Sigetvar (Zigetvar)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Sigetvar (Zigetvar)
974 tarihinde bizzat Süleyman Han feth ederken vefat edip 2 günden sonra bu kaleyi Süleyman Han'ın ölüsü feth etmişti. Vekili Sokollu Mehmed Paşa yazımı üzere Budin Eyaleti'nde sancakbeyi tahtı iken daha sonra (—) tarihinde Sultan (—) zamanında Kanije Kalesi feth olup eyalet yazılınca bu Sigetvar Sancağı hâlâ Kanije Eyaleti'nde başka sancakbeyi tahtıdır.
Padişah tarafından beyinin hâssı 516.230 akçedir, 600 timardır ve 10 adet zeamettir. Hâlâ alaybeyi, çeribaşı ve yüzbaşısı vardır. Savaş sırasında beyinin askeriyle toplam 3.600 adet askere malikdir. Ve şer'î hâkimi 300 akçe payesiyle şerif kazadır. Şeyhülislâmı, nakibüleşrafı ve ayanı vardır.
Ve 3 oda kapukulu yeniçeri ağası, Budin kulu serdarı, sipah kethüdayeri, 100'er oda topçu ve cebeci ağaları, muhtesib ağası, haraç ağası, bâcdârı, mimar ağası, şehir kethüdası, kale dizdarı ve toplam 3 adet kalede 356 adet kale neferlerinden hepsi 24 ağalıktır. Ve savaş sırasında 10.000 adet savaşçı ve yiğit askere maliktir. Defalarca 7 hersek askerini bozup sındırmış amansız askerdir.
Sigetvar'ın büyük dış varoşu: (—) tarihinde Sührâb Mehmed Paşa Kanije valisi iken bu dış varoşun çevresine bir sarp hisar, dolma ve rıhtım palanka kale yapıp derin bir hendek kazıp toprağını kale duvarı palankası içine doldurmuştur. Duvar üzerinde atlılar gezer, tâ bu derece geniş palanka duvar olup her bir direkleri meşe ve pelit ağaçlarıdır ki abanosa dönmüş 7 yerde tabyaları, dirsekleri ve birkaç topları vardır.
Bu varoşun [176a] Peçoy Kapısı'ndan tâ Kopan Kapısı'na kadar fırdolayı çevresi 4.000 adım kuşatıp duvarının kalınlığı 10 adımdır ve boyu 20 arşın olup fırdolayı çevresi çok derin hendektir ki Reyke Nehri'nden gelir. Reyke Nehri de Kopan Kalesi dağlarından gelir, bataklı, çataklı ve domuz yataklı bataklıktır.
Bu varoşun 2 kapısı var. Doğu tarafa Peçoy Kapısı, batı tarafa Kopan Kapısı; sağlam ve dayanıklı ağaç kapıları önlerinde hendek üzerinde ağaç köprüleri var, kapıları korur uzun şahî topları var.
Bu taşra varoş içinde bağlı, bahçeli ve geniş avlulu çoğu kırmızı kiremit örtülü, nice yüzü şindire tahta örtülü ve tahta avlulu tek ve iki katlı tamamen tahtadan yapılmış evlerdir ki tamamı 1.200 adet mükellef güzel hanelerdir. Sührâb Mehmed Paşa bu varoşu palanka ile kuşatalı günden güne imar olmada, bir büyük varoş olmadadır, ama bu taşra varoşta çarşı pazar yoktur.
Kefere Sırp reayası çok olduğundan mükellef camileri ve başka hayrat yapıları yoktur. Bunlardan İbrişimzâde hanesi ve Çüvü Zaim hanesi mamurdur.
Sigetvar orta varoşu: Bu da bir yeşil ovada Reyke Nehri batağı içinde dörtgen şekilden uzunlamasına kurulmuş olup tam 1.500 germe adımdır. Dışarıdaki varoşa bitişik olup kıbleye doğru uzunlamasına iki sıra olarak dizilmiştir, zira iki yanları anılan batak ve çatak bataklıktır ki uzunluğu 500 adım duvardır. Peçoy Kapısı duvarı ve iç kaleye gidecek kapı duvarı 250'şer adımdır. Bu hesapça bu orta kalenin fırdolayı büyüklüğü 1.500 adımdır, diye yukarıda da yazılmıştır. Duvarının kalınlığı 50'şer ayak enli rıhtım, çim dolma, sağlam set palanka duvardır. Duvarın boyu 20'şer arşın uzunluğunda meşe direklerinden yapılmış sağlam palanka surdur.
Bu orta hisarın 4 adet sağlam ve dayanıklı kapıları vardır. Evvelâ doğu tarafa açılır Peçoy Kapısı, gayet sağlam demir kapı olup bu kapının kemeri üzerinde bir ibretlik saat kulesi düzgün çalışır bir saattir. Bu kapıdan tâ Bobofça Kapısina kadar 200 germe adımdır. Gayet geniş anayolun iki tarafında 300 adet ağaç dükkânlar vardır. Sonra, Şıklofça Kapısindan tâ iç kale köprüsünün kapısına kadar 500 germe adımdır.
Bu orta hisarın caddelerini, Boynueğri Mehmed Paşa Kanije valisi iken tahta döşeyip pâk sokaklar olmuş. Eğer tahta döşenmese kış günlerinde çamurdan bu şehir içinde gezilmezdi, zira alçak bataklı zemindir.
Bu tahta döşeli çarşı içinde Ali Paşa Camii var ve bir çeşmesi var, mahkeme de bu çeşmenin yakınındadır.
Bu orta hisar içinde 470 adet tek ve iki katlı ağaç yapı, nicesi kiremitli ve bazısı şindire tahta örtülü bahçesiz daracık evler vardır. Zira bu orta hisar küçük olduğundan evleri dardır, halkı berhordardır.
Ve hepsi 1 mahalle, 5 mihrap ve 2 medresedir. Ve 3 adet sıbyan mektebi, 1 küçük hamamı, bir hanı ve 2 adet derviş tekkesi vardır.
............... (1 satır boş)...................
İskender Şeddi, Sigetvar'ın sağlam İç Kalesi Sigetvar demek hemen bu iç kaleden ibarettir ki meliklerin hasret çektiği, kralların taht merkezi amansız bir kaledir ki nice yüz krallar gelip beşer altışar ay kuşatırlar, kış günleri gelip kale altı cumbul çamur deryası olur, onlar da hüsrana uğrayıp uğursuz evlerine giderlerdi.
Ama Süleyman Han kale alan, zaman padişahı olup bu hisarı kuşatıp döve döve feth olunmadığı gönül yarası olmuş, bu yüzden ağrıları şiddetlenip ölüm sebebi bu sağlam kale olmuştur. Allah'a hamd olsun her ne hâl ise İslâm eline girmiştir. Bu iç hisar orta kalenin batı tarafında bir bataklık içinde, bir kaleye ve bir yapıya ilişiği yok başka bir Yecuc Şeddi kaledir. Orta hisara (iç kale) bataklık üzerinde 200 adım uzunluğundaki bir ağaç köprüden gidilir. Bu köprü iki başından ve ortasından zemberekler ile yapılmış asma köprüdür ki her gece bekçiler bu köprüyü makaralar ile kaldırıp bu iç kale bir ada gibi kalır.
Bu köprünün sağında [176b] iç kale kapısı var ki bu kadar zamandan beri seyahatimizde bu şekilde hile ve şeytanlıklı yapılmış bir kale kapısı görmedim. Gerçekten de bu kaleye denk yüksek kale yoktur ki nice yüz bin atalar, babalar ve analar ağlatmıştır. Osmanoğlu'nun bu kalede 40.000 yiğidi şehit olmuştur, zira bir ovada ve havalesiz bir batak denizi içinde bulunan bir amansız kaledir, ama dörtgen şekilli bir küçük hisardır. Tüm kralların gözlerine diken olup daha önce gözlerinin bebeği idi. Fırdolayı büyüklüğü tam 1.000 adımdır. Göl içinde ada gibi korkusuz bir surdur.
Her sene Kanije valileri bu kale altına gelip bu kale gölünü temizledikçe adam kellesi, top güllesi, kılıç, tüfeng, başka türden silâhlar ve nice çeşit eşyalar çıkar.
Bu Hırvatistan Kahkaha Kalesi dört köşe büyük direk gibi şeddadi tuğla yapı 4 adet büyük tabyaları var ki her birinde 1.000'er adam ceng etse yerim dar demez. Ve her birinde 10'ar adet balyemez topları var ki sanki her biri birer siper ardında yedi başlı ejder pusuda durup her biri göl içindeki sazlıkta ve karşı tavla kenarlarındaki ovalarda kuş kondurmaz balyemezler ve kâfire aman vermezler uzun toplardır. Bu topların üstünde birer kat da 10 adet kolumburna toplarının her birisi çim ve rıhtım toprak dolma siperlerin artlarında tüm mühimmatlarıyla hazır, üstleri tamamen tahta örtülü hazır ağızlı toplardır. Her topun hizmetçileri yaz ve kış yanlarında yatarlar, zira gayet serhat yerdedir.
Bu iç kalenin kıbleye bakar bir kapısı var, ama 3 kat Metîn ve Kavî ismine mazhar olmuş demir kapılardır. Sağlam olsun için alçak ve küçük kapılardır ki her birinin arasında nice bin hile ve şeytanlık bulunan hazır kapılardır.
Her kapı arasında silâhlar, yat u yarağ döşenip durur. Tüm bekçiler, kapıcılar, gözcüler ve mustahfızlar bu mahallerde oyun ve eğlenceye dalıp nöbet beklerler.
Bu kapı dışındaki tabya duvarının yüzünde yol üzere adam boyundaki duvarda dört köşe beyaz mermer üzere celî hat ile bu tarih yazılmıştır:
İki kule yapdı avn-i şâh ile,
Mustafa Paşa bi-avn-i Kirdkâr:
Külteler Elburz'a mânend oldular,
Her biri hısn-ı hasîn-i üstüvâr.
Kul oda olsa Sigetvar 'a ne tan,
Olmadı mı her birisi bir hisar.
Ey Velî savt ile dedim târihin:
Dâ'imâ olsun cihanda ber-karâr.
Sene 981.
Bu dört kulenin araları adam gövdesi kadar kalın 40'ar arşın yükseklikte göklere baş uzatmış pelit ve meşe ağaçlarından dolma rıhtım Nemrud Şeddi gibi palanka duvardır ki üzerinde at binicileri cirit oynasalar mümkündür. Tâ bu kadar geniş ve enli iç kale duvarıdır ki eni 50'şer adım kalınlıktadır.
Bu kale kapısının iç yüzünde iki büyük kule arasında kaleye, tabyalara ve şehre yönelik Çengîzâde Ali Paşa Tabyası, sanki bir Demâvend Dağı gibi bir İskender Seddi'dir ki hâlâ bu kalenin gözcüsüdür. Göklere çıkmış bir dağ parçası bir tabya inşa etmiş ki bir kalede benzeri yoktur. Tüm çevresinde birbirinden uzun balyemez topları, başka darbuzanları, kolumburna ve havan topları mazgal deliklerinde ve sepet siperler ardında kat kat kirpi tüyü gibi bezenmiş büyük balyemez topları var.
Bu Çengîzâde Tabyasının en tepesinde her tarafı gören bir yüksek köşkü var, şehir ayanları ve tüm maarif erbabı dostları orada toplanırlar, kale neferatları gece gündüz bu tabya üzerinde nöbet ile bekleyip etraftan gelen düşmanları gözetirler bir irfan meclisi cihannüma yüksek bir tabyadır.
Bu kalenin tüm cebehanesi ve hâzinesi bu Çengîzâde'nin cihannüma karakolhane olan tabyası altında olup kapısı iç kalededir. Süleyman Han Camii ve Kral Kuyusu âbıhayat sudur ki bu iç kalededir.
Ve tamamı 20 adet şindire tahta örtülü tek katlı evlerdir, iki katlıları yoktur. Bunlardan Zirinoğlu evi mükelleftir, hâlâ dizdar oturur. Buğday ambarı da bu iç kalededir, vesselâm.
Bu Sigetvar'ın taşra varoşunda, orta hisarında ve iç kalesinde toplam 270 adet küçük büyük toplar vardır, Allah saklaya. Bu 3 adet hisarda 10 adet Müslüman mahallesi vardır. Taşra varoşta 5 kefere mahallesi vardır. Ve tamamı 2.050 adet kiremitli tahta örtülü hanelerdir, diye mahkemede kadı efendi sicillâttan çıkarıp haber verdi.
…
Sonra Çeribaşı Memi Ağa Camii, mamur ve süslü mabetgâhtır. Hacı Hüseyin Ağa Camii (—) (—) (—). Bunlar meşhur camilerdir. 6 adet de mahalle mescitleri vardır.
Yukarıda yazılan varoşlarda mahalleriyle hamam, medrese, dükkân ve diğer imaretleri yazılıdır.
Suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbûb güneş parçasıoğlanları olur.
Bağı ve bahçesi hesapsızdır. Beyaz kirazı, eriği ve elması beğenilir. Ve mahbûbe kızları aktır ve yüz renkleri tamamen berraktır, kalelerinin koruyucusu Allahu Rezzâk'tır, tüm halkı Boşnaktır. Ancak Macarca ve Hırvatça'yı iyi bilirler, zira gece gündüz Zirinoğlu vilâyetlerine çeteye ve poturaya gidip gaza ederler. Ayağı bukağı demirli esirlikten kurtulmuş gazileri çoktur ve yine ayağı bukağılı kâfir esirleri hesapsızdır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗