşun yetişir. Hatta bir bataklığın arasında ara ara küçük lahana ve kabak bostancıkları vardır. Yani Osmanoğlu bu kaleyi kuşatsa bir günde bu bataklığı cadde etmesi kolay iştir. Ancak bu hâl ile hâlâ bu batak tarafından bir şekilde metrise girilmek mümkün değildir.

Kuzey tarafında bir kapısı üzerinde iri cinlerin resimlerini yapmışlar ki görenin aklı gider. Macar dilinde bu kapıya fma (...) derler, yani ecinne kapısı demektir ki özge temâşâ kapıdır. Bu hakir yaya olup bu kaleyi tam bir buçuk saatte fırdolayı dolaşıp seyrettim.

Ertesi gün Serdar Ali [29b] Paşa'nın vekilharcıyla kaleye girip sağı solu gezip dolaştım. Aklım perişan olup seyrinde âciz olup şaşırıp kaldım.

Gümüş deynekli 10 adet birov hâkimleri var, onlardan sordum. Bu büyük şehir tam 70 adet papazlıktır, yani 70 mahalledir, tamamı 70 adet kiliselerdir ve 17 adet manastırlardır ki her biri sağlam hisarlara denk kiliselerdir. Her birinde kırkar ve ellişer bıtrik ve kıssisleri var ve her birinin yedişer sekizer kat göklere doğru uzanmış çanlık kuleleri var ki çanlarının sesleri birer merhale yerde duyulur. Her kulenin tepesinde adam boyu altın yaldızlı haçları var ve her kilisenin damları ve çatılarını sarı, yeşil, kırmızı ve mavi çini kiremitler ile bir çeşit düzgün kiremitler örtmüşler ki sanki büyü etmişler.

Bütün sokakları satranç nakşı tarh olunmuş baştan başa kaldırım döşelidir. Her köşede çeşit çeşit acayip ve garip şekillerle yapılmış tılsımlar var. Hatta bir tılsım, cin kapısının yanına yakın bir küçük kale kapısı daha var, bu kapıdan taşra bir adım uzak bir küçük kubbe altında bilâ-teşbıh Hazret-i İsa'yı bir haça gerip ellerinden ve ayaklarından gümüş çiviler ile haça mıhlamışlar. Bir garip ve acayip taştan oyup îsa vücudunu heykel gibi yapmışlar, yani kâğıtta çizilmiş gibi değildir, hemen insanoğlu kalıbı gibi bir timsaldir ki boyu hâlâ insan boyunun üç katı kadar vardır. Nakış ustası, heykeltıraş buna bir keser vurup öyle bir mermer oyuculuk sanatını icra etmiş ki sanki haça mıhladıkları yarasından bir ağlar çehresi göstermiş ki sanki bir büyüdür. Ve bir boynu bükük ve bir eğri bakış gösterip sanki nergis gözlerinden sicim sicim yaş damlaları akar gibi göstermiş. Tılsımlı sanat budur ki bu îsa sureti eski zamanlarda konuşup herkese nasıl olup olacağını ve sonunda nasıl öleceğini söyleyip gözünden yaşlar akıp ellerinden ve ayaklarından, çivi yarası yerlerinden kanlar akarmış.

Hâlâ tılsımı muattal olup bu yazılan belirtilerden ancak çarmıha gerilmiş bir İsa heykeli kalmış, ama mısra:
Görenin aklı gider, özge temaşadır bu
mısraı üzre gören maarif erbâbı bilir ki bir büyüleyici bir sanattır.

Bu Sibin şehrinde nice bin garip ve acayip eserler ile yapılmış sanatlı pencere ve şahnişinli saraylar var ki her biri biner çeşit üstadca tasarr

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗