Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiŞikloş (Siklós)
BALKANLAR & KAFKASYA

Şikloş (Siklós)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Şikloş (Siklós)

Sırpça (—) demektir. Ungurus krallarından [171b] Koca Matyaş Kral yapısıdır. Sonra, Süleyman Han (—) tarihinde Lagoş Kral'ı Mohaç Ovası'nda yenince kral bir batakta ölmüştü, Budin'i feth edip Ungurus krallığıyla Budin Kalesi'ni Yanoş Kral'a verip kendileri devlet ile İstanbul'a doğru yola çıktıklarında bu Şikloş Kalesi banı Budin Kralı Yanoş'a itaat edip nice zaman huzurlu oldu.

Allah'ın hikmeti Budin'de Yanoş Kral ölünce bu Şikloş banı fırsat bulup Beç Kalesi çasarı olan Ferdinand Kral'a tabi olup diğer kâfirlerin yanıltması ve telkiniyle bu Şikloş kâfirleri Ösek, Darda ve Sirem taraflarını yağmalamaya başladı. Sonunda 950 tarihinde Süleyman Han muzaffer askerleriyle ile Valpova Kalesi'ni feth edip atının yularını Şikloş Kalesi'ne çevirip Ösek Beyi Murad Bey ve Mihaç Beyi Kasım Bey tüm salt ve yüksüz askerleriyle bu Şikloş Kalesi'ni kuşattılar. Üçüncü günde zamanın Süleyman'ı padişah Şikloş vadisine çadırını kurunca 7 gün boyunca çok ateşli savaşlar olup Allah'a hamd olsun 950 senesi Rebiülâhirinin 4. Gününde [7 Temmuz 1543] aşağı kale Allah'ın yardımıyla feth olup tüm kâfirler yukarı kaya üzerindeki iç kaleye kapanırlar.

İşin sonunda kale aman ile padişaha kale anahtarlarını verip Sigetvar Kalesi'ne giderler. 950 tarihinde kale feth olup ilk yönetimi Mihaç Beyi Kasım Bey'e verilir. Hâlâ Süleyman Han yazımına göre bu Şikloş Kalesi Budin Eyaleti iken daha sonra 1009 tarihinde Sultan III. Mehmed Han zamanında Kanije Kalesi feth olur, hâlâ Kanije paşasının voyvodalığıdır ve 150 akçe payesiyle kazadır. Kethüdayeri, Budin ve kapukulu serdarı, muhtesibi, dizdarı, 170 nefer hisar eri ve ayanı vardır.

Şikloş Kalesi'nin zemini ve şekli: Bir büyük ovanın tam ortasında eğimsiz, gökyüzüne doğru boy uzatmış yüksek boylu bir kaledir ki iç kalesinin tepesine kadar 3 kat şeddadi sağlam ve kesme taş hazırlıklı bir kaledir. İç kalesi olan yüksek tepe bir sivri taştır. Daha önce bu narin kale krallara özgü saraydır. Bu iç kale; içinde çeşitli odalar, divanhaneler ve türlü türlü dinlenme yerleri ile bezenmiş, seyirlik Havarnak köşkleri ve şahnişinler ile döşenmiş bir seyre değer saray iç kaledir.

Kuzey tarafında tâ Peçoy Kalesi, batı tarafında Sigetvar Kalesi ve kıblesi yönünde Valpova Kalesi belli, cihanı seyreden bir iç kaledir.

Bu iç kalede Seyrantaşı demekle bilinen bir seyirlik kayası var, tüm ova oradan bukalemun nakşı gibi görülür. O taraf sağlam set dolma rıhtım sarp ve dayanıklı duvardır. Bu sarayın damı, çatısı ve sekilerinin üstü çeşit çeşit kiremitlerle örtülüdür.

Bu iç kalede Süleyman Han Camii var. Dizdar, kethüda, imam, müezzin, cebehane ve tahıl ambarı evleri var, başka şey yoktur. Ama bu iç kalede bir su kuyusu var ki derinliği tam 80 kulaç sert taştan kesme kayadır, ama suyu sanki âbıhayattır. Büyük nehir gibi akar bir sudur, hiç kimse bilmez ki bu kuyunun suyu nereden gelip nereye gider.

Bu iç kale hendeği içinde bir balyemez topu var, gayet büyük toptur. Ve köprü ile geçilir bu yüksek kalenin 3 kat kapısı vardır.

Şikloş'un Aşağı Kalesi'nin görünüşü: Tamamı 3 kat kaledir ve 17 adet şeddadi kaya yüksek kulelerinin tepeleri sivri sivri tahta örtülüdür ki Sührâb Mehmed Paşa Kanije valisi iken bu kuleleri tahtalar ile örtmüş gayet sağlam burçlardır. Ve her kule arası tam 100'er adımdır. Bu hesap üzere aşağı kalenin fırdolayı büyüklüğü 1.700 adet adımdır. Bu kalenin fırdolayı çevresi yalçın kesme kaya derin ve geniş hendek ve büyük çukurdur.

Doğu tarafa bir kapısı var. İç yüzünde bir âbıhayat kuyusu var. Kapının dışında hendek üzerinde ağaç köprüsü her gece makaralar ile kalkar sanatlı köprüdür.

Bu kalede hepsi 50 adet bağsız bahçesiz şindire tahta örtülü tek ve iki katlı mamur güzel evlerdir.

Ve kamusu 7 adet mihraptır. Evvelâ Süleyman Han Camii, kiliseden çevrilmiş eski bir mabetgâhtır, sanatlı değildir ama başka bir ruhaniyet vardır.

İbretlik yapısı; kale kapısı üzerinde seyre değer bir uzun saat kulesi var. Hepsi hepsi bir âbıhayat çeşmesi var ki kapı önündeki köprünün başında bulunan hayat pınarı sebilin tarihi budur:

Sahibin bilmek dilersen bu müferrih çeşmenin,
Hak rızâsın isteyüp etti Ömer Ağa yapı,
Tarihi malûm olur her kim ki su içüp [172a] deye,
Ruhu şâd olsun Haşan ile Hüseynin dâima.
Sene 1051.

Taşra varoşu: Bu aşağı kalenin dışında, doğu tarafında bir kat şehir varoşu var. Bunun da çevresi bir kat hendekli ve şarampav duvarlı palanka hisardır, ama gayet sağlam ve dolma rıhtım olup ara ara kuleleri var, ancak çit dolma tabyalardır. Nice yerde mazgal dirsekleri var ve nice yerde şahî topları vardır, ama topa muhtaç değildir, zira aşağı kale kulesinin topları tüm bu varoşu korutur.

Bu varoşun hepsi 3 adet kapısı var, biri kıble tarafına Ösek Kapısı, biri kuzey tarafa Peçoy Kapısı ve batı tarafa Sigetvar Kapısı var. Bu yazılan kapıların aralarının toplamı 2.500 adım büyük bir varoştur ki tâ aşağı kaleyi kuşatmıştır, ama yukarı iç kaleyi kuşatmamış varoş palankasıdır. Zira iç kalenin batı yönünün iki tarafında iki yerde sazlık ve bataklık göl vardır, her tarafında gayet derin çukurlar olan büyük bir göldür.

Bu varoşun tamamı 7 mahalledir; ikisi keferelerdir, beşi Müslim mahalleleridir. Ve olancası 800 adet tahta örtülü ve tahta avlulu tek ve iki katlı donanımlı ve mükemmel geniş evlerdir ki her birinde cennet bahçesi gibi bahçeler vardır.

Hepsi 7 mihraptır. Evvelâ Malkoç Bey Camii, ağaçlık içinde gölgelikli ve minaresi kurşun ile örtülü nur dolu bir camidir. Sonra Eski İskender Bey Camii, bu da eski mabetgâhtır. Gerisi mahalle mescitleri ve mezgitleridir.

Olancası 3 yerde medresedir. Bu şehirde ulemâya saygı gösterirler, ama âlim, âmil, kâmil ve fâzıl ulemâsı yoktur, ancak ölü yıkayıcısı softalar vardır. Ama onlar da kılıçları bellerinde ve kitapları ellerinde gazilerdir.

Olandası 3 yerde şanlı derviş tekkeleri var, 1 adet sıbyan mektebi var, 1 hoş havalı küçük hamamı var, 2 hanları var, ama nice poyataları (baraka) var ki gelen giden konuklar konup göçerler. Ve tamamı 40 adet dükkânlarında bir usta at nalbandı var, dünyada benzeri yoktur.

Tüm halkı Poturca konuşur, serhat esvapları giyer, ticaret ile geçinir sofra sahibi garip dostu gazi adamlardır ki serhaddin nsonudur.

Suyu ve havası hemen Peçoy Kalesi gibi güzeldir, zira Peçoy da kuzey tarafında 5 saat yakındır. Bunun da mahbûb oğlanları olur, ama hepsi yiğitlerdir. Ve cennet bahçeleri gayet çoktur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗